Kolluk kuvvetlerini aklama çabası

Kolluk kuvvetlerini aklama çabası

Otopsi raporlarını görmezden gelen Çanakkale Cumhuriyet Savcısı Faruk Gülercan, 19 Aralık 2000 tarihinde Çanakkale Cezaevi'ne düzenlenen operasyon nedeniyle haklarında soruşturma açılan askerleri kurtarma çabasında.

Kolluk kuvvetlerini aklama çabasıOtopsi raporlarını görmezden gelen Çanakkale Cumhuriyet Savcısı Faruk Gülercan, 19 Aralık 2000 tarihinde Çanakkale Cezaevi'ne düzenlenen operasyon nedeniyle haklarında soruşturma açılan askerleri kurtarma çabasında. Cumhuriyet Savcısı Gülercan, kolluk kuvvetlerinin elinde bulunan silahlarla öldükleri raporlarla kanıtlanan üç tutuklu ve bir askerin, "tutuklular tarafından öldürülmüş olabileceklerini" ileri sürdü.Gülercan, operasyonda hayatını kaybeden tutuklu Fahri Sarı, Sultan Sarı, İlker Babacan ile sadece orduda bulunan kinetik enerjili silahla öldürülen askerin, "tutuklu ve hükümlüler tarafından öldürülmüş olabileceklerini" ileri sürerek, tutuklu ve hükümlüler hakkında ek iddianame hazırlanmasını istedi. Operasyon sonrasında haklarında Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılan 154 tutuklu ve hükümlü, "adam öldürme", "intihara teşvik" ve "cezevi idaresine karşı ayaklanma" iddialarıyla yargılanıyor. Aynı kişiler hakkında İstanbul 6 No'lu DGM'de açılan davada tutukluların "patlayıcı imal ettiği" iddia ediliyor.

Raporlar görülmediSavcı Gülercan, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği dilekçede, 19 Aralık 2000 operasyonu sırasında Fahri Sarı, Sultan Sarı ve İlker Babacan adlı tutukluların hayatını yitirdiğini kaydetti. Gülercan, ölüm ve yaralanmalara neden olan mermi çekirdeklerini bulamadıklarını, bu nedenle de hangi silahlardan çıktıklarını tespit edemediklerini ileri sürdü. Kolluk güçleri hakkında hazırlık soruşturması yürütüldüğünü hatırlatan Gülercan, sadece orduda bulunan kinetik enerjili silahtan çıkan kurşunla hayatını kaybeden askeri tutuklu ve hükümlülerin öldürdüğünü öne sürdü. Adli Tıp'ın raporlarını yalanlamak için elinden geleni yapan Gülercan, doktorların, göğsüne saplanan gaz bombası sonucu hayatını kaybettiğini belirttikleri Sultan Sarı'nın da tutuklularca atılan bomba sonucu ölmüş olabileceğini savundu. Gülercan, yargılananlar hakkında ek iddianame hazırlanmasını istedi.

Deliller karartıldıSavcının iddialarının aksine, operasyon sonrası hazırlanan Adli Tıp raporlarında, olay yerinin orijinaletisinin bozulduğu, 5 Ocak 2001 tarihinden itibaren cezaevinde temizlik ve onarımın yapılmaya başlandığı ve bu işin 24 Ocak'a kadar sürdüğü kaydedilmişti. Tutuklu İlker Babacan'ın göz yaşartıcı bombalardan birinin başına isabet etmesi üzerine, Sultan Sarı'nın da 4 cm.lik gaz bombası parçasının göğsüne çarpması sonucu öldüğü ortaya çıkmıştı. Fahri Sarı'nın ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu öldüğünün belirtildiği raporda, Er Mustafa Mutlu'nun da yüksek kinetik enerjili silahtan çıktığı anlaşılan bir kurşunla öldüğü kaydedilmişti.Gülercan'ın ek iddianame talebi ile ilgili olarak gazetemize açıklama yapan tutuklu avukatı Hasan Hüseyin Evin, operasyonun ardından askerlere yönelik olarak başlatılan soruşturmanın sürdüğünü söyledi. Soruşturmaya "gizlilik kararı" getirildiğini ifade eden Evin, "Soruşturmada ne olup bittiğini bilmiyoruz. Ama böyle bir iddianamenin hazırlanması bu soruşturmanın üstünün örtülüp askerlerin aklanmaya çalışıldığını gösteriyor." dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


DGM'de trajikomik iddianameHacer Yücel Çektikleri manzara fotoğrafları ve cep telefonlarında kayıtlı bulunan numaralar nedeniyle tutuklanıp yargılanan gazeteciler Sefagül Keskin ve Lütfiye Uluk hakkındaki iddianame inandırıcılıktan çok uzak. Gerçek dışı iddialarla "Örgüt üyesi olmak" suçlamasıyla yargılanan İşçi Köylü gazetesi muhabirleri Sefagül Keskin ile Lütfiye Uluk, bir buçuk ay Zile Kapalı Cezaevi'nde kaldıktan sonra önceki gün tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar. Suçlananların, 'komplo teorisi' olarak değerlendirdiği olaylar İşçi Köylü gazetesinin Malatya Büro Sorumlusu Lütfiye Uluk'un, 28 Eylül 2001'de Tokat Almus Ataköy'de yaşayan nişanlısının ailesinin evine gelmesiyle başladı. Sefagül Keskin ise İşçi Köylü gazetesinin Tokat Turhal'daki bürosunda iki aydır muhabirlik yapıyordu. Uluk, nişanlısının evinde 4 gün kaldı. Bu süre zarfında Keskin de Lütfiye Uluk ile birlikte kaldı. Uluk, Malatya'ya geri dönmek için Keskin ile birlikte Turhal'a giderken, Turhal Jandarma Komutanlığı'nca şüpheli şahıs olduğu iddiasıyla arabadan indirildi. Üzerinde yapılan aramada Tokat Almus'a ait manzara fotoğrafları, cep telefonunda da 'örgüt mensubu' oldukları iddia edilen Avukat Zeynel Polat, Filiz Kalaycı ve İHD Elazığ Şube Başkanı Cafer Demir'in telefon numaralarının kayıtlı olduğu görüldü. Keskin'in üzerinde yapılan aramada ise arandığı iddia edilen Fadime Özkan'a ait kredi kartı ile birlikte çekilmiş fotoğraflar ve manzara fotoğrafları bulundu. Bunun üzerine iki gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı.

