Banliyöler ilgi bekliyor

Her gün yaklaşık 100 bin yolcunun kullandığı Sirkeci-Halkalı banliyö hattı, bakımsızlığa terk edilmiş durumda. Seferler, 1950'li yıllardan bu yana aynı vagonlarla yapılıyor.

Banliyöler ilgi bekliyorYusuf Ziya ÖzışıkSirkeci-Halkalı banliyö hattı 50 yıldır yatırım yapılmayı bekliyor. Günde 100 bine yakın yolcu taşınan vagonlar 1950'li yıllardan kalma. Hatlardaki kontrol sisteminin ilkelliği, yolcuların seyahat sırasında kendilerini güvende hissetmemelerine yol açıyor. Hemen her durakta seyyar satıcılar rahatça vagonlara dalabiliyor. Devlet Demir Yolları (DDY) yetkilileri de, yolcuların, bakımsızlık ve can güvenliğine dair şikâyetlerini haklı bulduklarını, ancak devletin yatırım yapmaması nedeniyle gerekli değişiklikleri yapamadıklarını söylüyorlar. İşkolunda örgütlü Birleşik Taşımacılık Sendikası, bu durumu, KİT'leri atıllaştırma politikalarının bir sonucu olarak görüyor.

Yolcular şikâyetçiBanliyo hattına yatırım yapılmamasının sıkıntısı çeken yolcular, şikâyetlerinin dikkate alınmasını istiyorlar. Sirkeci Garı'ndan Halkalı yönüne giden yolculardan Ercüment Başbüyük, zorunlu durumlarda bu güzergâhı tercih edenlerden. Yolculuk sırasında sürekli tedirginlik yaşadığını söyleyen Başbüyük, ailesinin herhangi bir bireyinin bu hatta yolculuk yapmasını engellediğini söylüyor. Banliyö hatlarıyla ilgilenilmemesinden yakınan Başbüyük, "Aslında biraz hizmet yapılsa, tren yolu her zaman daha güvenlidir" diyor. Başbüyük şöyle konuşuyor, "Biz buradan devlete para kazandırıyoruz. O paraları bari yine bura için harcasınlar. Buraya kaçak girmiyoruz. Biz parayı veriyoruz, adamlar cebe atıyor".

Rahat değilYolculardan Mehmet Can Eren de, kendini banliyöde rahat hissetmediğini söylüyor. En çok hırsızlardan ve kapkaççılardan yakınan Eren, vagonları işaret ederek, "Her taraf çürümüş, dökülüyor. Ama kimse dönüp de bunlara bakmıyor" eleştirisinde bulunuyor. Oya Özsümer ise, "Görünen köy kılavuz istemez, her şey göz önünde. Ama bir tek yetkililer bu durumu görmüyorlar" diyor. Sıkça banliyöleri kullandığını ifade eden Özsümer, vagonların her zaman tıka basa dolu olmasına karşın bakımdan geçirilmemesine anlam veremiyor. İlk defa bu hattı kullandığını söyleyen Saim Küçük ise, "Duvarda yazılar var. Bakılsa daha güzel olur" düşüncesinde.

