EP halkın örgütlü gücü

Emek Platformu Dönem Sözcüsü Metin Bakkalcı, platformun sadece başkanlar kurulundan ibaret olmadığını söyledi.

EP halkın örgütlü gücüŞebnem TurhanEmek Platformu (EP) Dönem Sözcüsü Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Metin Bakkalcı, çağrılarının muhatabının bütün halk olduğunu, dolayısıyla genel grevin muhatabının da 65 milyon olduğunu belirtti. Emek Platformu'nun, çiftçiler ve esnafların da katılımı için hareketin güvenilirliğini, samimiyetini, iddiasını artırması gerektiğini söyleyen Bakkalcı, Emek Programı'nın ekonomik taleplerin yanı sıra demokratik ve siyasi taleplerle yenilenmesi ve geliştirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Emek Platformu'nun önümüzdeki günlerde gündemini neler oluşturuyor? 1 Aralık için neler planlanıyor, nasıl geçmesini bekliyorsunuz?- Emek Platformu hayatın ihtiyaçları çerçevesinde hayatın doğrudan içinde oluşmuştur. Emek Platformu'nu 15 kuruluşun başkanlarıyla sınırlı olarak ele almamak gerekir. Platformun bugün ne yapacağı ve yarın neler yapabileceğinin yanıtı da bu yaklaşımla açığa çıkabilir. 20 yıldır yaşanan tahribatlar ve bu tahribatların maddi ve moral anlamda değerlerimizdeki yıkımı göz önüne alındığında şu anda herkesin 'Bu tahribatlar karşısında neler yapılabilir?' sorusunu doğrudan kendisine sorması gerekiyor. Deyim yerindeyse artık herkesin 'kral çıplak' diye bağırması, 'Artık yeter' demesi gerekiyor. Bu, hiç kuşkusuz 15 örgütün merkez yönetimlerinin özel olarak da başkanlarının performasının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Onların da değerlendirmeleri çalışmaları kendi üyeleri için, çalışanlar için ama sonuç olarak bu ülkede yaşayan insanlar ve ülkemiz için sorumlulukları yerine getirebilecek bilgi donanımını, samimiyeti, içtenliği, iddiayı, heyecanı örgütleyebilmek açısından gerekli çabayı göstermesi gerekiyor. Öne konan programlar sadece belli tarihler içindeki bir eylem biçimiyle sınırlandırılmamalı. 1 Aralık'ı da böyle görmemek gerekir. Bir sürü eylem yapıldı, hepsi çok değerliydi, bundan sonra da yapılabilir ama mesele, 'Ne için yapıyoruz, nasıl yapıyoruz' meselesiyle çok yakından ilişkili. Emek Platformu olarak inanıyoruz ki; bu ülkede tahribatlara hep birlikte son vermek mümkündür. İnsanların lehine bir hayat düzenlemek mümkündür, diyoruz. Bunu gerçekleştirebilme iddiası, inancı ve heyecanıyla faaliyet yürütüyoruz. Yapmış olmak için eylem yapmıyoruz. 1 Aralık'ta Türkiye'nin her yeri miting alanına çevrilecek derken, 1 Aralık'ın bütün bu yürüyüşe katkı vereceğini, güçlendireceğini, bizi sonuca daha çabuk ulaştıracak bir ortam hazırlayacağını umuyoruz. 9 Kasım eyleminin ardından 15 Kasım eylemi oldukça sönük geçti. Emekçilerdeki karşı duruş ve rahatsızlık neden sokağa yeterince yansımıyor? - Toplumda bir umutsuzluk hali mevcut. Zaten böyle bir umutsuzluk hali olmasa bu denli büyük bir tahribatı gerçekleştiremezlerdi. Herkes 'Ne yapılırsa yapılsın hiçbir şeyin değişmesi mümkün değil' diyor. Bu kahredici bir şey. Toplumsal umutsuzluk meselesini aşmamız gerekiyor. Sonuç almanın, imkânların varlığını hissedebilmek ve buna ilişkin heyecanı ortaya çıkarmak için bütün kurumlara çok iş düşüyor. Çok büyük vebal altındayız. Ya bu dibe vuruş noktasından çıkacağız ya da bunlara katlanacağız, o zaman laf etme hakkımız olmayacak. O yüzden özellikle 15 Kasım meselesiyle ilgili sorunuzu anlıyorum. Hak etmediğimiz bir şey. Çok değerli faaliyet yürütüldü, bunlardan çok daha iyisini yapabilecek durumdayız. Buna teslim olmayalım. Bugün gayri ciddi bütçe tartışmalarıyla bizi aptal yerine koyuyorlar. 