'Kritik fotoğraflar'Daha sonra polis İşçi Köylü gazetesinin Turhal'daki bürosunu ve Sefagül Keskin'in evini bastı. İşçi Köylü bürosunda Tunceli'de düzenlenen Munzur Festivali fotoğrafları ile Tokat Almus'a ait 6 adet manzara fotoğrafı bulundu. Keskin'in yazdığı, "Polis Kurşunları Yine Halkın Bedenine" başlıklı haber de delil olduğu gerekçesiyle alındı. Polis, büroda İşçi Köylü gazetesi ile başka dergi ve gazeteler de buldu. Ankara Cumhuriyet Savcısı Hasan Keleş'in iddianamesinde, bütün bu dokümanlar 'kanıt' olarak gösterildi. Keskin ve Uluk hakkında, "Yasadışı TİKKO örgüt mensuplarına yardım etmek"ten Ankara 2 No'lu DGM'de dava açan Keleş, fotoğrafları da 'kritik bölgelerin fotoğrafları' olarak değerlendirdi. Keleş, iddianamede, "Hiçbir canlının olmadığı bu fotoğrafların hiçbir yerde kullanılmayacağı, sadece terör amaçlı olarak yerleşim birimlerine ve yoldan geçmekte olan askeri araçlara pusu atmak için yapılacak planlama için kullanılabileceği"ni iddia etti.

Savcı rahat çalışmış!İddianamede dikkat çeken diğer bir nokta ise, Uluk ve Keskin'in cep telefonunda numaraları çıkan ve örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişilere yönelik suçlamalar. Keleş, bu kişileri 'örgüt mensubu' ilan etti. Keleş'e göre biri 1992 ve diğeri de 1996 yıllarında olmak üzere iki kere 'yakalanan' ve 1998 yılından beri de 'aranan' Avukat Zeynel Polat, İstanbul'da avukatlık yapıyor. Ancak Keleş'e göre Polat DHKP-C üyesi! Üzerine atılı bütün bu suçlamaları reddeden Polat, her gün cezaevlerine gittiğini ancak arandığına dair herhangi bir olayla karşılaşmadığını söylüyor. 'Örgüt üyesi' olduğu öne sürülen ancak Keleş tarafından 'herhangi bir örgüte yakıştırılmayan' Avukat Filiz Kalaycı'nın ise, "Devletin arşı ulusal şahsiyetine karşı cürüm" işlediği iddia ediliyor. Savcı Keleş, İHD Elazığ Şube Başkanı Cafer Demir'in ise TKP/ML Partizan üyesi olduğunu ileri sürerek Demir'in 1999'da Elazığ'da yakalandığını iddia etti. Gazetemize konu ile ilgi açıklama yapan İHD yöneticisi Demir ise 1999 yılında gözaltına alındığını doğruladı, ancak bunun bir örgüte üye olmaktan kaynaklanmadığını, Ülkede Gündem gazetesi Elazığ muhabirinin üzerinde telefon numarası çıktığı için karakola götürüldüğünü söyledi. Demir, 1999'daki bu olayla ilgili ifadesinin dahi alınmadığını belirterek son yaşananların, iddianamelerin ne kadar gerçekten uzak hazırlandığını gösterdiğini kaydetti. Demir, hâlâ İHD Elazığ Şube Başkanlığı görevini sürdürüyor.

Herkes 'örgüt üyesi'İddianamede adı geçen ve Yalova Altınova'da öğretmenlik yapan Mustafa Özkan'ın ise 1993 yılından beri arandığı ve PKK üyesi olduğu iddia edildi. Özkan'ın aynı zamanda yoklama kaçağı da olduğu ileri sürüldü. Uluk ve Keskin'in cep telefonunda çıkan son isim olan İnan Aktaş'ın da yoklama kaçağı olduğu ileri sürülüyor. Savcı Keleş, yasadışı örgüt mensupları olduklarını ileri sürdüğü bu kişilerin telefon numaralarının Keskin ve Uluk'ta bulunmasını, onların da 'örgüt üyesi' olduğunu gösteren kanıt olarak kullanıyor.İşçi Köylü gazetesi çalışanları Sefagül Keskin ve Lütfiye Uluk, Keleş'in bu 'yaratıcı' iddialarına kaynaklık eden gerekçeler nedeniyle bir buçuk ay Zile Kapalı Cezaevi'nde tutuklu kaldı. Önceki gün Ankara 2 No'lu DGM'de görülen duruşmada serbest bırakıldılar, ancak tutuksuz olarak yargılanmaları sürecek.
www.evrensel.net