Türkiye

Türkiye'ye AGSP baskısı

ABD ve AB, Avrupa ordusunun önceli olarak bilinen AGSP'nin NATO'nun imkanlarından yararlanması karşısındaki Türkiye engelinin kaldırılmasını istiyor.

Türkiye'ye AGSP baskısıTürkiye, Avrupa Birliği (AB) ordusunun önceli olarak adlandırılan Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP)'na yönelik engellemelerini sona erdirmesi için diplomatik taarruz altında. Önceki gün Türkiye, İngiltere ve ABD'li yetkililer arasında gerçekleştirilen görüşmelerde "kısmi ilerleme" sağlandığının açıklanmasının ardından, dün de AB Dönem Başkanı Belçika'nın Başbakanı Guy Verhofstadt ani bir kararla Ankara'ya geldi. AB ve ABD, 6 Aralık'taki NATO Konseyi ve 15 Aralık'taki AB zirvesinden önce Türkiye pürüzünün giderilmesini istiyor.

10 saatlik pazarlıkAGSP konusunda Türkiye, İngiltere ve ABD arasında önceki gün yapılan 10 saatlik görüşmede, anlaşma sağlanamasa da, "ilerleme" kaydedildiği öğrenildi. Türkiye'den Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal, ABD'den Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Robert Bradtke, İngiltere'den ise Dışişleri Bakanlığı Siyasi Direktörü Peter Ricketts'ın katıldığı "pazarlık" çıkışında açıklama yapan, Uğur Ziyal, ''Bu konuda ilgili makamlara bilgi vereceğiz. İyi niyetli bir görüşme oldu'' diye konuştu. Gelen bilgilere göre, toplantıda Türkiye'ye, AGSP ve Avrupa ordusunun Türk-Yunan anlaşmazlıklarında ve Kıbrıs konusunda devreye girmeyeceği güvencesi verildi. Bu güvence, "iki NATO üyesi" veya "AB üyesi bir ülkeyle NATO üyesi bir ülke" arasındaki sorunlarda AGSP'nin kullanılmaması şeklinde formüle edileceği ifade edildi. Öte yandan, Türkiye'nin, AB'nin AGSP aracılığıyla NATO olanaklarını kullanmadan gerçekleştireceği operasyonlarda "katılımcı" olma talebi reddedildi. ABD ve İngiltere, bu konuda Türkiye'nin "danışılacak ülke" statüsüyle yetinmesini istiyor.

Türkiye baştan beri karşıTürkiye, NATO imkanlarından yararlanılarak AGSP'nin yürürlüğe sokulması tartışmalarının başından beri, yine halledilemeyen bu konudaki ısrarını sürdürüyor. ABD nüfuzundaki NATO'dan özerk bir askeri güç oluşturmayı amaçlayan AB, 1999 sonunda Helsinki zirvesinde, 2003 yılına kadar, 60 bin askerlik bir "acil müdahale gücü" oluşturmayı kararlaştırmıştı. Ancak AB'ye üye ülkelerin çoğunun askeri imkanları, böyle bir gücü oluşturmaya yeterli değil. Bu yüzden AB, özellikle planlama, istihbarat ve yüksek teknoloji alanlarında, NATO'nun imkan ve yeteneklerini kullanmak istiyor. Bu plana göre, Türkiye gibi NATO'ya dahil olan ama AB'ye üye olmayan ülkeler oluşturulacak askeri gücün karar mekanizmasında AB üyeleri kadar hak sahibi olamıyor. Öte yandan, AB'nin NATO'nun imkanlarından yararlanması için, Türkiye'nin de onayı gerekiyor. Türkiye ise başından beri bunu reddediyor. AB'nin 15 Aralık'ta Belçika'nın Laeken kentinde gerçekleştireceği zirvesinde, AGSP konusunda "Türkiye'nin tavrı ne olursa olsun", "hareket için yeşil ışık yakılması" öngörülüyor. Ancak bu durumda, AGSP'nin NATO'nun olanaklarından yararlanaması söz konusu. Bu yüzden 6 Aralık'taki NATO Konseyi toplantısı merakla bekleniyor.