'Dünyadaki 6.5 milyar, Türkiye'deki 65 milyon insan 3 kişi ya da 5 kurum için çalışacak' diyorlar. Bu kabul edilemez. Yurtdışında bütçeyi yapacaksın, getireceksin 'Ben bu sınırlı kesime bütün kaynakları aktarmak için senin sağlığına kastediyorum, sağlığından tasarruf yapacağım, eğitiminden, sosyal güvenlik alanından, yaşamından tasarruf yapacağım, yani insanları yok edeceğim' diyor. Zaten artık sorunların tespitinde bir mesele kalmamıştır. Artık 'Yeter artık' diyen herkes harekete geçmeli. Emek Programı'nın yenilenmesi ihtiyacından söz ediyorsunuz. Bu, ağırlıklı olarak ekonomik politikaları içeren Emek Programı'na demokratik ve siyasi talepler ekleneceği anlamına mı geliyor? Hayatı ekonomik ya da demokratik talepler olarak ayırmamak gerektiğini düşünenlerdenim. Bunlar etle tırnak gibidir, organik bir bütünlüğü vardır. Emek Programı bütün bunları kapsamak zorundadır. Biz bildiğiniz gibi mart ayında alternatif adı altında bir programın temel taşlarını ortaya koyduk. Her program gibi, hayatın ihtiyaçları çerçevesinde, o ihtiyaçları giderecek yeniliklere açık olmak zorundadır, geliştirilmelidir. Emek Platformu, bunu kendi içinde tartışıyor. Emek Plaftormu, bu ülkede güzelliklerden yana herkesin ortak iradesini, kolektif duyguları, aklı, ahlakı, moral değerleri ne kadar temsil edebiliyorsa o kadar mükemmel olur. Emek Programı'nın kitlelere yeterince ulaşabildiğini düşünüyor musunuz? Eğer düşünmüyorsanız, yenilenmiş programın tabanda sahiplenilmesi için nasıl bir yöntem izlemeyi düşünüyorsunuz?Mart döneminde yapılan çalışmalarla ve programla umulmadık ölçüde heyecan yarattık. Çünkü ilk kez Emek Platformu, 'Ben şuna şuna karşıyım' noktasından çıkarak, 'Şunlar olmalı' diyen pozitif bir iddiayı ortaya koydu. Bu, tüm eksikleriyle beraber son derece kritik öneme sahip. Bizim de diyeceğimiz bir şey var dendiği için müthiş şekilde sahiplenildi. İsmi sahiplenildi, sözcüğü sahiplenildi, muhtevası sahiplenildi. Ancak aradan geçen 7-8 ay son derece kritik öneme sahiptir. Emek Platformu olarak, bunu değerlendirmek zorundayız. Ne kadar yeterli çalışmayı yaptık ne kadar performans sergiledik sorusunun yanıtını herkes vermelidir. Bunun tek bir yanıtı var; bizim performansımızın daha yüksek olması gerekirdi, olmazsa zaten daha kötüsü olacaktır. Köylü ve esnafı da Emek Platformu hareketinin içine katma isteği ifade ediliyor, ancak bu nasıl olacak, görüşmeler yapıldı mı? Yerel Emek Platformlarında bu konular tartışılıyor mu?Bütün ülke, dolayısıyla esnaf ve çiftçiler de çağrımızın doğrudan muhatabı zaten. Son dönemde bu tür talepler yoğunlaşıyor, umut verici bir şey. Ama, taleplerin ortaya çıkması organik bir ortak faaliyetin hemen önünü açmıyor. Bunda bizim de payımız muhtemelen var. Bütün teşkilatlarımıza illerimize gönderdiğimiz bildirgelerde başta çiftçiler ve esnafla ilişki içinde olmalarını istedik. 'Ortak sorunlar için ortak bir faaliyet geliştirin' dedik. İllerden bu yönde haberler geliyor. Merkezi düzeyde de TZOB ile Emek Platformu olarak görüşmeler yaptık, bir dönem katılındı, sonra olmadı. İhtiyaçlar çerçevesinde ortak bir faaliyet yürütmek için, iddiamızın daha güvenilir kılınması ve dolayısıyla cazibesinin artırılması için bizim de çaba göstermemiz gerekiyor.
www.evrensel.net