Gurbetin yurda dönüşmesi

Gurbetin yurda dönüşmesi

Gurbetçilik, Anadolu insanının yabancısı olduğu bir kavram değil. Kasımpaşa'da geçen çocukluğumda, en büyük hayranlığı bir komşuya duyardım.

Gurbetin yurda dönüşmesiSennur SezerGurbetçilik, Anadolu insanının yabancısı olduğu bir kavram değil. Kasımpaşa'da geçen çocukluğumda, en büyük hayranlığı bir komşuya duyardım. Adam galiba Malatyalıydı. Amerika'da hamallık yapmış ve Türkiye'ye göre büyük paraya emekli olmuştu. Hayranlığımın nedeni adamın aydan aya aldığı büyük ücret değildi. Kıtalar arası gurbetçiliğe kalkışmasındaki cesaretti. Yıllar sonra, galiba Halide Edib'in bir yazısından, Amerika'daki Kürt ve Türk hamalların Kurtuluş Savaşı için yaptığı bağışı öğrenince, hayranlığımın hedefinin değişmesi gereğini düşündüm. Sermaye sahibi, ucuza kol gücü, kafa gücü bulacağı coğrafyayı tanıyordu.Gurbet, Türkiyeli insanın alıştığı bir kavram. Doğduğu toprakların kötü özelliklerini bile özlediği bir durum. Avrupa'ya özellikle Almanya'ya çalışmaya gidişi bu kavramı tersyüz mü etti, diye de düşünebiliriz bugün.Türkiye'nin durumunu çalıştığı ülkeyle karşılaştıran gurbetçi boşuna Alamancı diye küçümsenmedi, dışlanmadı. Türkiye'nin Almanya'ya işçi göndermesinin 40'ıncı yılı bu yıl. Almanya'nın dışardan emekçi ithalinin de 45'inci yılı. Şu günlerde bununla ilgili programlar yapılıyor sanırım Almanya'da. Emekçilerin yaşadıkları ülkenin dilini öğrenmesi, yurttaşı olmasıyla kazanacakları ile, eşit haklar sorunu tartışılıyor. Emekçilerin kimlikleriyle hangi ülkenin yurttaşı olurlarsa olsunlar, eşit koşullarda çalışmak istemeleri, güçlerini birleştirmeleri, ancak emekçilerin hoşuna gidecek durumlar. Sermaye sahibi, emekçinin birbirinin dilinden anlamaması, birlikte çalışıp birlikte yaşamaması için gerekeni, uygarca yapıyor her zaman, her yerde. Bunun en kestirme yolu, dinsel merkezler çevresinde toplamak emekçileri. Türkiye'den getirilen din adamının parasını ödeyen merkezler düşünülünce, gerçekten bir uyumun istenip istenmediği sorusu da sorulabilir.Türkiyeli emekçinin Almanya'da çalışmasının getirdiği durum, Türkiye'den ithal gelin ve damat sorunu, emekçinin haklarını arayacak kadar Türkçe bilemeyişi belki bir dosya tutacak ayrıntıları içeriyor.Kimi zaman komik durumlar da yaşanıyor. Çocuk parasından Türk işçilerinin de yararlanması için Alman sendikalarından biri (belki bir federasyon) dava açmış, kazanmış, bu konuda bir bildirim yapmış örneğin. Bunu da bir radyoda çalışan sendikalı Türk programcı yayımlamış programında, gazetesinde (Evrensel) bildirmiş. Bu bildirime telefon numarasını da eklemiş. İşin gülünç yanı şu, hem konsolosluk hem de bir başka gazete bu duyuruyu alıp kullanırken, araştırmadıklarından, kızcağızın telefonunu danışma telefonu olarak vermişler. Sabahtan akşama kadar, "Alo orası falanca gazete mi ya da çocuk parası için size mi başvuruluyor" diye arayıp duruyorlar. Kimsenin de isyanları oynadığı yok evde. Sabırla yanıt veriliyor. Oradaydım da biliyorum.Batı örgütlenmeye alışkın. Girişim grupları oluşturuveriyorlar. Münih'te de bir Initiativgruppe (IG) var. "www.initiativgruppe.de" ya da Hermann-Lingg-Str.13, 80336 München adresiyle ulaşabileceğiniz bu grubun da 30'uncu yılı bu yıl. Bu grubun iş göçünün sanatsal yansımalarını topladığı bir albümü var. Bu albümden bir şiir bir de karikatür tanıtmak istiyorum size. Şiiri Sema Saydı ile çevirdik. (Şairin adından kuşku duyacaklara hemen anımsatalım, Almancada ü harfi var.) Yugoslav (Boşnak) işçinin karikatürüne gelince, Hıristiyanların hemen anlayacağı bir esprisi var: İsa yeniden dirildiğinde, kendisini tanıtmak için, ellerini göstermişti. Ellerinde çarmıhın çivi izleri vardı. Buradaki izler işçinin çalıştığı şehirlerin nasır ya da yara izleri.
lütfen affedinhâlâ buradayızbağışlayın bizi yalvarırız burada çalışıyoruzmazur görmenizi diliyoruzkadınlarımızın çocuk doğurmalarınıyalvarırız biraz hoş görün yalvarırızokula gidişini çocuklarımızınyüce gönüllülüğünüze sığınıyorumlütfen göz yumunve görmezlikten gelinbaşımızın üstündebir çatıya gereksinmemizidayanabilecek misiniz bizegitmek istemiyoruzayaklanmadan önce                     Kurt Kemal
www.evrensel.net