Taliban gitti ama...

Taliban gitti ama...

Yeni bir cephe ortaya çıkıverdi; köhne Meydan Şah kasabasının etrafındaki kurak tarlalar ve taşlı tepeler boyunca uzanan bir cephe.

Taliban gitti ama...Paul SalopekPerşembe sabahı burada patlak veren çatışmayı, Afganistan'ın son günlerinde yaşanan diğer kan banyolarından ayırmak pek mümkün değildi.Kavrulmuş tarlalarda ilerleyen tanklar, yakınlardaki köydeki kerpiç binalara ateş açtılar. Beyaz toz bulutları yükselirken, yamulmuş pikapların arkasında ilerleyen Kuzey İttifakı birlikleri, çatışmaya katıldı. Her zamanki gibi, bu muharebe de sessiz, sıradan bir işmiş gibi yürütüldü. Ve her zamanki gibi, insanlar öldü. Saldırı sırasında en az iki İttifak askeri yaşamını yitirdi.

Bağımsız savaş ağasıİlk bakışta sıradan gibi görünse de, Meydan Şah muharebesi, Afganistan savaşında yeni ve kaygılandırıcı bir aşamaya işaret etmekteydi: Taraflardan hiçbiri Taliban değildi.Kuzey İttifakı askerleri, daha birkaç gün önce hem İttifak'tan, hem de Taliban'dan bağımsızlığını ilan eden bir savaş ağasına saldırıyorlardı. Çatışma bir sonuca varamadı, ama daha ABD destekli güçler Taliban karşısındaki zaferlerini sağlamlaştırmadan, ülkenin bir iç çatışmalar bataklığına sürüklenebileceğini gösterdi."O güvenilmez bir yalancı. Onu çıkaracağız" diyordu İttifak komutanı Hacı Şir Alam, düşmanı olan Peştun şefi Gulam Hammad hakkında. Hammad, başkentin sadece 30 kilometre uzağında, silahlı bir dükalık kurmuştu. Meydan Şah muharebesi, Afganistan yakın tarihinin felaketi olan, kestirilmesi güç komutanların, en iyi niyetli diplomasiyi dahi nasıl mahvedebildiğini gösterdi.

Geri döndülerYerel fırsatçılar; bölge bölge, hatta köy köy, geriye çekilen Taliban'ın bıraktığı iktidar boşluğunu doldurmaya çabalıyor. Bazıları, karanlık kabile milislerinin liderleri. Diğerleri, Afganistan'ın uzun savaş tarihi boyunca sayısız kez saf değiştirmiş eski savaş ağaları. Bunların birçoğunun, SSCB'nin 1989'da geri çekilmesinden sonra iktidar mücadeleleriyle ülkeyi kana bulayan rüşvetçi ve şiddet dolu adamların ta kendisi olması, acılı Afganların tüylerini ürpertiyor.Afganistan'ın siyasi geleceğine dair sorunlar, örneğin ülkenin başına Burhaneddin Rabbani'nin mi, yoksa sürgündeki kral Muhammed Zahir Şah'ın mı geçeceği, bunları ilgilendirmiyor. Onların çıkarları daha dar; bir kabile veya bir vadinin egemenliği gibi.

