Devletin küçültülmesi; bir kez daha

Devletin küçültülmesi; bir kez daha

Onbinlerce kamu emekçisinin işten atılmasını dayatan IMF direktifleri doğrultusunda devlet 'küçültülüyor.' Peki devlet küçülürken büyüyen ne?

Devletin küçültülmesi; bir kez dahaNuray Sancar"Devletin küçültülmesi" 90'lı yılların başından beri çeşitli vesilelerle sık sık gündeme getiriliyor. Daha önce de özelleştirmeler, eğitim ve sağlık hizmetlerinin paralı hale getirilmesi, IMF direktifleriyle tarımda sübvansiyonların kesilmesi hep bu kavram eşliğinde yürürlüğe konuldu. Dolayısıyla emekçiler bu sözü her duyduklarında çarkın kendi aleyhlerine döndüğünün farkındalar.IMF'nin son direktifleri doğrultusunda hazırlanan önümüzdeki dönem bütçesinin ruhunu da işte bu kulağa hoş gelen, ama şimdiye kadar yaşanmış felaketlere yenisinin eklenmesinden başka bir anlam taşımayan söz oluşturuyor. Bu sürece kamuoyu bundan bir kaç ay öncesinden, kamu harcamalarından tasarruf edilmesi gerektiği söylenerek hazırlandı. Tasarruf ise, sözde, bürokrasideki gereksiz harcamalar kısılarak, makam otomobillerindeki benzin sarfiyatları azaltılarak yapılacaktı. Ancak dil altında saklanan bakla fazla tutulamadı ve kamudaki tasarrufun ne anlama geldiği ortaya çıktı.Yeni IMF paketinde bir çırpıda 50 bin, bir o kadarının da emekliliğe zorlanmasıyla 100 bin kamu emekçisinin işten çıkarılması, memur maaş zammının yılın ikinci yarısı için yüzde 5 olarak saptanması, Köy Hizmetleri'nin kapatılması, TSİ ve TKİ şubelerinin dağıtılması, taneyle ilaç satarak israfı önleme adı altında emekçilerden yeni sağlık kesintileri yapılması var. Dolayısıyla yeni paketle başlayan dönem için, yani bugünlerde, devletin küçülmesi kamu emekçilerinin geleceğini karartan uygulamalar toplamı anlamına geliyor. Bu, bizim ülkemiz açısından, "devletin küçültülmesi" sürecinde yeni bir boyut sayılır.IMF'nin ve Dünya Bankası'nın yapısal uyum programı kapsamına giren bütün ülkelerde aynı süreç yaşandı. Başlıca içeriği, üretimde işgücü maliyetinin mümkün olabildiğince en aza indirilmesi olan program, ucuz işgücü cennetleri haline getirilmiş ülkelerde emperyalist sermayenin yatırım alanlarını genişletiyor ve bunu yaparken de hemen her ülke aynı aşamalardan geçiriliyor. Kamu emekçilerinin kitlesel işsizleştirilmesi de gelinen aşamalardan biri.Diğer ülkelerin yakın tarihi gösteriyor ki, ülke kaynaklarının yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi için dayatılacak aşamalar daha bitmedi. Emperyalist hayal içinde, devletin küçültülebileceği en son boyutun ölçüsü, dünya emekçilerinin tamamen köleleştirilip sindirildiği, yoksul ülkelerin tamamen sömürgeleştirildiği koşullarla ölçülüyor. Tabii, kapitalizmin isteği bu hayalin gerçekleşmesi için yeterli ise. Elbette ülkeler devletlerden ve sınıf mücadelesi emperyalizmin açtığı tek taraflı savaştan ibaret değil. Forum sayfasında yazan yazarlar bu sorunu çeşitli yönleriyle irdeliyorlar; gelişmeler, emekçilerin yüz yıllık kazanımı olan sosyal yönünü, bir yük gibi görüp sırtından atmaya çalışan devletin aslında yabancı sermayenin çıkarları için manevra yeteneğini geliştirmeyi ve bu yüklerden arındıktan sonra da büyük militarist bir çekirdek olarak kalmayı hedeflediğini gösteriyor. Ödenemesin diye verilmiş krediler için emekçinin cebindeki son kuruşa da el atan devletin olanakları yabancı sermaye için genişletildikçe bunun gerçekte nasıl bir küçülmeye yol açtığı da görülüyor. Devleti pahalı hale getiren asıl kurumların; emniyetin, militarist kurumların, Özelleştirme İdaresi gibi bürokratik kuruluşların küçültülmesinden hiç söz etmeyenler, emekçilerin yoksullaşıp işsizleşmesine ama çok uluslu tekellerin zenginleşip büyümesine yol açacaklar. Çünkü kapitalizm bunu istiyor.
www.evrensel.net