Direnişte geçen 100 gün

Aktif Dağıtım işçilerinin sendikalaşma mücadelesi 100 günü doldurdu. Patronun oyunlarına, baskılara, gözaltılara ve işkenceye boyun eğmeyen işçiler, ilk günkü kararlılıklarını sürdürüyor.

Direnişte geçen 100 günMuzaffer ÖzkurtTÜMTİS'e üye oldukları için işten atılan Aktif Dağıtım işçilerinin direnişi 100 günü geride bıraktı. Birlik ve beraberliklerinin zaman geçtikçe daha da güçlendiğini söyleyen Aktif Dağıtım işçilerinin diğer sendikalardan bir istekleri var: "Aktif işçisi yalnız değildir" sloganının gereğinin yerine getirilmesi. İşçilerin 100 gün önceki durumuyla şimdiki arasında "dünya kadar" fark olduğunu söyleyen Aktif Dağıtım işçisi Selahattin Karaman, ilk günlerde sendikaya üye olmaktan çekindiklerini, şimdi ise tüm korkularını yendiklerini ifade etti. Sendikal mücadele ile haklarını aramayı öğrendiklerini söyleyen Karaman, "Aynı işyerinde çalıştığımız halde tanımadığımız arkadaşlarımızla birliği öğrendik. Sonuna kadar gidip kazanacağız" diye konuştu. Direnişe başladıkları ilk günün heyecanını, birlik ve beraberliği yaşamaya devam ettiklerini dile getiren Hüseyin Güzelgün, bu birliğin dağılmayacağını söyledi. "Bizim amacımız sendikalı olarak işe geri dönmek. Patron çeşitli baskılarla bizi dağıtmak istese de kararlılığımızı sürdürdükçe başarılı olamayacak" diyen Güzelgün, beş defa polis tarafından gözaltına alındığını ama yılgınlık yaşamadığını anlattı. Sendikaları TÜMTİS'in maddi ve manevi olarak hiçbir zaman kendilerini yalnız bırakmadığını ifade eden Güzelgün "100 gün değil 100 sene olsa bıkkınlık olmayacak" dedi.

Dayanışma çağrısı Murat Nalbant da mücadele süresince çeşitli baskılara maruz kalanlardan. En son ifadesi alınacağı iddia edilerek çağırıldığı İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltına alınmış ve hafta sonu boyunca gözaltında tutulmuş. "Patronun asılsız suçlamaları ile haksız yere gözaltına alındık" diyen Nalbant, bu baskıların kendilerini yıldıramadığını dile getirdi. Uzun süren direniş nedeniyle ekonomik olarak zorlandıklarını anlatan Nalbant sözlerini şöyle sürdürdü: "Türk-İş ve diğer sendikalar maddi ve manevi olarak destek verirlerse biz daha kolay başarıya ulaşırız." Hasan Çelik ise sendikal mücadeleye direniş başladıktan bir ay sonra katılmış. "Patron benim arkadaşımdı. 1996'da bir sendikal faaliyet olmuştu. Başarıya ulaşmadı ve ben o zaman söz vermiştim 'Bir daha sendikal faaliyette bulunmayacağım" diye. Sendikaya da, işçilere de güvenmiyordum. Ama yine de arkadaşlarımın yanında olamadığım için üzülüyordum. Daha sonra aralarına katıldım" diyen Çelik, direnişe verilen desteğin yeterli olmadığını belirtti. Çelik, "Sendikanın işçileri sahiplendiğini gördüm. Arkadaşlar da davalarına sonuna kadar sahip çıkıyor. Tek üzüntüm diğer sendikaların yeteri kadar destek vermemesi. 'Aktif işçisi yalnız değildir' sloganını atanlar, gereğini yerine getirmeliler" dedi.
www.evrensel.net