Parsa kapma savaşı

Parsa kapma savaşı

Taliban'ın geri çekilmesiyle birlikte, Kuzey İttifakı içindeki savaş ağalarının her biri, belli bir şehri denetimi altına aldı.

Parsa kapma savaşıKuzey İttifakı çatısı altında bir araya gelen Afgan savaş ağaları, Taliban'ın birçok kent ve kasabadan geri çekilmesiyle birlikte, silahlarını birbirlerine yöneltebilir. Her bir savaş ağasının bir veya birkaç kenti ele geçirdiği Afganistan'da, İttifak'ın dağılması ve kanlı bir iç çatışmanın başlaması olasılığı giderek artıyor.Mezar-ı Şerif'ten başlayıp başkent Kabil'e uzanan, oradan da ülkenin güneyine inme işaretleri veren mücahit saldırıları, ABD'li stratejistlerin işini zorlaştırırken, Rusya ve İran gibi güçlerin kozlarını artırıyor. Ajansların verdiği bilgilere göre, mücahit liderler, 1996'da Taliban'ın iktidara gelmesinden önce ellerinde tuttukları mevzileri tekrar ele geçirdiler ve şimdi, gözlerini rakiplerine diktiler. Batı'dan gelen Hazara Şiilerin, kuzeyli komutanların elindeki başkente doğru ilerlediğine dair haberler, kanlı çatışmaların yaşanabileceğini gösteriyor. 1996'dan önce yaşanan iç savaşta onbinlerce sivil öldürülmüştü. Katliamlar, mücahitlerden çok daha örgütlü bir güç olan Taliban'ın halkın desteğini almasında önemli bir unsur olmuştu.

Herkes kendi kalesine!Belli başlı savaş ağaları ve ele geçirdikleri şehirler şöyle:Başkent Kabil: 1992-96 arasında Afganistan Devlet Başkanlığı yapan Burhaneddin Rabbani, yeniden ülkeyi yönetmek istiyor. Rabbani'nin Cemaat-i İslami örgütü, Kuzey İttifakı'nın en güçlü unsuruydu ve başkenti de bu grup aldı. Rabbani'nin başını çektiği 1996 öncesi katliamlarda 50 bin sivil öldürülmüştü. Başkentte halen bazı Tacik komutanlar ile, Peştun kökenli Abdül Sayyaf'ın da etkin olmaya çalışması dikkat çekici. Diğer yandan, Şii orduların da başkente yürüdüğüne dair haberler alınıyor.Mezar-ı Şerif: Özbek savaş ağası Raşid Dostum, 1992-97 arasında hüküm sürdüğü bu kenti cuma günü ele geçirdi. Şehirde yüzlerce insanın öldürüldüğü, yaygın yağmalama olaylarının yaşandığı belirtiliyor.Herat: 1980'lerde, bu kenti Sovyetler'e karşı bir kale haline getiren güçlerin önderi, İsmail Han'dı. 1992-95 arasında Herat ve çevresini yöneten İsmail Han, Rabbani'ye bağlıydı ama pek de söz dinlemiyordu. İsmail Han, şu anda "kentini" yeniden ele geçirmiş bulunuyor.Celalabad: Mücahit komutan Yunus Halis, 1992-96 arasında Rabbani hükümetine destek veriyor, ancak iktidarla arasına bir mesafe dekoyuyordu. Taliban iktidara gelince, onların safına geçmekte tereddüt etmedi. Nitekim, yapılan gizli bir anlaşma uyarınca, Taliban'ın, Nangarhar bölgesinin başkenti Celalabad'ı Halis'e bıraktığı ve bunun karşılığında, silahlarıyla birlikte kenti terkettiği söyleniyor. Halis, kendini "vali" ilan etmiş durumda. Yaptığı son açıklama, durumun ne kadar gergin olduğunu gösteriyor: "Kuzey İttifakı, Nangarhar'a girmeyi sakın denemesin."Şu sıralar "ne Taliban, ne de Kuzey İttifakı" diyen Halis, Usame Bin Ladin gibi Arap komutanlara yakınlığı ve ABD'ye düşmanlığıyla tanınıyor. Emrinde 1000 Arap savaşçı bulunduğu sanılıyor.Kandahar: Taliban'ın 1994'teki 'doğum yeri' olan bu şehri, onlar dışında bir gücün kalıcı olarak kontrol edebileceği sanılmıyor. Logar bölgesi: Nangarhar'a komşu Logar bölgesi, sürgündeki savaş ağası Gulbeddin Hikmetyar'a bağlı yerel çetelerin eline geçmiş durumda. Yunus Halis, Hikmetyar'ın rakibi olarak tanınıyor. Kunar bölgesi: Taliban karşıtı savaş ağası Hasret Ali'ye bağlı kuvvetler, bölgeyi ele geçirdikten sonra Celalabad'a yürümeye başladılar. Ali, Celalabad'ın eski valisi Hacı Abdülkadir'e sadık olarak biliniyor. Abdülkadir, 1996'da, Taliban'dan 10 milyon dolar rüşvet almış ve karşılığında kenti terketmişti. Güneydeki Peştunların, Kuzey İttifakı'nın Kabil'i ele geçirmesini pek hoş karşılamadığı da görülüyor. Pakistan'ın Keta şehrinde bulunan eski Afgan konsolosu ve Peştun kökenli Abdül Halik, Kuzey İttifakı'nın "kendilerini aldattığını" söylüyor. Halik, "Geçen hafta bana, Kabil'i almayacaklarını söylemişlerdi. Ama tam tersini yaptılar. Onlarla ilişkimiz kesildi" diye konuşuyor. Arap milisler ve Taliban'ın ise, gerilla savaşına hazırlandığı bildiriliyor.

BalkanizasyonUzmanlar, bütün bu gelişmeler karşısında, ülkenin parçalanma veya "Balkanizasyon"un eşiğinde olduğu görüşünde birleşiyorlar. Celalabad ve Kandahar çevresindeki Peştun bölgelerin, Kuzey İttifakı gibi bir "yabancı güç" tarafından işgali, bu olasılığı artırıyor. Askeri stratejist Thomas Withington, İttifak içi rekabetin, bir "uluslararası işgal gücü" olasılığını zorlaştırdığı kanısında. Nitekim, Kuzey İttifakı yetkilileri de, Kabil'i ele geçirdikten sonraki ilk açıklamalarında "yabancı güç istemediklerini" ilan ettiler. Withington, Batılı devletlerin Afganistan'ın geleceğine dair ortak bir planda uzlaşamamasının, parçalanma tehdidini daha da artıracağını belirtti.
www.evrensel.net