Schweyk 2. Dünya Savaşı

Schweyk 2. Dünya Savaşı'nda

Schweyk tipini oynayan aktör, Kemal Kocatürk'e, Brecht'i anımsatan bir görünüm verilmiş gibi geldi. bana. Oyunun yazarı böylece sahnedeydi.

Schweyk 2. Dünya Savaşı'nda"Schweyk'ı hemen hemen bitirdim. Cesaret Ana'ya karşıt bir oyun. 27'de Piscator için yazdığım ve salt romandan montaj olarak yaptığım Schweyk'la karşılaştırılırsa; Habsburg Hanedanı'nın geleneksel baskı rejiminin Nazi işgaline dönüşmesine uygun olarak, İkinci Dünya Savaşı'ndaki bu Schweyk çok daha keskin" diye not etmiş çalışma günlüğüne Brecht, 24 Haziran 1943'te. Bugünlerde Şehir Tiyatroları'nın Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde Yücel Erten'in çevirip sahneye koyduğu Schweyk II. Dünya Savaşı'nda oyununu seyredeceklerin, bu satırları bilmesi önemli. Brecht'in öteki oyunlarından daha saldırgan bir oyunla karşı karşıya olmanın getirdiği bir yadırgama şoku yaşıyorlar önce. Sonra oyunu yorumlarken bu sertliği katılaştıran bir yorumla karşılaşıyorlar. Yönetmen de, Brecht kadar yanlıdır. Oyun kişilerinde ek yorumlar yapmıştı: Hitleri, Demet Bozyaka'ya, bir kadın oyuncuya oynatarak onun emir verme, övünme sahnelerine, doğal bir efeminelik katmış. "Tam yetkili topyekun savaş sorumlusu" Paul Joseph Goebbels rolünü ise boyu olağandışı kısa olan Emirali Timurlenk'e oynatarak karikatürize etmiş. Çok yemekten şişmanlayıp kadınsılaşmış Baloun rolünü de Candan Sabuncu'ya vermese, yönetmeni, kadınsılığı hor görmekten yargılayabilirsiniz. Oysa Baloun kendince yiğit. Ve doğal olmayan iştahının kendini sürükleyeceği işbirlikçilik batağına karşı koyuyor.Schweyk, Türk okurunun, Aslan Asker Şvayk adıyla bildiği bir romanın kahramanıdır. Çek yazar Jaroslav Haşek'in bu romanı, epizodlar biçiminde kurgulanmıştır. Militarizme, savaşa, çürümüş değerlere karşı olan bu sıradan Çek'in en önemli özelliği zekâsıyla, baskıyı yenmeye çalışmaktır. Birbirinden bağımsız olayların yanyana gelişinden oluşan bu alaysı roman çeşitli biçimlerde ve zamanlarda sahneye konmuştur. Şehir Tiyatroları Basın Danışmanlarından Üstün Akmen bir yazısında Türkiye'deki Schweyk oyunlarını şöyle sıralıyor: "Charles Apotheloz'un oyunlaştırmasından Selahattin Hilav'ın Türkçeleştirdiği, Ergun Köknar'ın Arena Tiyatrosu'nda 1963'te sahneye koyduğu (...) Aslan Asker Şvayk'ı, 1970'in hemen başında Dostlar Tiyatrosu'ndaki Genco Erkal, Macit Koper, Salih Kalyon, Mehmet Akan, İhsan Bilsevli oyunu ve nihayet 1970'ler sonunda da 1980'ler başında Şan Tiyatrosu'nda Can Yücel'in çevirisi, Başar Sabuncu'nun yorumuyla Şener Şen'den 'Sade Vatandaş Şvayk Hitler'e Karşı' adı altında izlediklerimi unutamıyorum."Schweyk,Yücel Erten'in yorumunda Eisler'in "karşıtının düşüncelerini sonuna kadar, yani saçmalık noktasına kadar ileri götürerek karşıtını silahsız bırakan bir direniş biçimi" diye tanımladığı biçimde davranıyor. Karşısındaki Nazileri gereğinden fazla biçimde olumluyor, onların döverek almayı düşündükleri "Siz nasıl emrederseniz öyle" yanıtı onun doğal yanıtıdır. Bu yanıtı, tuvaletlerlerle ilgili sorular için veriyor. Ancak o kadar ciddi veriyor ki bu yanıtları, karşısındaki şaşırıyor. Bu yanıtı onun saflığı ya da sersemliği ile açıklamak isteyip "Aptal mısın?" diye soruyor, yanıt "Evet, Bu konuda çeşitli kurullardan raporum var" oluyor. "Fermanlı Deli Hazretleri" Schweyk , Kupa Meyhanesi'nin sahibi Anna Kopecka ile bir sivil direniş birimi oluşturmakta, müşterilerini olabildiğince bu birime katmaya çalışmaktadır. Meyhanenin Alman müşterileri olan askerler ve gizli servis elamanları, durumun farkındaysalar da kesin kanıt bulamazlar. Oyun, Schweyk'ın Stalingrad'a, Hitler'e gidişiyle son bulur. İlginç olan, oyunun yazıldığı sırada savaş henüz bitmemiştir ve Stalingrad'ın bir dönüm noktası olacağını kimse bilmemektedir. Brecht, bu oyunda sanatçı sezgisiyle davranmıştır. Schweyk tipini oynayan aktör, Kemal Kocatürk'e, Brecht'i anımsatan bir görünüm verilmiş gibi geldi. bana. Oyunun yazarı böylece sahnedeydi. Burada bir parantez açmak gerekiyor, Brecht bu oyunu yazdığı sırada evlilik dışı oğlu Frank Banholzer cephededir ve 13 Kasım 1943'te 23 yaşında Nazi Ordusu'ndaki pek çok genç gibi ölecektir. Bu bilgi Brecht'in bu oyundaki tavrını açıklıyor. Oyunda benim için de bir başka özellik vardı. Anna Kopecka'yı oynayan Aslı Öngören. Vasıf Öngören'in kızı olan Aslı, yüzünün kimi özellikleriyle, belki de yalnızca bana, babasını andırıyordu. Usta oyunculuğunu bu yüzden yeterince algılayamadım. Onu ana-baba mesleğini sürdüren bir oyuncu olarak görmedim elbet de. Sahneden çok sahne gerisini tercih eden Vasıf'ı seyrediyorum sanısına kapıldım. Schweyk, günümüz seyircisi için katı bir oyun sayılabilirdi. Bence sahne tasarımı, tanklar, oyuncaklar ve kar makineleriyle desteklenen dekor sayesinde oyunun görselliği şenlendirilmiş. Bu oyunu kaçırmamak gerekiyor. Ancak oyunun önemli bir yanı olan ve Brecht oyunlarının olmazsa olmaz parçası, şarkıların sözlerinin zor algılandığını anımsatmalıyım. Belki benim izlediğim gün öyleydi. Ancak şarkı sözlerinin bulunduğu bir broşür, müzik yönetmeni Çiğdem Erken'in Türkiye'de ilk kez geniş biçimde yorumlanan Eisler ile ilgili çabalarının boşa gitmesini engelleyebilir.
www.evrensel.net