Üniversiteler iflasın eşiğinde

Üniversiteler iflasın eşiğinde

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği'nin düzenlediği panele katılan öğretim üyeleri ve rektörler, kamu üniversitelerine ayrılan bütçenin artırılmasını istedi.

Üniversiteler iflasın eşiğindeÜniversite Öğretim Üyeleri Derneği'nin düzenlediği panele katılan öğretim üyeleri ve rektörler, kamu üniversitelerine ayrılan bütçenin artırılmasını istedi. İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde dün gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Kadir Erdin, kamu üniversitelerinin ciddi finansman sorunu içerisinde olduğunu belirtti.Bakanlar Kurulu'na sunulan 19 maddelik YÖK yasa taslağının kimler tarafından hazırlandığını bilmediklerini ifade eden Erdin, üniversite camiasını çok yakından ilgilendiren bu taslağın, geniş katılımlı toplantılarda tartışılması gerektiğinin altını çizdi. Söz konusu taslağın üniversitelerin finansal sorunlarını çözmek için öğrenci harçlarının yükseltilmesini ve kişi ve kuruluşlarca desteklenecek projelerde özel statülü "araştırma profesörlüğü"nü ve işletme hesabını gündeme getirdiğini hatırlatan Erdin, kamu üniversitelerinin finansman sorunlarının öğrencilerin harçlarına zam yapılarak çözülemeyeceğini belirtti.

Sayı arttı, bütçe aynıSon on yılda Türkiye'de devlet üniversitelerinin sayısının 28'den 53'e çıktığını, bununla birlikte öğrenci sayısının ikiye katlandığını söyleyen ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, "Ancak örgün öğretimde öğrenci başına 2600 dolar olan bütçe ödeneği 2000 yılında 1700 dolara düşürülmüştür" dedi. Üniversitelerin katma bütçedeki payının düşürülmesi sonucu birçok üniversitenin elektrik, su paralarını ödeyemediğine dikkat çeken Akbulut, Türkiye'nin ekonomik krizleri tekrar tekrar yaşamaması için mutlaka yükseköğretime bütçeden ayrılan payın, % 6-8'lere çıkartılması gerektiğini vurguladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülay Arın'ın ise, Üniversitelerin kamu kaynaklarından finansman oranının düştüğüne dikkat çekerek, üniversitelere ayrılan bütçenin artırılması gerektiğini yineledi.

'Yok olabilirler'Ülkedeki üniversitelerinin yeterli ilginin gösterilmemesi nedeniyle iflasın eşiğinde olduğunu belirten Erciyes Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Şahin, "Nasıl ki devlete ait bir tekstil fabrikası özel sektöre ait bir tekstil fabrikası karşısında rekabet edememiş, bir devlet lisesi üniversite giriş kursları veya özel liseler karşısında iflas etmiş ise, 8-10 yıl sonda devlet üniversiteleri de vakıf üniversiteleri karşısında bütünüyle iflas edebilir" dedi. Bütçe kaynakları hakkında fikir sahibi olmanın gayet kolay olduğunu, fakat bütçeden yapılan harcamaları izlemenin pek mümkün olmadığını dile getiren Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Soysal, sağlıklı bir mali sisteme geçilmesinin ilk şartının kaynak bilgilerine olduğu gibi erişimin sağlanmasından geçtiğini ifade etti.

Tek gelir bütçeÜniversitelerin tek gelir kaynağının bütçeden aldığı ödenek olduğunu belirten Boğaziçi Üniversitesi Eski Rektör Yardımcısı Nuri Uman da, alınan bu ödeneklerin yetersiz olmasıyla birlikte göreceli bir şekilde gerilediğini kaydetti. Üniversitelerdeki mali sorunların çözülmesi için, Anayasa'nın 130. maddesinin değiştirilip üniversitelerin özel bütçe sistemine geçmesi gerektiğini söyleyen Uman, üniversitelerin gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerektiğini belirtti. Üniversitelerin kendi finans kaynaklarını yaratabileceklerini savunan İstanbul Teknik Üniversite Rektörü Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer ise, üniversitelerin bu kaynakları kullanma yetkisine sahip olmalarını sağlayacak yeniden yapılanma çalışmalarının hızlandırılması ve bu çerçevede alternatif modellerin üniversitelerin yeteneklerine göre tasarlanması gerektiğini söyledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Esnaf tavla oynuyor!Şerif KarataşEkonomik krizden sonra zor günler yaşayan Diyarbakır esnafı bitme noktasına geldi. Habur Sınır Kapısı'nın kapatılması krizin daha da derinleşmesine neden olurken, işlerin azalmasının ardından sessizliğin sürdüğü Diyarbakır Sanayi Sitesi esnafı tavla oynayarak vakit geçirmeye başladı.

Geçinemiyoruz1986 yılından bu yana sitede esnaflık yapan Uğur Kara, krizden önce geçimlerini zorda olsa sağladıklarını ancak krizden sonra eve ekmek bile götürmekte zorluk çektiklerini söyledi. Kriko tamircisi olan Kara, zamanlarının büyük bir bölümünü oturarak geçirdiklerini ifade ederek, ailelerinin geçimlerini sağlamayadıklarını belirtti. "Bırakın geçimi artık yol parasını bile bulamıyoruz" diyen Kara, Habur Sınır Kapısı'nın açık olmasının kendileri için iyi olacağını kaydetti. Habur'un kapanmasının kendilerine kötü biçimde yansıdığı dile getiren Kara sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye, Amerika yerine Afganistan'a destek versin. Ne işi var savaşta. Kendi açını doyursun. Savaşın faydası Amerika'ya."

Kamyoncular gelmiyorOto tamircisi olan Şakir Sürer ise, krizin ardından iş yapamaz duruma geldiklerini belirtti. Sürer de Kara gibi krizden önce geçimlerini yapabildiklerini ama krizden sonra zor duruma düştüklerini ifade ederek büyük bir sıkıntı içinde olduklarını söyledi. "Bakın sitede ses yok. Her şeye zam geliyor. Habur can damarıydı. Kamyonculuk yapanlar geliyordu. Kamyon tamirleri burada yapılıyordu" dedi.

Habur etkilediTavla oynarken görüştümüz oto tamircisi Osman Yaşar, esnafın elektrik ve su parasını bile ödeyemez duruma düştüğünü dile getirerek dükkânların bir bir kapandığını söyledi.

Savaşa girilmesinYaşar, Habur Sınır Kapısı'nın kapanmasının kendilerini nasıl etkilediğini sorduğumuzda, "Nasıl etkilemez? Habur'un kapanması sdece Diyarbakır'ı değil bütün Güneydoğu'yu etkiledi. Onbinlerce insan ekmeğinden oldu. Güneydoğu'nun geçim kaynağıydı" yanıtını verdi. Yaşar, Türkiye'nin savaşa girmemesi gerektiğini belirtti.
www.evrensel.net