Nâzım'ın müzikal 'işbirlikçisi'

Nâzım Hikmet ile ilgili eseriyle Nâzım şiirine müzikal bir anlam katan Fazıl Say ile şairden kendisine ve eserine yansıyanlar üzerine görüştük.

Nâzım'ın müzikal 'işbirlikçisi' Yusuf Ziya ÖzışıkGeçen ay İstanbul ve Ankara, Nâzım Hikmet'in yarattığı değerlerle birleşen bir müzik ziyafetine şahit oldu. Konser salonlarını dolduran seyirciler, her sunumda, Nâzım'ın eşsiz, kavga kokan şiirlerine paralel yapılmış eserlerle bir kez daha bu sınır tanımaz, uslanmaz "vatan haini" nin büyüsüne kapıldılar. İnsanlar üzerinde kendini gösteren bu büyünün bir diğer "işbirlikçisi" vardı kuşkusuz. O da Nâzım dizelerinin güzelliğine şimdiye kadar yapılanların çok daha ilerisinde bir güzellik katan Fazıl Say'dı. Fazıl Say kendisini Nâzım Hikmet üzerine eser yazmaya iten temel noktayı şairin evrensel sanatçı kimliği olduğunu söylüyor.

'Evrensel bir şair' Alışageldik üzre 'vatan hainliği' mevzunu soruyoruz Say'a. "Yapılması gereken Nâzım Hikmet'in vatan hainliğinin kaldırılmasıysa halk çoktan kaldırmış" diyor. Bu noktada sert bir şekilde eleştiriyor bu durumu. Kimsenin diğer bir kimseye vatan haini diyemeyeceğini söylüyor Fazıl Say. Nâzım Hikmet'in tarihsel olarak çok önemli bir sanatçı olduğuna dikkat çeken Say, "Onu sadece solcu olduğu için sevenlere ben karşıyım, onun o yönünü kullanıyorlar diye düşünüyorum. Halbuki Nâzım evrensel bir sanatçıdır ve ben bu yönden şairi değerlendiriyorum" diyor. Nâzım Hikmet'in kuşkusuz bir 'mesele sanatçısı' olduğunu söyleyen Say, şöyle ifade ediyor düşüncelerini; "Nâzım Hikmet'te ben bu kimlikle birlikte ama bu kimlikten de soyutlayarak, büyük bir 20. yüzyıl şairi görüyorum."

'Hakkını vermeye çalıştım'Eseri biraz anlatmasını istiyoruz Say'dan, "Beş bölüm var eserde bu biraz kronolojik. Gençlik şiirleri Nâzım Hikmet'in, gençlikteki duyguları, gençlikteki görüşleri. 'Açların Gözbebekleri' şiiri var mesela. Sovyet Devrimi'nde gördüklerini anlatır. Daha sonra hapishane dönemi zaten o gençlikte düşündüklerinden ötürü hapishaneye giriyor. Hapishanede hissettiklerini ben 4 bölümde topladım. Diz Boyu Karlı Gece' var; hapishanede bir insanın neler çektiğini anlatır şair. 'Bugün Pazar' şiiri; Onu ilk kez dışarı çıkarıyorlar onunla ilgili bir şiir bu da. 'Ben İçeri Düştüğümden Beri' de bütün o yattığı süre boyunca gelişen süreci değerlendiriyor. 'Yatar Bursa Kalesi'nde'de on yıl hapiste yatmış ama ısrarla düşündüklerini savunuyor. İnsan üzre bölümü de hapisten çıktıktan sonra başlar, Hiroşima temamız var orada, 'Nereden Geliyoruz Nereye Gidiyoruz?' şiiri var. Nâzım'ın hümanist yaklaşımını öne çıkardık burada. Memleket üzreyi vatan haini ile başlattım. Final bölümü'nde ise 'Yaşamaya Dair' şiiri ile yaşama dair düşündükleri toparladık." diyor Say ve ekliyor; "Elimden gelen en iyi şekilde Nâzım Hikmet'e hakkını vermeye çalıştım."

Halk konserleri isteği Fazıl Say'ın daha önce yaptığı eserlerde Anadolu temasının sık sık karşımız çıktığını görüyoruz. Say bun şöyle yorumluyor; "Nasrettin Hoca, İpek Yolu gibi eserlerim var. Benim bütün eserlerimde folklorik Anadolu vardır. Birçok geleneksel temalar vardır. İnsanın toprağı neredense oradadır." Bu eserleri de Anadolu halkıyla paylaşmak istediğini belirtiyor. Anadolu'nun ücra yerlerinde veya dar gelirlilerin yaşadığı yerlerde herhangi bir organizasyon yapılırsa konserler verebileceğini ifade ediyor. Bu noktada halkın karşısına sanatçı olarak çıkarılanları da eleştiriyor, Say; "Sanatçı değiller, sanat yapmıyorlar. Medyanın yarattığı şişirdiği balonlar hemen hepsi, şişip duruyorlar sonra da pat diye patlıyor. Bizim satışımız küçücük kalıyor, onların ki milyonlar. Her gün onlar televizyondalar bizlere ise yer verilmiyor. İyi yetişmiş eleştirmenlerimiz yok. Durum bu olunca asıl düşmanımız 'kültürsüzlük' karşımıza çıkıyor".
www.evrensel.net