Londra

Londra 'savaşa son' dedi

İngiliz hükümeti, Kabil'in düşmesinin ardından savaş karşıtlarının 'yatışacağını' ve halkın savaşa desteğinin artacağını düşünüyordu.

Londra 'savaşa son' dediArif BektaşAfganistan'da süren savaşa karşı önceki gün Londra'da onbinlerce kişi sokağa döküldü. Kabil'in düşmesinin ardından "savaşın yönünün değiştiğini ve bu yüzden savaş karşıtı eylemlere katılımın düşeceğini" öne sürenlere bir yanıt olan yürüyüşe tam 100 bin kişi katıldı. Afganistan'a yapılan saldırılardan sonra yapılan en büyük yürüyüş özelliği taşıyan önceki günkü yürüyüşe, iktidardaki İşçi Partisi içindeki savaş karşıtı milletvekilleri de destek verdi. Eylemde binlerce 'Savaşı durdurun' ve 'Benim adıma savaşmayın' pankartı taşındı. Hyde Park'da başlayan ve Londra'nın merkezindeki Trafalgar Meydanı'na gelen kalabalık, öfkeli sloganlar atarak savaşın durdurulmasını istedi. Ülkenin dört bir tarafından gelen emekçiler arasında sendika şubelerinin pankartlarının, geçmiş yürüyüşlere oranla arttığı dikkat çekti.

Glasgow'da 10 bin kişiAynı saatte Glasgow'da 10 bin kişinin katıldığı bir yürüyüş düzenlenmesine rağmen, 13 otobüsle Londra'ya da gelen Glasgowlular, "savaşın durması için yolları aşındırmaya devam edeceklerini" belirttiler. Newcastle'dan da 17 otobüsle gelen işçi, emekçi ve gençler, Londra'daki yürüyüşte yerini aldılar. Liverpool'dan 9, Luton'dan 9, Machester'dan 8, York'dan 5, Brighton'dan 3, Oldham'dan 2 otobüs dolusu emekçi geldi. Diğer birçok kentten de, trenlerle Londra'ya gelindi.Glasgow Belediyesi önünde bitirilen yürüyüşe ise 10 bin kişi katıldı. Savaş Karşıtı Koalisyon'un düzenlediği yürüyüşe Kanu İşçileri Sendikası (UNISON)'na bağlı çok sayıda sendika şubesinin yanı sıra, İskoçya Sosyalist Partisi de yerini aldı.

Sendikalardan ilgiDaha önce yapılan yüzlerce savaş karşıtı eyleme katılmayan İngiliz sendikaları, bu kez eyleme büyük ilgi gösterdi. Bürokrat sendika şeflerine rağmen, şubeler pankartları ile yürüyüş alanında yerlerini aldılar. Demiryolu İşçileri Sendikası (RMT), Tren Sürücüleri Sendikası (ASLEF), Yüksek Öğrenim Öğretmenleri Sendikası (NATFHE) ve İtfayeciler Sendikası (FBU) merkezi düzeyde destek verirken, UNISON ve TGWU sendikalarına bağlı birçok şube, savaşın durdurulmasını talep eden pankartlarıyla eyleme katıldı. Yürüyüş sonunda konuşan ASLEF Örgütlenme Sekreteri Andrew Moondy, sendikaların savaşa karşı çıkmasını istedi. Moondy, işçilere çağrıda bulunarak, sendika yönetimleri üzerinde baskı yapılması gerektiğini vurguladı.Yürüyüş sonunda Trafalgar Meydanı doldu taştı. Yürüyüşün başı meydanda yerini almaya başlarken, yürüyüşün sonu Hyde Park'ta, henüz hareket etmemişti. Dakikalarca beklendikten sonra, konuşmalar başladı. Konuşmalar bittikten sonra bile, halen yürüyüş halinde olanlar vardı. Buna rağmen, başta BBC olmak üzere sermaye basını ve polis, gösteriye "15 bin kişinin katıldığını" bildirerek, eylemin gücünü gölgelemeye çalıştı. Oysa 50 bin kişi alan Trafalgar Meydanı, eylem sırasında tıklım tıklım dolmuş ve göstericiler çevre yollara yayılmıştı.

Komiteler yayılıyorAfganistan'a yönelik saldırıların başlamasının hemen ardından, İngiltere'nin değişik bölgelerinde savaş karşıtı komiteler oluşturulmuştu. Bu komiteler mahallelere kadar yayıldı. Komitelerin çalışmalarını organize etmek için de 'Savaş Karşıtı Koalisyon' adında merkezi bir komite oluşturuldu. Bu komite içinde, Türk-Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) de yer alıyor. Önceki günkü yürüyüşe 200 DAY-MER üyesi katıldı.Komiteler oluşturan, sadece kitle örgütleri ve partiler değildi. Muhalif milletvekilleri de 'Savaş Karşıtı Milletvekili Koalisyonu' oluşturdu ve merkezi komitede yer alma kararı aldı. İktidardaki İşçi Partisi milletvekillerinin yanı sıra, Liberal Demokratlardan da birkaç milletvekilinin olduğu koalisyona üye 13 milletvekili, yürüyüşe katıldılar. Milletvekilleri adına konuşan koalisyon sözcüsü Tony Benn, asıl hedefin terörizm değil, Orta Asya'daki doğal kaynaklar olduğunu söyledi. Benn, Başbakan Tony Blair'in kabinede tek başına kararlar aldığını ve böylelikle, 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en çok sivil öldüren İngiltere başbakanı olduğunu sözlerine ekledi. Milletvekilleri Paul Marsden, Jeremy Corbyn ve George Galloway de, savaş karşıtı eylemlerin devam etmesini istediler.

'Diktatörlerle yürüyor'Yürüyüşe her kesimden insanların katılması dikkat çekti. Çeşitli müslüman grupların da katıldığı yürüyüş sonunda Pakistan İslam Parlamentosu sözcüsü bir konuşma yaptı. Sözcü, din, ırk ve renk ayırımı yapılmadan kardeşçe yaşanması gerektiğini söyledi. Hıristiyan toplumu lideri olan ve Nükleer Silahlanma Karşıtı (CND) grubun da başkan yardımcılığını yapan Paul Oestreicher, konuşmasında savaşa son verimesini istedi. Oestreicher; Pakistan, Türkiye, Cezayir ve Mısır rejimlerinin tam desteğinin alındığına dikkat çekerek, bu ülkelerin diktatörlükleri aratmayan yönetimlerle yönetildiğini söyledi. Yürüyüş sonunda konuşmalar yapanlar arasında, yazar Tarık Ali ve gazeteci John Pilger da bulunuyordu.
www.evrensel.net