Halkbank

Halkbank'ta tasfiyeye direniş

Halk Bankası'nın İzmir şubelerinde çalışanlar, Halk Bankası Personeli Dayanışma Platformu kurarak, tasfiye girişimini engellemeye çalışıyor.

Halkbank'ta tasfiyeye direnişIMF ve Dünya Bankası'nın istemleri doğrultusunda kamu bankalarını tasfiyeye girişen hükümet, karşısında banka çalışanlarını buldu. Halk Bankası'nın İzmir şubelerinde memur statüsünde çalışanlar, Halk Bankası Personeli Dayanışma Platformu kurarak tasfiye girişimlerini boşa çıkarmaya çalışıyorlar. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bir çok ilde memur statüsünde çalışanları, işçi statüsüne geçirerek tasfiyenin altyapısını oluşturan Halk Bankası Genel Müdürlüğü, İzmir'de bu uygumalara karşı çıkan müdürlerden ikisini açığa aldı, bazılarını sürgün ile tehdit etti. Genel Müdürlük direnmeye devam eden diğer müdürlere de ücretleri 150 milyon lira artırdıktan sonda yüzde 35 zam yapmayı teklif ediyor. Böylece yaklaşık 3 milyar lira ücret ile direnen müdürlerin susturulması planlıyor. Baskıcı yöntemlerle İstanbul ve Ankara'daki şube müdürlerinin büyük bölümüne işçi statüsüne geçmeleri için sözleşme imzalatan Halk Bankası Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz aylarda oluşturdukları Halk Bankası Personeli Dayanışma Platformu'yla kamu bankalarının tasfiyesine ve sözleşme dayatmalarına karşı mücadele bayrağı açan İzmir ve Karşıyaka'daki banka şubelerinde çalışanların engeline takıldı.

Merkeze aldılarTürkiye genelinde şube müdürlerine sözleşme imzalatılamayan tek büyük şehir olan İzmir ile Karşıyaka Merkez Şube Müdürlükleri'ne bağlı şubelerin müdürleri, tek tek markaja alınarak ikna edilmeye çalışılıyorlar. Yüksek ücretin yanında tehdit ve sürgün silahını da kullanan Genel Müdürlük, Bornava ve Oto Tamircileri İkinci Sanayi şube müdürlerini merkeze aldı. Baskılarını artıran Genel müdürlük geçis sürecini bu hafta tamamlamayı planlıyor. Banka çalışanları daha önce de geçiş için gelen fakat başarılı olamayan Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Bahri Uğraş'ı eli boş göndermişlerdi.

Anket gibi sözleşmeGazetemize konuşan banka çalışanları, içerisinde personeli koruyan hiçbir hüküm bulunmayan, hiçbir kuruma ve personele sorulmadan tek taraflı olarak hazırlanan bu sözleşmenin dayatmadan başka birşey olmadığını söylediler. Sözleşmenin içeriği bir yana personele imzalatış şeklinin bile muz cumhuriyetlerinde yaşanan olayları andırdığını ifade eden banka çalışanları yaşananları şöyle anlattılar: "Herhangi bir personele sözleşme imzalatılacaksa merkez şube müdürü telefonla o personele sözleşme imzalayıp imzalamayacağını soruyor. İmzalamayacağım dediği taktirde sözleşmeyi göstermiyorlar. Halbuki bu kişilere gelen sözleşme metni, bir yazıyla ilgili kişiye iletilmek zorunda. 'Sayın bilmem kim. Sizinle çalışmaya devam etmek istiyoruz. Şu tarihe kadar bize yanıt verin' türü bir üst yazı ve ekte sözleşme metni olması gerekirken pratikte bu uygulanmıyor. Sözleşmeyi bize göstermeyerek kabul etmememiz durumunda onun 'Ben zaten onunla çalışmak istemiyordum. O nedenle sözleşme teklif etmedim' deme hakkı elinde bulunuyor. Oysa sözleşme teklifini yazılı olarak cevaplandırmış olabilsek bizim de 'Kötü bir personel olduğumuz ya da verimli olamadığımız için değil, sözleşmeyi imzalamadığımız için başka kurumlara gönderiliyoruz' diyebilme hakkımız doğacak. Bunun önüne geçebilmek için sözleşmeleri göstermeyip, telefonla anket yapar gibi sözleşme imzalatmaya çalışıyorlar."

Platformun etkisiSözleşmelerin müdürler düzeyinde bu hafta içinde bitirilmek istendiğine dikkat çeken banka çalışanları, müdürlerin bu sözleşmeyi imzalaması durumunda kendi altlarındaki personele de imzalamaları için baskı yapmak durumunda kalacaklarını, aksi taktirde kendilerinin işlerini kaybedeceklerini belirttiler. Türkiye genelinde sözleşmeleri imzalamayan sadece İzmir'in kaldığını, İzmir'de sözleşme dayatılan 60 kadar müdür bulunduğunu aktaran banka çalışanları, İzmir'deki müdürlerde sözleşmeye imza atmama oranının yüzde 90'ları bulduğunu ve İzmir'in direndiğini dile getirdiler. Banka çalışanları, direnişin başarılı olmasında oluşturulan plaformun etkili olduğunu vurguladılar.
www.evrensel.net