'Marx hak ettiği yeri alacak'

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Korkut Boratav, "11 Eylül sonrasında radikal açılımlar yaşanmakta ve ekonomik değişimlerle birlikte ihtiyaçlar farklılaşmaktadır. Yakında iktisat kitaplarında Marx hak ettiği yeri alacaktır" dedi.

'Marx hak ettiği yeri alacak'Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Korkut Boratav, "11 Eylül sonrasında radikal açılımlar yaşanmakta ve ekonomik değişimlerle birlikte ihtiyaçlar farklılaşmaktadır. Yakında iktisat kitaplarında Marx hak ettiği yeri alacaktır" dedi. Türk Sosyal Bilimciler Derneği tarafından 7'ncisi düzenlenen Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi, dün başladı. Yurtdışına işçi göçünden IMF reçetelerine, kalkınma programlarından Türkiye İşçi Partisi'nin tarihine kadar birçok konuda sunumların yapılacağı kongre, üç gün sürecek. Kongrede sosyal bilimciler, Türkiye'nin içine girdiği cendereden nasıl çıkacağını da tartışacaklar. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi'nde açılışı yapılan kongreye akademisyenlerin yanı sıra çok sayıda öğrenci de ilgi gösterdi. Kültür Bakanı İstemihan Talay ve ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut'un da katıldığı kongrenin açılış konuşmasını Türk Sosyal Bilimciler Derneği Başkanı Oğuz Oyan yaptı. Sosyal bilimciler adına kongrenin açılış bildirgesini ise Prof. Dr. Korkut Boratav sundu. Oyan, kongrenin ilkinin 1980 yılında yapıldığını, ancak 12 Eylül rejiminin yarattığı koşulların sosyal bilimler kongresi geleneğinin oluşmasına izin vermediğini belirterek, 1997'den itibaren iki yıl aralıklarla kongrenin düzenli olarak yapılabildiğini kaydetti. Oyan, kongre hazırlıkları yapılırken 2001 yılının Türkiye açısından birçok toplumsal olayın 40'ıncı yılı olduğundan dönüm noktası olarak değerlendirildiğini söyleyerek, "Türkiye'de 61 Anayasası'nın ve buna bağlı ekonomik gelişmenin, istikrar programlarının ve buna bağlı piyasa tökezlemelerinin, TİP'in kuruluşu ve sol düşüncenin gelişmesinin, yurtdışına işçi göçünün 40'ıncı yılında, '80 sonrası dönemin baskılarıyla karşılaştırılarak bakma ihtiyacını duyduk" dedi. Türkiye'nin 40 yılının '60-'79 ile '80 sonrası olarak iki dönem halinde askeri darbelerle halkın hayatına girdiğini dile getiren Oyan, '80 sonrasının ekonomik yönünün ve sınıfsal vurgusunun daha fazla olduğuna dikkat çekti. '60'larda Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinin daha belirleyici olduğunu ifade eden Oyan, '80 sonrasında ise IMF ve Dünya Bankası başta olmak üzere dış dinamiklerin daha belirleyici rol üstlendiğini vurguladı. Oyan, 1980 sonrası yapısal uyum politikalarının ekonominin yapısını değiştirdiğini, dış kaynaklara bağlı büyümenin küçülme olarak yansıdığını belirterek, devletin küçültülmesi ideolojisinin etkin hale geldiğini söyledi. IMF ve DB'nin her iki dönemde de sahnede olmakla birlikte 1980 sonrası dönemde ekonomi yönetiminin direkt bunların eline geçtiğini kaydeden Oyan, buna bağlı olarak giderek kabaran ekonomik durumun faturasının da yoksul halka kesildiğini dile getirdi. Savaşın yaşandığı dönemde 21'inci yüzyılın karanlık bir çağ olmaması için insanlığın tüm demokratik kazanımlarıyla buna karşı çıkması gerektiğini ifade eden Oyan, kongrede Türkiye'nin içine girdiği cendereden nasıl çıkacağının tartışılacağını söyledi. Açılış bildirgesini sunan Korkut Boratav, sosyal bilimcilerin ortak alanının toplum olduğunu söyleyerek, toplumu araştıran bilim insanlarının iletişimsiz bulunmalarının sakıncalı olduğunu kaydetti. Boratav, Türkiye'de sosyal bilimcileri sorunlara çözüm üretmek için buluşturma rolünü kongrenin üstlendiğini belirterek, ortak gündemlerle disiplinler arası çalışmaların geliştirileceğini belirtti.

'Harekete geçilmeli'Sosyal bilimin Türkiye toplumu üzerinde daha fazla çalışmalar yapması ve yerel sosyal bilimcilerin yok olmasının önüne geçmesini isteyen Boratav, bilim insanlarının birbirlerini yeterince okumayıp tartışmadıklarını bunun da gelişmeyi engellediğini söyledi. Sosyal bilimlere çoksesliliğin hakim olması gerektiğini ifade eden Boratav, "Başka alternatifimiz yok, sözüne karşı sosyal bilimcilerin isyan etmesini beklerdim. Batılı radikal iktisatçılar tarafından bile bize dayatılan politikaların ne kadar acımasız olduğu değerlendirmesi yapıldı. Tek seçenek algılamasının sosyal bilimcilerin kolektif olarak tepkisine yol açmalı" diye konuştu. Ekonomiyi siyasetten kurtarma sloganının da çok tehlikeli olduğunu kaydeden Boratav, siyasetin dışına kaydırılan ekonominin kimin alanı içine gireceğini sordu. Boratav, bu slogana da siyaset bilimcilerin şiddetle karşı çıkmasını beklediğini dile getirerek, ortaya sözde kavramların atıldığını ve bunların tartışmalara yol açmadan kabul gördüğünü hatırlattı. Tüm kavramların tartışılarak yargılanması ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Boratav, ekonominin siyasetten kurtarılması durumunda devletten beklentisi kalmayan yoksul halkın siyasete katılmayacağını belirtti.Bu durumda demokrasinin sosyal tabanlarını kaybedeceğine dikkat çeken Boratav, sosyal bilimcilerin sürece müdahale etmesini istedi. Yeni dönemde radikal açılımların yaşandığını ve ekonomik değişimlerle ihtiyaçların farklılaştığını söyleyen Boratav, "Yakında iktisat kitaplarında Marx hak ettiği yeri alacaktır" diye konuştu.
www.evrensel.net