McCarthy müze gezdi!

McCarthy müze gezdi!

7 Kasım günü, FBI ajanı Terry Donaghoe ve gizli servis ajanı Steven Smith, Teksas Houston'daki Sanat Araba Müzesi'ndeki (Art Car Museum) "Gizli Savaşlar" isimli sergiyi ziyaret ettiler.

McCarthy müze gezdi!7 Kasım günü, FBI ajanı Terry Donaghoe ve gizli servis ajanı Steven Smith, Teksas Houston'daki Sanat Araba Müzesi'ndeki (Art Car Museum) "Gizli Savaşlar" isimli sergiyi ziyaret ettiler. Sabah 11.00'den önce müzeye gelen ajanlar, şubelerine gelen Amerikan karşıtı eylem raporları ışığında hareket ettiklerini ve bu nedenle sergiyi görmek istediklerini söylediler. Ziyaret sırasında müzede çalışmakta olan Donna Huanca'nın ve müze müdürü Tex Kerschen'in olaya ilişkin tanıklıkları şöyle:

Donna Huanca'nın anlatımı Saat 11.00'e doğru geldiklerinde yerleri süpürmekteydim. Bakar bakmaz bir gariplik olduğunu sezdim. Öylesine iyi giyimli ve mükemmel görünüyorlardı ki, tek bir saç teli bile havada değildi. FBI ve gizli servis adına geldiklerini söyleyip kimliklerini gösterdikten sonra, müzede Amerikan karşıtı faaliyetler yürütülmekte olduğuna dair söylentiler olduğunu, bu durumu araştırmaya geldiklerini söylediler. Amerikan karşıtı diyerek ne kastettiklerini anlamadığımı, ifade özgürlüğümüzü kullandığımızı söylediğimde, ileri gittiğim yolunda beni uyarıp sergiyi gezmek istediklerini tekrarladılar. Bunun üzerine, onları yalnız bırakmak istemediğim için sergiyi birlikte gezmeye başladık. Her eser önünde görüşümü almak istiyor, Amerikan karşıtı olup olmadığını soruyorlardı. Bunun savaş karşıtı bir sergi olduğunu hatırlattım. CNN'in internet sitesinden aldığımız Beyaz Saray belgelerini, basın açıklamalarını incelediler. Noam Chomsky'den alıntıları okudular. Serginin "amacı" dışındaki hiçbir şeyle ilgilendiklerini sanmıyorum. Körfez Savaşı'ndan sonra yapılan, George Bush'u bir hayvanın tepesinde ve şeytanı çevresinde dans eder halde gösteren bir kompozisyonla ilgilendiler. Benden kurtulmaya çalışıyorlardı fakat buna izin vermedim. Bir yandan da kameralar tarafından izlenip izlenmedikleri konusunda endişeliydiler. Kameralar açık değildi ama tabii ki bunu onlara söylemedim. Bu serginin aylar öncesinde planlanmış olmasının "ironik" olduğunu söyleyip, açılış gününü, hazırlık aşamalarını vb. yazmamı istediler. Tüm belgelerimizi inceleyip tehdit oluşturanları tespit edeceklerini söylediler. Müzede çalışan herkesin kimliğini, işlerini ve nasıl geçindiklerini merak ediyorlardı. Köşebaşındaki ofislerine gidip bu bilgilerin hepsine ulaşabileceklerini söyledim. Broşürlerimizi alıp gittiler. Biz yalnızca ifade özgürlüğümüzü kullanıyorduk. Sanat da bu değil midir zaten? Fakat o gün, gerçekten ürktüm, nerede okuduğumu, nerede yaşadığımı, ne işler yaptığımı, ailemi, niye burada çalıştığımı sordular ve "bu küçük müzedeki gelecek sergilerde ve okuldaki çalışmalarımda başarılar" dileyip gittiler. Bu serginin ve burada çalışanların gereksiz olduğunu düşünüyorlardı ve bir şeyleri sabote edebilecekleri aklıma geldi. Biz anayasanın dediğini yapıyoruz, düşüncelerimizi ifade ediyoruz. Bu sergi Dünya Ticaret Merkezi'nde olanlar için değil, her gün çevremizde olup bitenlerden haberdar olan insanlar için planlanmıştı. Bu sergi ve benzerlerinin ulaştığı insan sayısını, son olup bitenlerden rahatsız olan insan sayısı ile kıyaslayamayız bile. Gerçekler daha çok incitir çünkü, insanlar içinde yaşadığımız demokrasinin gerçekte demokrasi olmadığını gördüler. Bizi apaçık kapatamazlar çünkü özel bir müzeyiz ve yanlış yaptığımız bir şey yok. Ancak el altından bir şeyler yapmaya çalışabilirler. Savaşlar hakkında bir sergi hazırlamak istedik çünkü sürüp giden savaşlar var ve insanların bu konuda bilgilendirilmesi lazım. Haber kaynağı olan medya ise bu işlevini yerine getirmiyor. Bu durumda insanlara ulaşmak için yeni yollar bulmak gerekiyor.

Tex Kerschen'ın anlatımı Bu, düşündüğümüz fakat gerçekleşmemesini umduğumuz bir şeydi. Haklı çıktığımıza sevinmeli miyiz üzülmeli miyiz, bilmiyorum. Bizimle ilgilinecek kadar ağlarını genişletmişlerse, içine her şeyi çekecekler demektir. Bizim gizli saklı bir şeyimiz yok, serginin ismi her şeyi açıklıyor. Amerikan karşıtı suçlaması ise insanları zan altında bırakmanın en kolay yolu, bunun üzerine konuşmak bile saçma. Eğer şeffaflığa, geçtiğimiz 60 yıl içerisinde ABD'nin, ifade ve düşünce özgürlüğünün korunduğu bir yer haline geldiğine inanıyorsak bu suçlama gülünç bir hale geliyor, yok tam tersi, oklarını sivriltmeye başladılarsa bize yöneltilen isnatlar endişe verici bir hal alabilir.
www.evrensel.net