Bu çocuklar ne olacak?

Bu çocuklar ne olacak?

Polisin açtığı ateş sonucu felç olan 11 yaşındaki Sultan ve 9 yaşındaki Ayzer'in aileleri, çocuklarının tedavi masraflarını karşılayamadıklarını belirtiyor.

Bu çocuklar ne olacak?Mustafa SarıcaAnkara Gölbaşı Bala mevkiinde 5 Kasım 2001'de "dur" ihtarına uymadığı gerekçesiyle polislerin otomobile ateş açması sonucu yaralanan ve aldıkları kurşun yaraları nedeniyle belden aşağıları tutmayan 11 yaşındaki Sultan Karasöğüt ve 9 yaşındaki Ayzer Karasöğüt'ün aileleri, çocuklarının felç olmasına neden olan polislere ateş püskürüyor.Bursa Kızyakup Mahallesi'nde yaşayan Karasöğüt ailesi, yaşadıkları ekonomik sıkıntı nedeniyle de tedavi masraflarını karşılamakta zorluk çekiyor. Polisin hırsızlıkla suçladığı Karasöğüt ailesi bu iddiaları reddederken, Sultan Karasöğüt'ün babası Erol Karasöğüt, Sultan ve Ayzer'i Adana'da oturan halalarının çocuklarının sünnet düğününe gönderdiklerini belirterek sapasağlam yolladıkları çocuklarının bugün yürüyemez hale gelmesine tepki gösteriyor.

'Hangi adalete sığar'"Bu hangi ülkede görülmüştür. Suçsuz insanlara ateş açmak, felç etmek hangi adalete sığar anlamıyorum" diyen baba Karasöğüt, 8 aydır işsiz olduğunu ve günlük işlerle evini geçindirmeye çalıştığını dile getiriyor."Aldığım günlük 3-5 milyon lira yövmiye ile nasıl yaparım, nasıl ederim bilemiyorum. Kurşunu sıkan şimdi elini kolunu sallayarak gezerken, kızım Sultan bir ömür boyu yatağa bağlı kalacak" diyen Karasöğüt bu olayın peşini bırakmayacaklarını adalet yerini bulana kadar da mücadele edeceklerini söylüyor.

OkutamadıkŞu an Bursa Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi bölümünde yatan Sultan'ın annesi Gönül Karasöğüt ise, "Ben ilk evlendiğim zaman 10 yıl çocuğum olmadı. Sonra Sultan dünyaya geldi" diyerek bu zamana kadar yoksulluk içinde yaşadıklarını Sultan'ı da parasızlık nedeniyle okula gönderemediklerini belirtiyor. Tek dileğinin kızının eski sağlığına kavuşması olduğunu söyleyen anne Karasöğüt, Sultan'ın da bu duruma isyan ettiğini söylüyor. "Çiğ köfte yiyorduk. Trafik polisleri geldi, şoföre ehliyet sordu. Şoför ehliyeti getireceğini söyleyip kaçmaya başladı. Sonra arkamızdan polisler ateş etti. Biz camdan 'durun' diye bağırdık ama polisler ateş etmeyi sürdürdü. İlk omuzumda acı hissettim, sonrasını hatırlamıyorum" diyerek yaşadıklarını anlatan Sultan ise, "Yürümek istiyorum. Koşmak, oynamak istiyorum" diyor.

