Bilime destek verilmeli

Bilime destek verilmeli

Bilimsel çalışmalar sonucunda birçok ilke imzasını attığını söyleyen Seçkiner Görgün, ilgisizlik ve engellemelerden şikayetçi. Görgün, üniversitelerdeki araştırmalara destek ve-rilmediği takdirde, ülkenin ilerlemesinden de söz edilemeyeceğini dile getiriyor.

Bilime destek verilmeliSavaş VelioğluElektronik tıbbi aletler, hastane tıbbi teçhizatları ve laboratuvarları uzmanı Seçkiner Görgün, yaptığı bilimsel çalışmaları seri üretime sunamamaktan yakınıyor. Yıllarca yurtiçinde ve yurtdışında bazı üniversitelerde çalışan Görgün, iki yıl önce Türkiye'ye yerleşmiş ve çalışmalarını İstanbul'daki evinde sürdürüyor. 1970 yılında dünyada ilk olarak tam otomatik çalışan suni kalbi yaptığını anlatan Görgün, araştırmalarının engellendiğini ve buluşlarına sahip çıkılmadığını söylüyor.Suni kalp çalışmalarına 1968 yılında başladığını ve 1970 yılında bu çalışmasını bitirdiğini dile getiren Görgün, çalışmasının 1971 yılında yayınlandığını belirtiyor. Suni kalp çalışmalarını Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yürüttüğünü ifade eden Görgün, bu çalışmasının TÜBİTAK tarafından desteklendiğini anlatıyor ve "Dünyanın hiçbir yerinde benim kalbi yaparken kullandığım teknolojiye geçilememiştir. Hatta tam otomatik çalışan bir suni kalp bile yapılamamıştır" diyor.Görgün'ün yürüttüğü çalışma alanlarının bir tanesi de elektromanyetik alanlar. Görgün, bu alanda yaptığı çalışmalar sonucunda elektromanyetik dalgaların biyoloji üzerindeki zararlarını ortadan kaldırmayı başarmış. Görgün, yürüttüğü çalışmalara şu örneği veriyor: "Yayın yapan antenler (Radyo, televizyon, cep telefonu, vb.) frekans güçlerine göre biyolojiye zarar vermektedir. Ben yeni bir sistem geliştirerek bu sistemle, radyo antenleri, televizyon antenleri veya cep telefonu vericilerinin yarattığı zararları ortadan kaldırabiliyorum. Yapmış olduğumuz denemeler sonucunda olumlu sonuçlar aldık". Görgün, maddenin enerji haline dönüştürülmesi ve bilgisayar harddisklerinin kapasitelerinin artırılması konusunda da çalışmalar yapmış.

İlgisizlik ve engellemeBuluşlarının seri üretime geçememesini iki başlıkla açıklayan Görgün, birincisini "ilgisizlik" olarak değerlendiriyor. Yaptığı çalışmaları kişisel gayretleriyle gerçekleştirdiğini söyleyen Görgün, çalışmalarının piyasaya çıkması konusunda ekonomik sorunların ortaya çıktığını belirtiyor. "Benim bütçem buna yeterli değil" diyen Görgün, kendisine destek verilmesini istiyor. Görgün'e göre bir diğer neden de, çıkar gruplarının engellemeleri. "Bazen maddi imkân bulunduğu zaman seri üretime geçilmesini istemeyen gruplar bunların üretilmesine engel olabiliyor" diyen Görgün, bu tür engellemelerle karşılaştığını aktarıyor.

Önem verilmiyorTürkiye'de birçok çalışmanın yapılacağına inandığını vurgulayan Görgün, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Türkiye yapacağı malın parçalarını dışardan alıp burada birleştirdikten sonra tekrar satan bir ülke. Türkiye'de yapılacak çalışmalar sonucunda dışarıya patent parası ödenmeden, kendi ürettiğimiz malları kullanabilir ve başka ülkelere satılmasını sağlayabiliriz. Bu tür bir çalışmada Türkiye büyük menfaatlar kazanacaktır, çünkü başka ülkelere lisans parası ödemek zorunda olamayacak, kendi malını üreterek satacaktır".Üniversitelerdeki araştırmalara destek verilmediği takdirde, ülkenin ilerlemesinden de söz edilemeyeceğine dikkat çeken Görgün, üniversite eğitimini de eleştiriyor: "Öğrenci son sınıfa geldiğinde belirli bilgi sahibi oluyor. Ancak bir taşı bir taşın üzerine koymayı bilmiyor. Durum böyle olunca öğrencinin bilgisi hiçbir işe yaramıyor. Teknik bir alandan mezun olan öğrenci iş yapamadığı için gidip masa başında memurluk yapmak zorunda kalıyor. Halbuki teknik bilgisini kullanacağı bir iş yapması gerekiyor ki başarılı olsun".Ekonomik problemlerin çözümünün üretmekten geçtiğini kaydeden Görgün, "Yoksa biz ekonomik sıkıntımızı ordan burdan borç alarak çözemeyiz" görüşünde. Görgün, üniversitelerde kesilen araştırma fonlarının üretimin önünde engel olduğunu da ekliyor.
www.evrensel.net