Âşık Garip ve mozayik

Âşık Garip ve mozayik

Şarkılarla öykülerin dünyayı insanlardan daha hızlı dolaştığını bilirim. Yine de bir öykünün ya da bir şarkının çeşitlemesini bir başka coğrafya bölgesinde görünce şaşarım.

Âşık Garip ve mozayikSennur Sezer Şarkılarla öykülerin dünyayı insanlardan daha hızlı dolaştığını bilirim. Yine de bir öykünün ya da bir şarkının çeşitlemesini bir başka coğrafya bölgesinde görünce şaşarım. Kimle geldi buralara, hangi kervancı, gezginci âşık ya da dengbej anlattı acaba diye öyküler kurarım. Ermenistan sinemasının 4. Uluslararası Sinema Tarih Buluşması'nda yer alan filmlerini gözden geçirirken de aynı duyguları yaşadım. Filmin adı Ashık Kerıb'dı. Türkçeye Âşık Kerib diye çevirmişlerdi. Bu bizim bildiğimiz Âşık Garip öyküsü olabilir miydi? Filmin özet konusunu okudum: "Bir ozan olan Âşık Kerib zengin bir adamın kızına âşık olur. Fakat babası, fakir olduğundan evlenmelerine izin vermez ve âşık para kazanmak için köyü terk eder. Bir nehri geçerken rakibi onun giysilerini çalar ve köye âşığın öldüğünü söyler."Sonra Atilla Özkırımlı'nın Türk Edebiyatı Ansiklopedisi'ni açtım. Âşık Garip'in 16. yüzyıl saz şairlerinden olduğu kaydedilmişti. "Adı çevresinde oluşan halk öyküsünün kahramanı olarak yaşadığı varsayıılıyordu." Öyküye göre bu şairin asıl adı Resul'dü, babası Tebrizli Hoca Ahmet adlı bir tüccardı. Babasının ölümüyle kendine kalan mirası çevresine üşüşen dalkavuklarla yiyip bitiren Resul, girdiği hiçbir işte dikiş tutturamaz. Sonunda bir saz şairine çırak olur. Bir gece düşünde aşk dolusu içer, kendisine gösterilen kıza tutulur. Uyanınca usta bir âşık gibi saz çalıp söylemeye başlar, Âşık Garip adını alır. Sonra da hem düşünde gördüğü kızı aramak hem de para kazanmak için Tiflis'e gider. Orada sevdiği kızla karşılaşır: Bu kız zengin bir bezirgânın Şah Sanem adındaki kızıdır. Ve Âşık Garip kızın başlık parasını toplamak için yeniden gurbete çıkar. Gurbetteki durumunu öyküden bir görelim: "Günlerden bir gün yolu Erzurum'a uğradı. Şehre gelip, neyse bir saz peyda edip, kahvenin birine oturup çalıp çağırmaya başladı. Bir gün, iki gün, ne ise birkaç gün baktı ki, gördü ki, günde elli paradan, altmış paradan ziyade olmuyor, bir gün kendine: 'Ulan bu kadar para ile kırk kese akça kazanacağım diye gurbeti ihtiyar ettim!' deyip fikreyledi. Ordan kahveciye dedi ki: 'Kahveci, bu tarafta hiç şaire itibar eden bir yer yok mudur?' Âşık Garip öyküsü gerçekçi halk öykülerinden sayılır. Hem olayların geçtiği şehirler gerçektir, hem kişiler gerçekçi çizgilerle çizilmişlerdir. Öykünün benzeri öykülerden ayrımı, sevgililerin öykü sonunda kavuşmasıdır. Gerçi bu kavuşmada Hızır'ın yardımı vardır. Bu tür öykülerde kavuşma da ancak Hızır gibi mucizevi bir kişiyle gerçekleşebilir.Coğrafyamızda, öyküler, öykü kişileri, kimi zaman ortaktır, Köroğlu, Bolu'dan Azerbaycan'a uzanır. Adı Gor (Mezar) oğlu olur. Çanakkale Boğazı için anlatılan söylencedeki, sevgilisi için denizi geçen delikanlı, Van Gölü'ne taşınır. Sevdiği kızın adı Tamar olur. Leandres söylencesi Akdamar söylencesine çevrilir. Kültür mozayiğinin taşları gün olur bir sevda söylencesinde birleşir: Kerem ile Aslı. Ermeni Keşiş kızı Aslı'ya tutulur Kerem. Onun dizinde yatıp, yüzüne biraz daha fazla bakabilmek uğruna otuz iki dişini çektirmesi yetmez, düğmelerini çözemedi diye yanar kül olur. Saçını süpürge yapıp Kerem'in küllerini toplayan Aslı da saçlarından tutuşup yanar. Külleri karışır birbirine. Mozayik görüntüsünden hoşlanmayanlar da iki de bir "Ne mozayiği ulan, mermer bu mermer" diye haykırırlar. Dertleri, mermerin de tek renkten oluşmayıp damar damar olduğunu göstermektir. Neyse biz dönelim Âşık Garip'e; Garip'in şiirleri, öyküden bağımsız olarak dilimizde yaşamaktadır. Sık sık yinelenen "İşte geldim gidiyorum, şen olasın Halep şehri" deyiminin "İşte geldim gidiyorum/ Şen olasın Halep şehri/ Çok ekmeğin tuzun yedim/ Helal eyle Halep şehri" dörtlüğünden türediğini söylemek, onun şiirlerinin halk arasındaki yaygınlığının kanıtıdır.Âşık Garip, bir coğrafyadaki kültürel mozayiğin bir tanığı... Mozayiğin granitten güzel oluşu biraz da emek sonucu oluşmasından değil mi?..
www.evrensel.net