Hayat bir ömre bedel mi?

Hayat bir ömre bedel mi?

5. Sokak Tiyatrosu, Murathan Mungan'ın eserinden uyarlanan, "Dumrul ile Azrail" adlı oyunu Mustafa Avkıran'ın yönetiminde sahnelemeyi sürdürüyor.

Hayat bir ömre bedel mi?Erkal HascanDede Korkut'un ünlü destanı Deli Dumrul'un, küçük yaşlardan itibaren çoğumuzun bildiği bir hikâyesi vardır. Yenilmezliğine güvenerek, köprüsünden geçenlerden haraç kesen Deli Dumrul, bir gün haddini aşıp Tanrı'yı da tanımayınca Azrail canını almak için çıkagelir. Azrail karşısında korkuyla tanışan ve "aman" dileyen Dumrul'un canı bir tek şartla bağışlanacaktır: "Bir başkasının onun yerine canını vermesi". Önce annesinden, sonra babasından ret yanıtı alan Dumrul'un yerine, son çare olarak gittiği yari canını vermeyi kabul edince, bu kez Dumrul aşkının farkına varır ve Azrail'e "Ya ikimizin de canını al, ya ikimizin de canını bağışla" diye yakarır. Azrail de insafa gelerek ikisinin de canını bağışlar.Murathan Mungan, öykünün sonunda ustaca bir değişiklikle olayların akışını bambaşka bir boyuta sürüklemiş. Kimi eleştirmenler tarafından "tahrifat" olarak da nitelenen bu değişikliğe göre, sevgilisi de Dumrul'un "canını onsuz bir hayat için istemesine" haklı olarak karşı çıkar ve "Birlikte ölelim desen, canım feda" diyerek Dumrul'un bencilliği ve sevgisizliğini yüzüne vurur. Tüm bu yaşananlara tanık olan Azrail, Dumrul'la birlikte, hayatın değerini anlar; "Can almaya çıkmışken, bir cana sahip olmanın değerini anlar".Murathan Mungan, kendi hikâyesini şu cümlelerle açıklıyor: "Üzerinde yaşadığınız coğrafyanın kültürünü özümsemişseniz, sahip çıktığınız mirasa bir evrim kazandırarak onun doğal sürdürücülüğünü kendiliğinden üstlenirsiniz. Bir Dede Korkut hikâyesi zaten vardır ve sizden bağımsız olarak orada durur. Önemli olan, onu size yazdırtan şeydir. Metni yenileyerek tazeleyen ve sizin kılan, kişisel dünyanızın temel malzemesidir."5. Sokak Tiyatrosu, Mungan'ın şiirsel anlatımı, Mustafa Avkıran'ın yönetimi ve oyunda da Deli Dumrul'un sevgilisi rolünde izlediğimiz Övün Avkıran'ın koreografisini yaptığı danslarıyla, izlenmeye değer bir oyunu ortaya çıkarmış. Oyunun müzikleri de oldukça başarılı. Moğollar'ın davulcusu Engin Yörükoğlu'nun bir davulla ve şarkıcı Sema'nın sesini enstrüman gibi kullanarak yaptığı fon müziği, oyunda ciddi bir yer tutuyor. Her biri bir dairenin içinde bulunan beş oyuncunun, ilk bölümde daha belirgin olarak gözlenebilen anlatıcı rolleri oyun içinde de sürüp giderken, oyunun bir içinde bir dışında olmaları farklı ve izleyiciyi dikkatle izlemeye yönelten bir tarz.Geçtiğimiz sezonda da sahneye konan, yaz boyunca Avrupa'da festivallerde sahnelenen oyun, Azrail'in insan olmanın bilincine ulaşmasının öyküsü olarak da yorumlanabilir.
www.evrensel.net