'Yürütüyoruz!'Konu hakkında gazetemize bilgi veren bir Devlet Demir Yolları yetkilisi, yolcuların gözlemlerinin doğru olduğunu belirtti. Vagonların normal ömrünü tükettiğini ifade eden DDY 1. Bölge Yetkilisi, 1956 yılından beri yenilenmeyen vagonların ancak kurum çalışanlarının emeğiyle seferlere devam ettiğini anlattı. Stratejik bakımdan önemli olduğu kadar ekonomik de olan raylı sistemin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan yetkili şöyle konuştu: "Bu şartlarda bu hatları işletmiyoruz sadece yürümesini sağlıyoruz." Sirkeci-Halkalı arasındaki banliyö seferlerinin Avrupa yakasının trafiğini rahatlatacak potansiyele sahip olduğunun göz ardı edildiğini ifade eden Birleşik Taşımacılık Sendikası Genel Başkanı Orhan Altuğ da, yatırım yapmama, zarar ettirmeye çalışma gibi politikaların devlet kurumlarının özelleştirilmesini meşrulaştırma amaçlı olduğunu kaydetti. Son 10 yıldır banliyö hattına hiçbir yatırım yapılmamasını eleştiren Altuğ, "Bu araçlar ne yenileniyor ne de bakımı yapılıyor. Bu, kasıtlı olarak ulaştırma sektörünü atıllaştırma amaçlıdır " eleştirisinde bulundu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Amerikan yaşamı askerileşiyorABD'nin Afganistan'a saldırıyla tüm dünya çapında başlattığı terör kampanyası, "içeride" de meyvelerini veriyor. ABD, 123 yıllık bir yasayı değiştirip değiştirmemeyi tartışıyor. Bu yasa, ABD ordusunu, iç güvenlikle ve Amerika topraklarındaki polisiye olaylarla ilgilenmekten men ediyor. Eğer yasa değişirse, ABD ordusu ülke içindeki yerel ve federal yasa koyucular nezdinde büyük bir otoriteye sahip olacak. Konuyla ilgili bir haber analiz, AP tarafından yayınlandı. "Savaş ordu yasasını tartışmaya açıyor" başlıklı haberde, 11 Eylül saldırılarının ardından orduya ülke içinde daha geniş yetkilerin verilmesinin gündeme geldiği belirtiliyor.Pentagon ve Kongre çevrelerinin yeniden düzenlemeyi düşündükleri yasa, 1878'den beri yürürlükte. "Yeniden düzenleme" vaktinin geldiği düşünülen bu yasa 1878 tarihli ve ordu, donanma, hava ve deniz kuvvetlerini ABD toprakları içinde tutuklama, arama, delillerin toplanması ve diğer polisiye eylemlerde bulunmaktan alıkoyuyor. Konuyu açıkça ilk defa gündeme getiren resmi yetkililerden biri olan Senatör John Warner, geçen ay Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e yazdığı mektupta şöyle dedi: "Şimdi bu yasa, aktif görevdeki askeri gücümüzün terörizme karşı bu savaşta, yerel faaliyetlere daha fazla katılabileceği şekilde değiştirilemez mi?"Savunma Bakanlığı Vekili Paul Wolfowitz de, federal sınırlar içindeki askeri birliklere yerel polisiye görevler verilmesinin, terörist saldırıları önlemek için "arzu edilir" olacağını belirtti: "Bazı durumlarda, sahip olduğumuz özel yeteneklerden dolayı biz ülke içinde başkalarının yapabileceğinden daha fazlasını yapabiliriz."Bu görevler yerel kanun koyuculara terörist saldırı olaylarında yardımcı olmaktan ulusal sınırlarda yasadışı göçmenleri yakalamak için devriye gezmeye veya ABD içindeki uçuşların güvenliğini sağlamak üzere silahlı hava gücü olarak hizmet etmeye kadar genişleyebilir. Fakat, sorun bununla da sınırlı olmayabilir. Ordunun ülke içindeki otoritesinin artması, hatta bunun Amerikalıların çok övündüğü geleneklerinden biri değiştirilerek yapılmasının daha geniş sosyal ve siyasal sonuçları olacağı ortada. Bu yüzden de, valilerin emrindeki sahil savunma ve ulusal muhafızlar dışındaki birlikleri istisna olarak kabul eden geleneksel yasal düzenleme değiştirilerek askeriyenin yerel görevlerinin genişletilmesi konusu, konusundaki uzman hukukçuları ikiye böldü. Birinci grupta yer alanlardan biri; ordu mahkemesinin savunma heyetinden emekli olan Albay Jeffrey Addicott, geçen yıl yayınlanan bir makalesinde, terörist saldırılarla mücadelede "yasaların ulusun elini kolunu bağladığını" yazmıştı. Şimdi St. Mary's University'de hukuk profesörlüğü yapan Addicott, kendisiyle geçen günlerde yapılan bir röportajda ise, "Bir ülke savunma ofisimiz var ama reformlar yapılmazsa, yasalar onu dizlerinden vuracak" dedi. Bu tür kişilerin söylemi büyük oranda "duygu sömürüsü" içeriyor. Sürekli olarak "11 Eylül'de ölen 5000 insan"dan bahsediyorlar ve bunların yenilerinin olacağı çığırtkanlığıyla panik yaratmaya çalışıyorlar. Bush'un, "Bir savaşa girdik" sözü ağızlarından düşmüyor.Ama başka bir grup daha var. Yine ordu kökenli bir hukukçu olan ve şu anda işadamlığı yapan Denniz Corrigan, yasa koyucuların 123 yıllık yasada ısrar etmesi gerektiğini söylüyor. O da bunu, "güçlü Amerikan geleneklerinin savunulması" gerekçesiyle ileri sürüyor.Ordu Sekreteri Thomas White ise, yeni yasal düzenlemeler yapılırsa bu uygulamaya ilişkin olumlu sonuçlar doğurur mu diye bir inceleme başlattıklarını duyurmuş durumda.
www.evrensel.net