Rehber Marksizmdir

Rehber Marksizmdir

Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi, Marksizmin güncelliğine ve sosyalizme duyulan özleme yapılan vurguyla sona erdi.

Rehber MarksizmdirŞebnem TurhanTuna ArıgüçTürk Sosyal Bilimlerler Derneği (TSBD)'nin düzenlediği, Türkiye'den çok sayıda sosyal bilimcinin bildirileriyle katıldığı, yüzlerce kişi tarafından izlenen, Türkiye'nin 40 yılını değerlendiren, güncel sorunlarına çözüm arayan 7'inci Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi iki yıl sonra tekrar toplanmak üzere sona erdi. Kapsamında 51 oturumun gerçekleştirildiği, ikiyüzü aşkın bildirgenin sunulduğu kongrede üç gün boyunca harcanan emeklerin önemini kapanış kongresinde Necat Erder'in "Sosyalizmin çöktüğü iddia edildi ancak sosyalizmin tekrar canlandığını bu kongre bize gösteriyor" sözleri özetliyor. Almanya'ya işçi göçünden, askeri darbelere, emek hareketinin gelişiminden, Türkiye siyasetinin açmazlarına kadar birçok konuyu gündemine alan kongre, bir kez daha umudun yaşadığını, Marksizmin hayata ışık tuttuğunu gözler önüne serdi.

Sosyalizm canlanıyorKongre'nin "1960'lar üzerine bir retrospektif" başlıklı kapanış panelinde ise konuşmacılar, 1960'lı yılların haklar, özgürlükler ve demokratikleşme yılları olduğunu belirterek, o günlerdeki ilklerin halen daha halklara ışık tuttuğunu dile getirdiler. Necat Erder'in yönettiği panele Metin Heper, Ömür Sezgin, Yavuz Sabuncu ve Bilsay Kuruç konuşmacı olarak katıldı. Necat Erder, 1960'lı yılların bir hediyesinin de Sosyal Bilimler Derneği olduğunu hatırlatarak, "Kongre bize sosyalizmin ölmediğini aksine yeniden canlandığını gösteriyor" diye konuştu. 1960'lı yıllarda iki kutuplu bir dünyada yaşandığını ve gelişmiş ülkelerde de buna bağlı olarak bir refah süreci yaşandığını kaydeden Erder, 1970-90'lı yılların ise kapitalizmin krizler, belirsizlikler ve sonu görünmeyen yılları olduğunu ifade etti. 60 askeri darbesinin de Türkiye'de kapitalizmin uygulanmasına zemin hazırladığını kaydeden Erder, Alpaslan Türkeş'in darbe sonrası söylediği "Biz NATO'ya da Cento'ya da bağlıyız" sözlerinin bunu net olarak ortaya koyduğunu belirtti. Kapitalizmin akılcı şekilde uygulanma çabalarının başında Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasını gösteren Erder, darbenin Türkiye'nin dünya kapitalizmi ve siyaseti içindeki yerini belirlemenin ifadesi olduğunu söyledi. Yavuz Sabuncu ise 61 Anayasası'nın çoğulcu demokrasi denemesi olduğunu kaydederek, anayasanın hızlı kalkınma, sosyal devlet ve çoğulcu demokrasi ilkelerine dayandığını belirtti. O dönemde işçilerin kazandığı grev, toplusözleşme ve sendikal hakların halen daha önemini yitirmediğini dile getiren Sabuncu, asker ile siyaset arasında bir işbirliği olduğunu ifade etti. Bilsay Kuruç da "Bugün 60'lara göre neredeyiz" sorusunun yanıtının bulunmasının çok önemli olduğunu belirterek başladığı konuşmasında 61 Anayasası'nın orta sınıfın umudu olarak şekillendiğini dile getirdi. Kuruç, Anayasanın devlete kişiyi özgürleştirme görevini verdiğini ancak devletin bu zor görevi gerçekleştiremeyerek restorasyon sürecine girdiğini kaydetti. Bu sürecin askerin siyasete katılmasını teşvik ettiğini ve sıkıyönetimleri olağan hale getirdiğini ifade eden Kuruç, "Bugün uzlaşma kültürü denildiğinde de altında restorasyon yatıyor. Restorasyonun ekonomik boyutu istikrarsızlıktır. Restorasyon 30 yıldır sürüyor. Bundan çıkışı bulmamız gerekiyor" dedi.

Marksizme vurguÖmür Sezgin ise 60'ların Marksist düşünce üzerinde yeniden çalışmaların başladığı, canlandığı dönemler olduğunu kaydederek, o dönemlerde kalkınmanın özel teşebbüs ile olmayacağı belirtilirken bir yandan farklı bir devletçi yapıdan bir yandan da sosyalizmden söz edildiğini hatırlattı. TİP'in kuruluşunun da bilimsel sosyalizm söyleminde bir partinin varlığını oluşturduğunu dile getiren Sezgin, ancak 60'larda sınıf tabanının göz ardı edildiğini vurguladı. Sosyalist toplumun tabanı işçi sınıfını kazanmanın o kadar kolay olmadığını, kapitalist sistemin çelişkiler sunduğu kadar kendini yeniden yapılandırmayı da bildiğini dile getiren Sezgin, "Kimse Marksizmin öldüğünü ve 60'lı yılların da bunun göstergesi olduğunu söylemesin, bugünkü dünyanın gidişatı, şartlar kayboluşu değil Marksist düşüncenin yeniden canlandığını gösteriyor" diye konuştu.
www.evrensel.net