Haklara tırpan yasası

Ölüm oruçları bahane edilerek çıkartılmak istenen yasa ile savunma hakkından, hekimlerin uluslararası etik ilkelerine kadar bir dizi haklar ve etik kurallar rafa kaldırılıyor.

Haklara tırpan yasası Somut olarak tanımlanmayan "ölüm orucuna teşvik" adı altında yeni bir suç tipi yaratan, avukatlarca savunma hakkını ihlal ettiği ve hukuka aykırı olduğu için eleştirilen "üçlü protokolü" yasal hale getiren tasarıyı yasallaştırma süreci hızla ilerliyor. Hükümlü ve tutukluları açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik edenler için 20 yıla kadar hapis cezası öngören tasarı, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarı, Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun'da bazı değişiklikler öngörüyor. Buna göre, hükümlü ve tutukluları açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik edenler 4 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Açlık grevi ya da ölüm orucunun ölümle sonuçlanması durumunda ise teşvikçilere 20 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Değişiklik kapsamında, ceza ve tutukevlerine yasaya aykırı olarak ateşli silah, patlayıcı madde, kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici alet; yakıcı, aşındırıcı, boğucu, kör edici gaz, her türlü zehir ve ecza, uyuşturucu ve sarhoş edici madde; cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracı sokan, bunları cezaevinde bulunduran veya sokanlara, fiil başka bir suçu oluştursa bile ayrıca 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Zorla müdahaleTasarıyla zorla müdahale de yasal hale geliyor. Buna göre, açlık grevi veya ölüm orucundaki hükümlü ve tutuklulardan, alınan önlemlere rağmen hayati tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu tabipçe belirlenenler hakkında, isteğe bakılmaksızın kurumda, olanak bulunmadığı takdirde derhal hastaneye kaldırılarak muayene ve teşhise yönelik tıbbi araştırma, tedavi ve beslenme gibi önlemler uygulanabilecek.

Savunma hakkı yokYeni düzenlemeye göre, görev ve sıfatı ne olursa olsun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerine giren herkes duyarlı kapıdan geçecek. Ayrıca, iç ve dış güvenlik personeli dahil herkesin üstü metal detektörle aranacak, eşyaları (X-Ray) cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirilecek.Şüpheli durumlarda, açık ziyaret günlerinde ve "tehlikeli suçluların" bulunduğu yüksek güvenlikli cezaevlerinde elle arama yapılabilecek. Bu hükümle geçtiğimiz Mayıs'ta yürürlüğe giren Avukatlık Yasası'ndaki haklar da henüz uygulanmadan rafa kaldırılacak. Müdafi veya avukatlarca, savunmaya ilişkin olduğu yazılı olarak bildirilen belge ve dosyalar aranmayacak. Ancak, şüphe halinde hakimin, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda da Cumhuriyet Savcısı'nın kararıyla arama yapılabilecek. Böylece demokratik yargılamanın temel ilkesi olan "silahların eşitliği" tamamen rafa kaldırılacak. Yargılamanın karşı tarafını oluşturan savcı, tüm savunma belgelerini inceleme, böylece savunmayı silahsızlandırma hakkına sahip olacak.

Avukatları hedef aldıAdalet Bakanı Hikmet Sami Türk, komisyondaki konuşmasında avukatları hedef aldı. Ölüm oruçları hakkında bilgi veren Türk, ceza ve tutukevine girişte "sıfatı ne olursa olsun herkesin aranması" konusundaki düzenlemenin avukatları da kapsadığını belirtti. Avukatlara ilişkin düzenlemenin "savunma hakkına müdahale olduğu" yönündeki eleştirilere katılmadığını anlatan Türk, "Bazı talimatlar ziyaretçiler ve maalesef vekiller vasıtasıyla içeriye sokulmaktadır" dedi.DSP İstanbul Milletvekili İsmail Aydınlı, bütün avukatların suçlanamayacağı gerekçesiyle Bakan Türk'e tepki göstererek, somut örnek vermesini istedi. Bakan Türk, bir süre bekleyip bürokratlarından bazı dokümanları aldıktan sonra, "1996' beri cezaevine yasak yayın ve doküman sokan 28 avukat mahkum oldu, 31'i hakkında da soruşturma açıldı. Son iki yılda, 51 avukat hakkında cezaevine yasaklanmış madde sokmaktan soruşturma açıldı" dedi.
www.evrensel.net