‘Kaybedilenler ortaya çıkarılır mı?’

‘Kaybedilenler ortaya çıkarılır mı?’

BİRLEŞMİŞ Milletler (BM) tarafından 2006 yılında ilan edilen “30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü”nde 2 milyon kayıp olayları ve faili meçhul cinayet aydınlatılmayı beklerken, “Bütün Kişileri Zorla Kaybedilmeden Korumak İçin Uluslararası Sözleşme” ise hâlâ yürürlüğe girmedi. 17 bin kayı

2 MİLYONA YAKIN KAYIP VAR

Her gün yeni kayıpların veya faili meçhul cinayetlerin yaşandığı dünyada, bu güne kadar kaybedilenlerin sayısının net olarak bilinmemekle birlikte 2 milyona yakın olduğu tahmin ediliyor. Uluslararası Kızılhaç raporuna göre Irak’ta 1980’den bu yana kaybedilenlerin sayısı 375 binle 1 milyon arasında iken, Yugoslavya’da on yıl önceki çatışmalar nedeniyle de hâlâ 17 binden fazla, Angola’da 22 bin kişi kayıp. Bunların dışında da Şili, Arjantin, Cezayir gibi ülkeler başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yüz binlerce insan hâlâ kayıp. Kayıp ve faili meçhul cinayetler konusunda gündemden düşmeyen Türkiye’de ise insan hakları örgütlerinin raporlarına göre bu güne kadar tespit edilen 17 bin kayıp bulunuyor.

ARAYIŞLAR

BM’nin ilan ettiği 30 Ağustos Kayıplar Günü ve hazırladığı sözleşmeye rağmen, kayıp olaylarının aydınlatılması için devletler tarafından şimdiye kadar ciddi bir girişim olmazken, çeşitli ülkelerde kayıp yakınlarının eylem ve etkinlikleri ise devam ediyor. Bazı ülkelerde bu eylemlilikler sonuç verirken, birçok ülkede ise hâlâ devam ediyor. 1976 ve 1982 yılları arasında, Arjantin’de yapılan darbe sonucunda kaybedilen 30 bin kişinin akıbetinin öğrenilmesi için 1977’de bir grup annenin hükümet binası önünde bulunan Plaza Del Mayo’da (Mayıs Meydanı), başlattıkları eylem, tüm baskı ve şiddete rağmen, sonuç verdi. Plaza Del Mayo Anneleri olarak tüm dünyada tanınan ve sayıları gittikçe artan annelerin mücadelesi sonucunda, araştırmalar yapıldı ve kayıpların öldüğü ortaya çıktı. Ancak anneler generallerden hesap sorulması için eylemlerine devam ettiler. Yine Cezayir’de Kayıp Aileleri Kolektifi’nin verdiği mücadele, dünyada kayıp yakınları için verilen mücadelelerden biri olarak biliniyor.

CUMARTESİ ANNELERİNİN DİRENİŞİ SÜRÜYOR

Yakınlarını ve sevdiklerini bulmak için dünyanın birçok yerinde aynı duygu ve düşünceler ile mücadele başlatan kayıp yakınları, 17 bin faili meçhul cinayetin ve kayıpların bulunduğu Türkiye’de de “Cumartesi Anneleri”, “Kayıp yakınları” ve “Dayikên Şemiyê” adı altında arayışlarını sürdürüyor. Kayıp ve failli meçhul cinayetlerin yoğunca yaşandığı 1990'lı yıllarda arayışa başlayan kayıp anneleri, "Failler Belli Kayıplar Nerede" sloganı ile 27 Mayıs 1995 tarihinde İstanbul Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelerek kayıpların akıbetini sormaya başladı. Her türlü zorluğa ve baskıya rağmen, her hafta Cumartesi bir arayan gelen anneler, "Cumartesi Anneleri" olarak anılmaya başlandı. 16 yıldır eylemlerini sürdüren annelerini sesini kimse duymazken, 12 Haziran genel seçimleri öncesinde ilk defa Başbakan Erdoğan annelerden bir heyet ile görüştü. Bu görüşmede kayıpların akıbeti için gerekenin yapılacağı belirtilmesine ve mecliste bir alt komisyon kurulmasına rağmen, bir kişinin gözaltında öldürüldüğü itirafının dışında bir gelişme yaşanmadı.

KAYIP YAKINLARI VE DAYİKÊN ŞEMİYÊ

Cumartesi Annelerinin eylemi devam ederken, kayıpların en çok yaşandığı bölgede ise, son yıllarda ortaya çıkan toplu mezarlar ve itirafların ardından Kayıp yakınları Diyarbakır ve Batman’dan da her hafta cumartesi günleri eylem yaparak kayıpların akıbetini sordu. Bu eylemler devam ederken, faili meçhul cinayetlerle anılan Şırnak’ın Cizre ilçesinde de kayıp anneleri “Dayikên Şemiyê” adı altında her cumartesi oturma eylemi düzenleyerek çocuklarının akıbetini soruyor.
Türkiye’de son yıllarda yapılan itiraflar doğrultusunda yüzlerce toplu mezarın olduğu tespit edilirken, bunlardan 88’inde bin 298 kayıp kişinin naaşlarına ulaşıldı. Cizre, Diyarbakır, Dersim, Bitlis’te yapılan kazılarda insan kemiklerine ulaşılırken, Diyarbakır’da görülen JİTEM davasının dışında şimdiye kadar herhangi bir soruşturma veya dava açılmış değil. Eylemlerinde kararlı olan kayıp yakınları ise, “Kaybedilenler ortaya çıkarılır mı?” diye sorarak, olayların aydınlatılması için toplumsal muhalefete işaret ediyor. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net