Belçika Başbakanı geldiÖnceki gece Ankara'da ABD, İngiltere ve Türkiye arasındaki görüşmelerden kesin sonuç çıkmaması üzerine, AB Dönem Başkanı Belçika'nın Başbakanı Guy Verhofstadt'ın dün ani bir kararla Ankara'ya geleceği açıklandı. Önceki gün İngiltere Başbakanı Tony Blair ile görüşen Verhofstadt'ın Başbakan Bülent Ecevit ile görüşme amacının AGSP konusunda Ankara'yı "ikna çabası" olduğu öğrenildi. Belçikalı kaynaklara dayandırılan haberlerde, Türkiye'den "daha yapıcı ve ılımlı bir yaklaşım" sergilemesinin istendiği belirtiliyor. Hatta bazı yorumcular, Laeken zirvesinin başarısının, Türkiye'nin yarattığı pürüzlerin giderilmesine bağlı olduğunu söylüyorlar. Verhofstadt'ın Ecevit ile görüşmesindeki gündem maddeleri içinde, Türkiye'nin AB üyeliği süreciyle Kıbrıs konularının da olduğu belirtiliyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Halkevleri hep sanıkTuna ArıgüçHalkevleri'ne uygulanan yasaklar ve hakkında açılan davalar, Türkiye'deki düşünce ve ifade özgürlüğü alanındaki yasakların geldiği noktayı gösteriyor. Basın açıklamaları ve çeşitli etkinliklerinden dolayı hakkında çok sayıda dava açılan Halkevleri'nin kimi şubelerine getirilen ilginç yasaklar ve cezalar, "Bu kadar da olmaz" dedirtiyor. Halkevi İzmir Şubeleri, 'bardak fazlalığı', 'tüp bulundurma' gibi nedenlerle cezalandırılırken, Zonguldak Kilimli Şubesi'nin kitaplığı da kırmızı bantla çevrilerek, okuyuculara bir süre kapatıldı. Basın açıklamaları, gösteriler, yayınlar ve bildirilerden ötürü yöneticilerine ve üyelerine açılan davalar ile Halkevleri üzerindeki yargı baskısı eksik olmadı. Halkevleri üyelerine, "Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Yasası'na muhalefet"ten açılan davaların sayıları bilinmiyor. Halkevleri'ne son iki yılda açılan davaların çokluğu faaliyet alanlarına yönelik yargı kıskacını gözler önüne seriyor. Halkevleri üyeleri parti, sendika ve kitle örgütlerinin düzenlediği etkinliklere katıldıkları için de yargılandılar. Emek Platformu'nun 2000 yılında düzenlediği gösteriye katılan bazı Halkevleri yöneticileri, Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nde izinsiz gösteri yapmaktan yargılanmaya başladılar. 2001'de Eskişehir Halkevi Başkanı Nurperi Işık Özlü ile birlikte 4 yönetici, Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilginç gerekçelerle yargılandılar. "Değişik tarihlerde basın açıklaması yapmak, gözaltından çıkanlara çiçek vermek" suçlamasıyla yargılananlar, "Çiçek vermek ne zamandan beri suç oldu?" diye soruyor.

