Derviş halkı aldatıyor

Derviş halkı aldatıyor

Devlet Denetim Elemanları Derneği Başkanı Atılay Ergüven, kamu bankalarının kötü yönetildiğini rakamlarla açıklayarak, Kemal Derviş'in halkı aldattığını söyledi.

Derviş halkı aldatıyorDevlet Denetim Elemanları Derneği (Denetde) Başkanı Atılay Ergüven, "Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılması" adı altında başlatılan çalışmanın, Şili ve Endonezya'da olduğu gibi kara para aklamanın yolunun açılabileceğine dikkat çekti. Kamu bankalarının kötü yönetildiğini rakamlarla açıklayarak, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in halkı aldattığını söyleyen Ergüven, çete suçlarının DGM kapsamından çıkartılmasını da "kaleciyi kale direğine bağlayıp, şut atmaya" benzetti. Ergüven dün yaptığı basın toplantısında, "yeniden yapılandırılma" adı altında hiçbir dönem sağlanmayan sınırsız imkânlara rağmen kamu bankalarının iyi yönetilemediğini, gelir-gider dengesinin kurulup, kaynak maliyetinin düzeltilemediğini kaydetti. Ergüven, kamuoyuna "profesyonel yönetim" olarak lanse edilen Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu'nun, bankaları ülke ve ekonomik çıkarlara uygun olmayan şekilde nasıl yönettiklerini sergiledi. Derviş'in, "kamu bankaları reformu, son altı ayın en önemli reformu" sözlerine atıfta bulunarak, rakamların Derviş'i yalanladığını kaydeden Ergüven, kriz sonrasındaki üç aylık verilerle Halk ve Ziraat Bankası'nın kaynaklarının nasıl özel bankalara aktarıldığını örnekledi. Bankacılık sektöründeki toplam mevduat açısından yerli ve yabancı özel sektör bankalara yüzde 22.9 oranında kaynak aktarılmasına rağmen, aynı dönemde Ziraat Bankası'nın yüzde 7.5 oranında arttığını, Halk Bankası'nın payının ise yüzde 16.6 oranında azaltıldığını ifade eden Ergüven, kamu bankalarının mevduat yapısının da olumsuz olarak değiştirilerek, vadesiz mevduat maliyetlerinin büyük artışlar gösterdiğini söyledi. Asli fonksiyonları köylü-çiftçi-esnaf ve sanayiciyi desteklemek olan kamu bankalarının kendi kaderine terk edildiğini belirten Ergüven, batık kredilerin azaltılması yönünde olumlu işler yapılması gerekirken, devlet tahvili alarak, kamu bankalarında yeni bilanço makyajlarına yol açıldığını söyledi.

Kara para aklamaKamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık'ın, "Ziraat Bankası'nın yüzde 40'ını yabancı fonlar ve sigorta şirketlerine satacağım" açıklamasına da tepki gösteren Ergüven, "Yabancı sermayenin, ülkemizin en küçük yerleşim birimlerinde şubeleri bulunan Ziraat ve Halk bankalarının önemli hisselerini alarak ekonomide söz sahibi olmalarının yanı sıra, Endonezya ve Şili'de olduğu gibi yıkıcı, bölücü, irticai azınlık ve belli gruplara kredi vermek ve karar para transfer etmek suretiyle destek vererek ülkemizin milli güvenliğini tehdit edebilecek bir güce ulaşabileceğini düşünmüyor musunuz?" diye sordu.Kârlılık prensibi içinde çalışan özel bankaların şube başına düşen ortalama personel sayısı 19 iken, Halkbank'ta bu sayı 16, Ziraat Bankası'nda ise 24 olduğunu aktaran Ergüven, rakamların personel fazlalığı olmadığını gösterdiğini söyledi. Hangi kıstaslara göre personelin fazla gösterildiğini soran Ergüven, "BDDK tarafından yapılan açıklamalarda, 'kamu bankalarında Eylül 2001 tarihi itibariyle 2418 olan şube sayısının 1541'e, 48 bin 800 olan personel sayısının 30 bine indirilmesi hedefi' tasfiyeye yönelik eylem planının gizlenmesini mi amaçlamaktadır?" diye sordu. Ergüven, banka yöneticilerinden oluşan bir ekibin "il il Türkiye" parolasıyla elde çanta banka personeline özel hukuk hükümlerine göre sözleşme imzalattırıldığını da kaydederek, personelin psikolojik baskı ve zorlamalarla bıktırılmaya çalışıldığını aktardı.

Samimiyetin göstergesiBir soru üzerine çete suçlarının DGM kapsamından çıkarılmasını eleştirerek, yolsuzluklarla mücadelede ne derece samimi olduklarının göstergesi olduğunu kaydeden Ergüven, böylece çete suçlarından halen cezaevinde olanların af kapsamına gireceğini hatırlattı. Ergüven, olayı "kaleciyi kale direğine bağlayarak şut atmaya" benzetti. Son yıllarda teftiş ve denetim sisteminin etkin ve bağımsız olması için mücadele yürüttüklerini, denetimin siyasetin vesayetinden çıkarılmasını istediklerini vurgulayan Ergüven, ayrıca özlük haklarının da düzeltilerek, denetim elemanlarının görevlerini yapabilme koşullarının yaratılması gerektiğini dile getirdi. Denetim elemanları üzerinde baskıların yoğunlaştığını anlatan Ergüven, görevlerini yaparken her türlü baskı ve şiddete maruz kaldıkları gibi başka tekliflerin de geldiğini söyledi. Bilirkişi müessesesinin kaldırılarak, yerine ihtisas mahkemelerinin kurulmasını, özel, bağımsız denetim mekanizmasının oluşturulmasını isteyen Ergüven, Ulusal Denetim Kurulu adı altında bağımsız bir denetim mekanizması önerisinde bulundu.
www.evrensel.net