Halk artık bıktıNebraska Üniversitesi'ndeki Afgan Çalışmaları Merkezi'nden siyasi analist Abdülrahim Yaser, "Bu adamlar, yeni bir hükümette bir bakanlıkla asla tatmin olmaz" diyor. "Hepsi de kral olma peşinde." Yaser, sıradan Afganların, korkunç bir insan hakları siciline sahip olan bu adamlardan artık bıktığını belirtiyor.Meydan Şah'taki kapışma, iç karartan bir örnek olarak, Afganistan barışının önündeki engellere dikkat çekiyor.Kasabayı çevreleyen bölgenin hakimi olan savaş ağası Hammad, son on yıl içinde siyasi konumunu en az üç kez değiştirmiş olan eski bir savaş ağası. İşe, ABD destekli mücahitlerden biri olarak başladı ve Sovyet işgaline karşı savaştı. 1996'da Taliban iktidara geçince, hemen onlara katılıverdi. Yine eski bir mücahit olan ağabeyi Muhammed Musa, Taliban iktidarında planlama bakan yardımcılığına kadar yükselmişti.ABD'nin hava saldırıları başladığında, iki kardeşin Taliban'a sadakati de sona erdi. İki hafta önce kendilerini "bağımsız" ilan ettiler ve elma bahçeleri ile köylerle dolu, 50 kilometre uzunluğundaki bir vadinin kontrolünü ellerinde tuttular.Daha önce Taliban saflarında olan 600 adamları var; silahlı ve cüretkârlar. Ve bu durum, başkenti elinde tutan Kuzey İttifakı için epey utanç verici.

Kabil'in kıyısındaki cepheKumandan Alam, "Bunların bir politikası falan yok; tek istedikleri iktidar" diyor sertçe. "Onlarla konuşmak faydasız."Önümüzdeki aylar içinde pek çok kez tekrar edecek bir manzara bu; Kuzey İttifakı, Hammad ve Musa'nın özerk vadisini kuşattı. Silahların teslim edilmesi talebi, kabul edilmedi. Günler süren öfkeli gerginliğin ardından, İttifak güçleri, perşembe günü, savaş ağasının mevzilerine karşı tank ateşiyle saldırıya geçti. ABD'nin altı hafta önce hava savaşına başlamasından bu yana, Taliban olmayan güçler arasındaki en önemli çarpışmaydı bu.Böylece Afganistan'da yeni bir cephe ortaya çıkıverdi; köhne Meydan Şah kasabasının etrafındaki kurak tarlalar ve taşlı tepeler boyunca uzanan bir cephe.Yerel bir yardım görevlisi, yakınlarda başka cephelerin de belirdiğini söylüyor; Hazara milislerin bölgesi ile savaş ağalarınınki, ayrılmış. Güvenlik gerekçesiyle adını vermeyen adam, "60 kilometre yol gidiyorum, üç sınır geçiyorum" diyor. "Savaş ağalarının ülkeyi bölüp paylaştığı günlere geri dönüyoruz."

Vendrell'in gezintisiAfganistan'ın parçalanmasına dair işaretler, Birleşmiş Milletler'in barış elçisi Francesc Vendrell'in ziyareti sırasında da görüldü. Vendrell, bütün anti-Taliban gruplarıyla görüşmek için Kabil dışına çıkmak zorunda kaldı, çünkü güneydeki dört bölgeden Peştun gruplar, Kuzey İttifakı denetimindeki başkente gelmeyi reddetmişti.Geçtiğimiz çarşamba günü BM gıda kamyonlarının kaçırılması da, bazı yerel komutanların neler yapabileceğini gösterdi. Herat kentinin güneyinde, Dünya Gıda Programı'na ait kamyonlar, 185 tonluk yükleriyle birlikte kaçırıldı. Saldırıyı düzenleyen kabile şefi, gıdayı kendi halkına dağıttı.Afganistan'daki savaşın tuhaf yönlerinden biri de, sivillerin çatışma bölgelerinde serbestçe hareket edebilmesi. Savaşın farkında değil gibiler. Perşembe günü gördüğümüz kamyonlar dolusu mülteci, Meydan Şah'a çatışmaya giden ağır silahlı Kuzey ittifakı birliklerine bakmadılar bile. Kimse, Taliban çekildiği halde Kabil yakınlarında neden bunların yaşandığını sormadı. Eski püskü eşyaları ve yataklarıyla dolu kamyonlardan, yorgun yüzleriyle öylece baktılar; bu filmi daha önce görmüş gibiydi hepsi.
www.evrensel.net