Borsa halkın sırtında yükseliyor

IMF'den bir 10 milyar dolar daha gelecek diye Borsa'da bayram havası estiriliyor. Oysa IMF kredisi daha gelmeden dış borç ödemelerine harcanacak, halka da eskilerinin yanında yeni kredinin de faizini ödemek düşecek.

Borsa halkın sırtında yükseliyorGeçtiğimiz iki hafta ekonomi oldukça hareketli günler geçirdi. İyimserliği körüklemek isteyenlerin Borsa'daki yükselişi gerekçe göstererek başlattıkları ciddiyetsiz, "Ekonomik kiriz bitiyor" kampanyaları Borsa'daki bu yükselişin üzerinde şekillendi. Gerçekten de geçtiğimiz hafta Borsa hızlı, hatta kimi yatırım uzmanlarına göre "sert" bir yükseliş yaşadı. İMKB Ulusal 100 Endeksi haftaya 10 bin puanı "kırarak" başladı. Malum Borsa'da inişti ve çıkışta meşhur "direnç noktaları var" ve bunları kırarak ilerliyor, düşüyor ya da çıkıyor. Haftaya Uluslararası Para Fonu IMF'nin Türkiye'nin 10 milyar dolarlık ek krediye ihtiyacı olduğna ikna olması ve bunun için bir stand-by istemesinin yarattığı "olumlu" hava ile giren Borsa önce 10 bin 500-10 bin 600 direnclerini kırdı. Ardından burada yapılan kâr satışları ile tekrar "hızlı bir geri çekilme" ile 10 bin 80 puana kadar geriledi. Bu düşüşte yükselişi yeterli gören "büyük oyuncuların" yaptığı kâr satışları etkili oldu. Kemal Derviş'in ABD gezisi ve "yabancıların döneceğine" ilişkin açıklamaları ise Borsa'nın ikinci tırmanışının tetikleyicisi oldu. Borsa hızla bazı "piyasa uzmanlarının" deyimi ile "sert" bir yükselişle 12 bin puan sınırını aştı. burada yine kâr satışları başladı ve borsa 11 bin 600 lere kadar tekrar geriledi. Borsa'daki bu iniş çıkışlı ancak yönü yukarı dönük olan bu seyir borsadaki işlemlerin "tek sorumluları" büyük oyuncuları sevindirdi. Hükümet ise bunu "ekonomik krizi atlatıyoruz" kampanyasının başlangıcı olarak ilan etmekte gecikmedi. Borsadaki bu yükselişin ekonomik krizi atlatmakla ilgili olmaması bir yana Borsa'daki her yükselişin halk açısından iyi bir sonuç doğurduğu söylenemez. Hatta Türkiye'de durum neredeyse tam da tersi olarak işliyor. Son iki haftada yaşananlar bunu gösteriyor. Bunun iki temel göstergesi var; birincisi Borsa'nın beklentiler üzerinden spekülasyon yapması esasına dayanıyor. IMF'nin ek kredi vereceğini açıklaması üzerine ekonominin düzelmesi beklentisi Borsa'yı yükseltiyor. IMF'nin verdiği kredinin borç olması ve bu borcun halk için yoksullaşmanın göstergelerinden birisi olmasına rağmen sanki iyi bir şeymiş gibi sunuluyor. Borsa da bu borç alabilme beklentisini "satın alarak" yükseliyor. Türkiye IMF'den defalarca borç aldı. Her seferinde IMF'ye biraz daha bağımlı hale geldi ve daha kötü sonuçlar aldı. Sadece 1998'den bu yana IMF ile yaşananlar bile bunu göstermeye yetiyor. Türkiye 1998'den bu yana "enflasyonu durdurmak, ekonomiyi düze çıkarmak" gerekçesi ile IMF ile birbirinin peşisıra anlaşmalar yapıyor. Bu anlaşmalar sonucunda alınan borç miktarı 30 milyar doları aştı. Ancak ekonomide bırakın bir düzelmeyi, 1998 öncesini bile mumla aranır halde. Enflasyon inmediği gibi Kasım ve Şubat krizleri olarak adlandırılan iki seri krizin ardından yapılan devaülasyonla iyice halk yüzde 130 oranında fakirleşti. Şimdi IMF'den bir 10 milyar dolar daha gelecek diye Borsa'da bayram havası estiriliyor. Oysa yeni IMF kredisi daha gelmeden dış borç ödemelerine harcanacak, halka da yeni kredinin de faizini ödemek düşecek. Böylece Borsa'nın yükselişinin temeli ortaya çıkıyor, Borsa halkın sırtına basarak yükseliyor. İkinci olarak Borsa'daki yükseliş ve düşüşlerde yaşanan "spekülasyonlar" kaynak aktarımının aracı halien getiriliyor. Büyük oyuncular olarak adlandırılan "ünlü" spekülatörler tarafından yapılan işlemler Borsa'yı halkın sırtından kazanç eldi edilen bir sisteme dönüştürmenin ikinci adımı oluyor. Borsa aynı zamanda "küçük yatırımcı" olarak adlandırılan ve emeklilik ikramiyesi gibi tasarrufların çekildiği ve paralarının "iç edildiği" yerler olarak da işlev görüyorlar. Borsa'da kullanılan kimi deyimler bunu oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor: Kâr realizasyonu, düzeltme, keriz silkelemesi....
www.evrensel.net