1 Aralık

1 Aralık'tan yansıyanlar

Emek Platformu'nun dün İstanbul'da gerçekleşen eyleminde, genel görüntünün bir fotoğrafını vermek bakımından şunların altı çizilebilir.

1 Aralık'tan yansıyanlarİzlenim/ Fatih PolatEmek Platformu'nun dün İstanbul'da gerçekleşen eyleminde, genel görüntünün bir fotoğrafını vermek bakımından şunların altı çizilebilir. Eylemdeki işçi katılımını, başta Yol-İş olmak üzere, Türk-İş'e bağlı sendikalar belirledi. Alana Şişli kolundan giren diğer işçi konfederasyonu Hak-İş'te Parsat Piston işçileri dışında, "Eylemde Hak-İş vardı" dedirtecek bir durum yansımadı. Alana havasını veren Şişli kolunda, "Ordu millet el ele, milli cepheye" panktartları ile katılan İP ise, işçi ve emekçilerin kafasını karıştırarak onları sisteme bağlama gayretiyle o kolun en olumsuz karesini oluşturuyordu.İş, ekmek, özgürlük taleplerini alana taşıyan işçilerin yan tarafında böyle bir kare hiç yer almasa elbette çok daha iyi olurdu.Perpa kolundan alana giren kolda ise, DİSK ve KESK katılım açısından zayıf kalırken, bu kolda, EMEP, HADEP ve ÖDP'den oluşan partilerin katılımı ağır bastı. EMEP, kortejinde, işsizlik, yoksulluk ve açlığa karşı talep ve sloganlar, emperyalist savaşa karşı taleplerle birleştirildi. Savaşa, silahlanmaya değil, eğitime, sağlığa bütçe talebi öne çıktı. "Amerikan askeri olmayacağız" pankartı taşıyan ve YÖK'e karşı taleplerini de dile getiren Emek Gençliği'nin alana belirli bir çalışma ile katıldığı dikkati çekiyordu. HADEP, "Kürtçe dilimiz, kimliğimizdir" sloganını alana taşırken, EMEP kortejinden de güçlü bir biçimde "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganı atıldı. Ancak ne var ki, 1 Aralık'a hazırlık sürecinde katıldıkları birçok toplantıda Emek Platformu'nun merkezinde görev alanların vurgu yaptığı bağımsızlıkla ilgili talepler alana yansırken, Kürt sorunu ile ilgili olarak OHAL'in kalkması, Kürt sorununun halkların kardeşliği temelinde çözümünü, bölgede yaşamın olağanlaşmasını öne çıkartan talepler alana yansımadı. Bunun sanki ilan edilmemiş, ama zımmi bir biçimde, eyleme katılan partilerden bazılarına havale edildiği gibi bir görüntünün hakim olduğu söylenebilir. Kıbrıs sorununun, Kıbrıs'ta iki taraf halkının istekleri doğrultusunda çözümünü ifade eden herhangi bir talep ya da pankart da alanda yoktu. Bu eylem, eğer Emek Platformu'nun bugünkü faaliyetinin bir ölçüde de olsa, bir göstergesidir diye kabul edilebilirse, Emek Platformu'nun programının geliştirilmesi bakımından kapsaması gereken, 1 Aralık'a hazırlık toplantılarında ifade edilen taleplerin, yukarıda değindiğimiz belli başlıları açısından çekingen ve ürkek davranıldığı görüldü. Üstelik, Emek Platformu'nun Diyarbakır'da yapacağı 1 Aralık eyleminin yasaklanmış olduğu gibi bir gerçek de ortadayken, OHAL'in kaldırılması, bölgedeki demokratikleşme ihtiyacına dikkat çeken talep ve sloganların, en kitlesel 1 Aralık eyleminin gerçekleştiği İstanbul'da öne çıkması kuşkusuz çok etkili ve anlamlı olurdu.Alana yansıyan diğer bir görüntü de, ÖDP'deki ayrışmaydı. Bir süre öncesine kadar birlikte yürüyen ÖDP bileşenleri içinde, bu kez ayrı yürüyenler vardı. Ve ÖDP'nin katılım bakımından da, zayıf ve hazırlıksız bir görüntü verdiği söylenebilir.Ayrıca, tarihin en kitlesel basın emekçisi kıyımının yaşandığı bir dönem olmasına rağmen, basın emekçilerinin Emek Platformu'nun 14 Nisan'daki eylemine gösterdikleri katılımdan dünkü eylemde eser yoktu. TGS pankartının arkasında çok sınırlı sayıda gazeteci vardı.İstanbul'da dünkü yağışlı havanın, eyleme halk katılımını bir ölçüde de olsa etkilediği söylenebilir. Bununla birlikte, eylemde ifade edilen taleplerin halka taşınması, mal edilmesi ve halkın haberdar edilip katılımının sağlanması bakımından da hazırlıksız bir durum yansıdı. Belediye otobüsleri sıradan bir gündeki sıklıkla çalıştı. Tüm bunlar ve başka etkenler birleşince, IMF'nın, sermayenin, hükümetin saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde, bunlara karşı mücadele bakımından, İstanbul'da kentin geneline nüfuz eden güçte bir durum dün için ortaya çıkamadı. Ancak tüm bunlarla birlikte dün İstanbul'da gerçekleşen eylem, işçi katılımının ağırlığını koyması durumunda eylemin niteliğinde bir işçi tarzının belirginleşebildiğini ve bunun, sermaye saldırılarına karşı emekçilerin birliği ve mücadelesinin güçlendirilmesi, işçi ve emekçilerin ülkenin kaderine el koyması bakımından ne kadar yaşamsal bir önem taşıdığını göstermesi bakımından önemliydi.
www.evrensel.net