Uçurumun dibinde...

Uçurumun dibinde...

İFSAK 17. İstanbul Fotoğraf Günleri'ne 'Beth' isimli fotoğraf sergisiyle katılan Magnum fotoğrafçısı Kent Klick, Danimarkalı eroinman bir kadının hayatından kesitler sunuyor.

Uçurumun dibinde...Gerçekten yoksulduk ve babam durmaksızın çalışırdı ve onu hemen hemen hiç göremezdim.Deli gibi dayak yerdim... Annem her yanım morarana kadar döverdi beni. Yatağa işediğimde, onyedime kadar işedim, delirirdi. Tamamen isterikti ve dizlerimin iki yanını bıçakla çizerdi. Gözyaşlarına boğulurdum ama bağıramazdım. Belki de isterisinin ve beni dövüşünün nedeni babama benzememdi. Beni göndermeye karar verdiler.Annem kör oluyordu ve bu yüzden bir iş bulamıyordu. Babam 4 çocuğa bakmak için elinden geleni yapıyordu; önce varoşta, sonra da kurumlarda... 9 yaşına gelip gerçek bir okula başlayana kadar bir sürü kurumu dolaşmıştım. Bütün o kurumlarda gerçekten arsızın biri olmuştum. Gerçek bir aileyi özlüyordum ama enstitülerde geçirdiğim zaman da güzeldi. Evde olmaktan daha iyiydi, nedense...Himmelbjerggard beni gönderdikleri son çocuk kurumuydu. Sonra tekrar eve gönderildim. Annemle babamın boşandıkları dönemdi. Ben bunun en iyisi olduğunu düşünüyordum ama babamın hali berbattı.Haşhaş içip afyon çiğnemeye başladım. Bir keresinde vuruş da denedim. O zamanlarda uyuşturucu için heriflerle çıkmaya başlamıştım. 17 yaşındaydım. 1967-68 de bu normaldi.
***
Fahişeliğe başladığım zaman, hiç tek başıma değildim. Korkunç tecrübeler yaşadım.18 yaşındaydım ama çok daha küçük gösteriyordum. Kendime bakmaya başladım. Evsizdim, o yüzden beni Danimarka Evsizler Derneğine koydular. Uyuşturucu paramı kazanmak istiyorsam, bir seçim yapmak zorundaydım - ya uyuşturucu satacaktım ya da fahişelik yapacaktım. Ah, ne iğrençti! Uçmadan yapmak imkânsızdı. Fahişeliği bırakıp uyuşturucu satmaya karar verdim. Her şeyden bıktığımı hissetmeye başladım. Gördüğüm her şey köküne kadar çürümüştü ve intiharı düşünmeye başlamıştım.İyi bir uyuşturucu satıcısının bir gözü her zaman polislere karşı açık olmalı ve her zaman müşterileri için hazır ve onlara bir dost olmalıdır. Bazen sana geldiklerinde ölmek üzeredirler. Sadist satıcılar insanı bekletirler. Daha önce yapmaları gereken önemli (!) şeyler olur: Yatağı toplamak; etrafı düzeltmek. Hıyar herif sana istediğini verene dek her saniye bir saat gibi gelir.O kadar çok insan gördüm ki en ufak bir gurur parçası kalmamış içlerinde. Ne istediklerini bile sormazdım: "Almıyorsan, alma! Git kendini ..!" İşler böyleydi. Malı olan kralların kralıydı.25 yaşında ilk kez bırakmayı denedim. En dibe vurmadan bağımlılıktan kurtulmaya çalışmayacağım belliydi. Ağlamaya başladım ama duramıyordum; yıkandım ama yine de o karıncalanma hissi üstümdeydi. Gece olmadan dışarı çıkamıyordum.Eğer fahişeysen dayanabilmek için ekstra bir doz alman gerekir ve bir doz daha ve bir daha...Konuşabileceğim tek kişi bile yoktu. Normal bir yaşam sürdürmek için desteğe ve yardıma ihtiyacı oluyor insanın... Hiçbir zaman problemleriniz hakkında konuşabileceğiniz birini bulamazsınız ve her seferinde sizi yeni bir sosyal yardım memuruna gönderirler.Vesty (yatakhanesi) yoldaki son duraktı. Burada ölürlerdi. Birisi 14 gün sonra bulunmuştu odasında. Başka bir tanesi "Bahçeye çıkıp kendimi yakacağım" demişti ve Sondermarken Parkı'na gidip yakmıştı kendini. Kimse yapacağına inanmıştı. Gerçekten dipteydim. Hiç gücüm kalmamıştı ve bu dünyayı terk etmek üzereydim. Birkaç uyku hapı aldım. Ama işe yaramadı ve bir ambulansla Kommune Hastanesi'ne kaldırıldım. Kendime geldiğimde, berbat durumdaydım: Pneumonia, ülser ve kalbimde de bir sorun. Dördüncü sorunu hatırlayamıyorum. Beynime hasar vermiş olmaktan korkuyordum. Eğer beynin de bozulmuşsa, olayların farkına kendin varamıyorsan, zaten ölmüşsündür.Gerçek şu ki, yıllardır etrafımdaki her şey çürüyor. 30'uma geldikten sonra işler daha da kötü gitmeye başladı. Gece geç işe çıkarsam genellikle yalnız oluyordum. Kolay para, kokuşmuş bir iş ve umurumda bile değil... Son heriften sonra hemen duşa giriyor, üstümdeki kiri atmak için keseleniyordum ama hiçbir zaman yok olmuyordu: Çünkü içimdeydi...
***
Kendim hakkında konuşmam gerektiğinde, beynimdeki teyp otomatik başlıyor: "Rokskilde'de yaşıyorum ve bir öğrenciyim. Bir doktor ve bir avukat kendilerine ait evin ikinci katında saygıdeğer eşleriyle yaşıyor. Alt katlarını genç bir öğrenciye kiralıyorlar: İşte bu benim... Dişçiye randevu aldım yarın gideceğim" Hep aynı hikâyeydi anlattığım- ufak ayrıntılar dışında.
***
Eğer bağımlıysan herkes için bir hırsız ve yalancısındır, kimse sana güvenmez. Bu sefer bırakmak istediğimden emindim ama nasıl yapacağımı bilmiyordum. Kendi isteğimle bir ay kadar kaldım hastanede. Son anda olmuştu ama yine de başarmıştım. Benim için çok büyük bir dönüm noktasıydı. Tekrar genç olmak gibiydi. Genç ve işe yaramaz. Babamı daha sık ziyaret ediyorum.Odamı düzeltmem lazım. Şu halinde eve misafir gelince utanıyorum. Hayalimdeki yer ise istediğim zaman sıcak su bulabileceğim bir yer. Methadone'u da azaltmaya başladım. Üzgün değilim artık. En kötüsü sertleşmek, taşlaşmak... Etrafa gösteremediğin, dışarı vuramadığın zaman duyguların canını yakar. Ama bunları kabullenmem lazım. Artık istediğim gibi yaşamak istiyorum hayatımı: Çünkü yaşamalıyım.
www.evrensel.net