Üniversiteler özelleştiriliyor

Üniversiteler özelleştiriliyor

YÖK Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngören ve TBMM'ye gönderilen tasarıyla, üniversiteleri birer işletmeye dönüştürme yönündeki çabalar resmileşiyor. Tasarıyla, YÖK, 21 yıllık hedefine ulaşmış olacak.

Üniversiteler özelleştiriliyorŞebnem Turhanİlköğretimden yükseköğretime uygulanmaya çalışılan paralı eğitimin adı kondu. 12 Eylül darbesinin ürünü YÖK'ün yıllardır yavaş yavaş üniversiteleri paralı hale getirme hayali artık gerçek oldu. Hazırlanan tasarı ile üniversiteler birer işletme haline getirilecek. Üniversitelerde rektörlüğe bağlı olarak kurulacak "işletme hesabı" ile rektörler işletmelerin yetkili muhasebecisi olacaklar. Sır gibi saklanan tasarıdan YÖK üyelerinin bile haberi gazeteler sayesinde oldu. YÖK üyesi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, "YÖK Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, üniversiteleri kâr amacına yönelik birer işletmeye çevirme yolunda yeni bir adımdır" diye konuştu. Benzer bir tasarı, ilk ve ortaöğretim kurumları için de "eğitimde toplam kalite yönetimi" adı altında hazırlanmıştı. Bu tasarı da, okulları işletme, velileri müşteri, okul yöneticilerini de şirket yöneticisi olarak nitelendiriyor.

YÖK üyesinin görüşleriYasa tasarısını gazetemize değerlendiren Prof. Dr. Işıklı, üniversiteleri işletmeye dönüştürme yolunda başlamış olan eğilimlerin adının da konulmuş olduğunu söyledi. Kanunla birlikte üniversitelerin birer işletme hesabı temelinde yönetileceklerini dile getiren Işıklı, insanlığın en büyük kazanımlarından biri eğitimin, bir hak olmaktan çıkacağını ifade etti. Işıklı, "Bu anlayışa yaraşan finansman modeli tüm temel ekonomik sosyal haklar gibi eğitim hakkının da toplum tarafından karşılanmasıdır. Bu yükümlülüğün gerektirdiği finansman için kaynak da bellidir. Sosyal adaletçi anlayışa yaraşır finansman, sosyal adaletçi vergilerle sağlanır" dedi. Işıklı, tüm dünyada, bu yönde bir anlayışı tersine çevirme doğrultusundaki eğilimin egemen kılınmak istendiğini kaydetti. Bu doğrultuda atılan her ters adımın ardından sosyal huzursuzlukları getirmekte olduğuna dikkat çeken Işıklı, şu uyarıda bulundu: "Üniversitelerin ticarileştirilmesi beraberinde huzursuzlukları getiriyor. Ülke çapında ve dünya çapında kârdan başka bir öncelik tanımayan modellerin egemen kılınması sosyal adaletsizliği derinleştirmekte. Yakın bir tarihte dünya devletlerinin ağırlıklı bir bölümünün imzasıyla yürürlük kazanmış olan 1944 tarihli Philadelphia bildirgesinde yer almış bulunan şu ilkenin önemi her gün yeniden bir kere daha kanıtlanmakta: 'Kalıcı ve evrensel bir barış ancak sosyal adalet temelinde kurulabilir."

Rektörler patron olacakTBMM'ye gönderilen "Yükseköğretim Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı" ile üniversiteler özelleştirilecek. Üniversite ve yüksek teknoloji enstitülerinde rektörlüğe bağlı bir işletme hesabı kurulacak. Bu işletme hesaplarına her yıl bütçeden üniversiteye aktarılan ödenekler, üniversitenin tesis, ürettiği hizmet ve mallardan elde edilecek gelirler, üniversiteye ait taşınmaz mallar, bağışlar, faiz, nemalandırma gelirleri, öğrencilerden alınan katkı payları aktarılacak. Tasarı üniversitelerin paralı eğitim yapma imkânlarını geliştirirken, ayrıca üniversitelerin sertifika programları açmasına da olanak sağlayacak. Bilimin tamamen para ile alınır satılır bir meta haline getirilmesini hedefleyen tasarı, öğrencilerin yatıracağı katkı payı miktarlarının da üniversiteler tarafından belirlenmesini sağlayacak. Öğrencilerin müşteri, birer öğretim üyesi olan rektörlerin de işletme patronu olması hedeflenen tasarıyla, anayasal hak olan parasız eğitim işletme haline gelen üniversitelerde pazarlanacak.

Paran yoksa bilim yokTasarıda "Katkı payını ödemeyen öğrencilerin kayıtları yapılamaz ve yenilenemez" ifadesiyle, öğrencilere açıkça, "paran yoksa okuma" deniliyor. Şu an bile yüzde yüzlere varan zamma uğrayan katkı paylarını ödeyemeyen öğrenciler, tasarı yasalaştıktan sonra üniversitelerin kapısının önünden bile geçemeyecekler. Ayrıca öğrencilerin üniversitelerde sözleşmeli olarak çalışmasının kapılarını da açacak olan tasarı, öğrencilerin katkı paylarını ödeyemeyecek durumda olduklarını kanıtlamaları durumunda kredi verme yetkisini de üniversite kuruluna veriyor. Krediler de işletme hesabından karşılanacak. Yabancı uyruklu öğrencilerden alınacak öğrenim ücretleri uluslararası rekabet koşulları göz önüne alınarak üniversite yönetim kurullarınca belirlenecekken, tasarı ile devletin üniversitelere yaptığı katkı da yok edilmeye çalışılıyor. Üniversitenin öğrencilere barınma sağlamaktan, araştırma altyapısına, sağlık hizmetlerinden personel giderlerine kadar her türlü harcamasının işletme hesabından karşılanması öngörülüyor.Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)'nin de kendi olanaklarıyla gerçekleştiremediği baskı, paketleme, nakliye sınav için gerekli olan araç ve gereçlerinin temini gibi işlerini ihale yoluyla yapılmasını sağlayacak olan tasarıda, ÖSYM Döner Sermaye İşletmesi hesaplarında bulunan nakit fazlalarının da nemalandırılması öngörülüyor.
www.evrensel.net