Birinden çık ötekine girİHD'nin 2000 yılında Bayrampaşa Cezaevi önünde yaptığı basın açıklamasına katılan Samut Karabulut, Halkevi yöneticisi Zeynep Çelik ve Okmeydanı Halkevi yöneticileri ile üyeleri, Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde izinsiz gösteri yapmak suçundan yargılandılar. Aynı üyeler bu kez de 2001 yılında yine İHD'nin yaptığı basın açıklamasına katıldıkları için İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılandılar. Zeynep Çelik, bu iki davanın yanı sıra, 2000 yılında bir kitle örgütünün yaptığı basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle İstanbul 11. Asliye Ceza ile Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemeleri'nde yargılandı. 2001'de de Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanması ile birlikte Çelik iki yılda aynı suçlamayla 5 ayrı hakim karşısına çıkartılmış oldu.Ümraniye Halkevi Üyesi İrfan Karcığa, Çelik ile aynı kaderi paylaştı. Karcığa, kitle örgütlerinin yaptığı basın açıklamasına katıldığı için sırasıyla Üsküdar 4. Asliye Ceza, 2. Asliye Ceza, Beyoğlu 7. Asliye Ceza mahkemelerinde yargılandı.Halkevleri çoğu kez de yargı yoluyla kapatılmak istendi. Eskişehir Valiliği tarafından açılan soruşturma ile Eskişehir Halkevi'ne kapatma davası açıldı. İddianamede, "Davalıların yönetim kurulu üyeleri oldukları derneğin suç sayılan eylemlerin kaynağı haline geldiği evrak kapsamından anlaşılmakta" ifadesi kullanıldı. Halkevleri avukatları, "Bu ne tür bir suçtur belli değil. Çetelere yardım mı edilmiş, ne yapılmış?" diye soruyor.1999'da Halkevleri Genel Sekreteri Abdullah Aydın, 1 Eylül 1996 tarihinde Dünya Barış Günü nedeniyle Ankara'da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmadan dolayı aldığı ceza yüzünden cezaevine konuldu.F tipi cezaevleri operasyonuna karşı yürütülen muhalefet çerçevesinde, basın açıklaması gibi etkinliklere katılan Dikmen Halkevi Başkanı Şükran Eken, İlker Halkevi Başkanı Tarık Çalışkan ve halkevleri üyesi Galip Çalışkan bir süre tutuklu kaldı. 3'ü tutuklu toplam 30 yönetici Ankara DGM'de, "yardım ve yataklıktan" yargılanmaya başladı. Halkevi'nin Ankara'daki 5 şubesine yapılan baskınlarda bulunan dokümanlar suç unsuru olarak gösterildi. Bunlar cezaevlerine ilişkin açıklamalar, panoya asılı yazılar, üyelerin katıldıkları etkinliklere ilişkin fotoğraflardan oluştu. Halkevleri gazetesinin sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Dursune Yıldırım hakkında da DGM'de F tipi cezaevlerine ilişkin yazılardan ötürü 2001 yılında dava açıldı. Davanın iddianamesinde, "Hücre ölümlerle geldi, işte hakimiyet operasyonları, bu vahşet ne kadar sürecek" gibi ifadelerin gazetede yer alması suç olarak gösterildi. Her iki davada da hukukçular, ilgili yasada, "Belli bir örgüte sistemli yardım etmeyi" içerdiğine işaret ederek, hücre tipi cezaevlerine ilişkin görüşlerin bu kapsama alınmasının hukukdışı olduğunu vurguladılar.

Trajikomik davalarHalkevleri'nin karşılaştığı ilginç dava ve cezalar birkaç tane değil. Halkevlerinin İzmir Atatürk Şubesi'nde yapılan bir aramada bardaklar sayılarak polislerce tutanaklara geçildi. Aramadan sonra valilikçe düzenlenen hazırlık soruşturması ile halkevi, "Fazla bardak bulundurduğu" gerekçesiyle, "Dernekler Yasası'na muhalefetten" yargılandı. Halkevleri İzmir Şubesi'ndeki benzer bir aramada ise dernek binasında bulunan mutfak tüpü yetkililerin ilgisini çekti. Şube, tüp nedeniyle yargılandı. Bunlardan daha ilginç bir yargılama ve cezalandırma olayı Zonguldak Kilimli Şubesi'nin başına geldi. Şubede yapılan arama ve kimlik kontrolü sırasında üye olmayanların binada bulunması suç sayıldı. Suçun cezası ise şubenin kütüphanesinin başına patladı. Kütüphane bir süre kırmızı bantla çevrilerek, okuyuculara yasaklandı.
www.evrensel.net