'Paramız yetişmiyor'Sultan'ın amcasının kızı 9 yaşındaki Ayzer Karasöğüt ise hastanede yer olmadığı için evinde yatıyor. Ayzer ve Sultan'ın babaannesi Ayzer Karasöğüt, "Devletin polisi bunu yapıyorsa, biz kime güveneceğiz" diyerek başlıyor söze. "Benim çocuklarım haydut mu, hırsız mı? Bu çocukların kime ne zararı olur?" diye soran babaanne Ayzer Karasöğüt, oturdukları eve 60 milyon lira kira verdiklerini onu da ödemekte zorluk çektiklerini söylüyor. "Kira parasını ödeyemezken, çocukların bundan sonraki ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağız" diyen Karasöğüt, günde 7.5 milyon lira bez parası verdiklerini, yeşil kartları olmasına rağmen 500 milyon lira da ilaç parası verdiklerini anlatıyor. Çocuklarını Ankara'dan Bursa'ya getirirken 260 milyon lira da ambulans parası verdiklerini belirten Karasöğüt, devletin kendilerini bu halde bırakmasına tepki gösteriyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Şiddete karşı mücadeleye25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü nedeniyle yapılan etkinliklerde, şiddete karşı mücadele çağrısı yapıldı. Ankara'da KESK, DİSK Genel-İş, Halkevleri, Uçan Süpürge, Başkent Kadın Platformu, İHD, Emekçi Kadınlar Birliği, ÖDP, HADEP, Pir Sultan Abdal Derneği üyesi kadınlar, dün Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde eylem yaptı. "Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son" sloganıyla bir araya gelen kadınlar, yoksulluk, özelleştirmeler ve işgüvencesinin olmayışının önce kadınları vurduğunu dile getirdiler. "Emeğimize, kimliğimize ve bedenimize el koyanlara 'hayır' demez isek, yine dayak yiyeceğiz, öyleyse böyle yaşamaya 'hayır' diyoruz" diyerek mücadele çağrısı yaptılar. Kadınlara seslenen KESK Kadın Sekreteri Sevgi Göyçe, şiddete ve baskıya dayalı politikalarda ısrar edilmesinin kadına yönelik şiddeti meşrulaştırdığını kaydetti.

Kadınlardan deklarasyon Diyarbakır Kadın Platfotformu bileşenleri ve bölgedeki sendika ve kitle örgütlerinin kadın yöneticileri, Diyarbakır'da yayınladıkları deklarasyonla, "Savaş değil barış" çağrısında bulundular. 400 kişinin katılımıyla Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda, Kürtçe ve Türkçe olarak açıklanan deklarasyonda, kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet unsurlarının kadının, hak ve özgürlüklerini talep etme noktasında mücadele etmesini de bereberinde getirdiği kaydedildi. Kürt sorununun tartışılmasının önündeki engellerin kaldırılması istenerek, bölgeye ilişkin demokratik talepler ile kadınların talepleri dile getirildi.

Panele yasak Eğitim-Sen Van Şube binası önünde toplanan kadınlara hitaben konuşan Van Kadın Platformu Sözcüsü Elif Keremoğlu, Kadın Platformu'nun panel için yaptığı başvurunun reddedildiğini söyledi. Eğitim Sen Adana Şubesi'nde de bir etkinlik gerçeleştirildi. KESK Malatya Şubeler Platformu Kadın Komisyonu da, Malatya Merkez Postanesi önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına EMEP, HADEP, Tek Gıda-İş üyelerinin de aralarında bulunduğu 100 kişi katıldı. Eylemde, "Cinsel, sınıfsal, ulusal sömürüye son", "Kahrolsun IMF, bağımsız, demokratik Türkiye" sloganları atıldı.

'Tecavüz bir savaş stratejisi' İstanbul Beyoğlu Mis Sokak'ta bir araya gelen Savaşa Karşı Kadın Platformu, alkışlar, zılgıtlar eşliğinde kadınlara yönelik şiddetin son bulması çağrısında bulundular. Platform adına açıklamayı okuyan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Eren Keskin, kadınların hayatın her alanında cinsel ve fiziksel şiddete maruz kaldığını belirterek, cinsel taciz ve tecavüzün Türk Ceza Kanunu'nda yeterince tanımlanmadığına dikkati çekti. Keskin, özellikle savaş bölgelerinde kadına yönelik cinsel taciz ve tecavüzün bir savaş stratejisi olduğunu dile getirdi.İzmir'de de çeşitli parti, sendika ve derneklerin kadın kolları tarafından Konak Meydanı'nda basın açıklaması yapıldı. "Sınıfsal, ulusal, cinsel sömürüye son" pankartıyla yürüyen yaklaşık 100 kadın adına basın açıklamasını HADEP İl Kadın Komisyonu Başkanı Nilüfer Dumlu okudu.

Türk-İş'ten şiddete kınamaÖte yandan Türk-İş tarafından yapılan yazılı açıklamada da kadına yönelik şiddetin kadının sözel, fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik zarar görmesiyle ve acı çekmesiyle sonuçlandığı dile getirilerek, şiddetin kadının temel hak ve özgürlüklerini en temelde de yaşam hakkını tehdit ettiği vurgulandı. Açıklamada, Türk-İş olarak şiddeti ve şiddet uygulayan herkesi kınadıkları kaydedilerek, toplumlarda şiddetin yerini saygı, sevgi, hoşgörü ve eşitliğin almasını istedikleri belirtildi.
www.evrensel.net