Sansüre karşı kampanya

Sansüre karşı kampanya

Düşünceye Özgürlük Platformu, sansüre ve düşünce özgürlüğünün önündeki engellere karşı bir kez daha harekete geçti.

Sansüre karşı kampanyaKitle örgütleri ve sendikaların oluşturduğu Düşünceye Özgürlük Platformu, düşünceye özgürlük kapmanyası başlattı. Platform, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve yargılayan mekanizmalara karşı mücadele kararlılığını ilan etti. ÇGD, İHD, Edebiyatçılar Derneği, Helsinki Yurttaşlar Derneği, KESK, Mazlum-Der, PSAKD, Sosyal Demokrasi Vakfı, THİV, TMMOB, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye Ortadoğu Forumu Vakfı'nın oluşturduğu platform, kampanya çerçevesinde önceki gün Ankara'da "Düşünceye özgürlük" paneli düzenledi. Panelde konuşmacılar, "Düşünce ve ifade özgürlüğü çekirdek temel hak ve özgürlükler kapsamındadır. Yapılan Anayasa değişiklikleri yeterli değildir. Basına getirilen yasaklar, vatandaşların haber alma özgürlüğünü kısıtlayıcıdır ve tüm yasaklara karşı mücadele kararlılığı gösterilmelidir" görüşlerinde birleştiler.

DGM yasaklarıPanelde konuşan Cumhuriyet Gazetesi Sorumlu Müdürü Avukat Fikret İlkiz, basına uygulanan sansür ve yasakların temel insan hakkı olan haber alma özgürlüğünü kısıtladığına işaret ederek, DGM savcılığınca ölüm oruçlarına ilişkin basına yasak getirildiğini hatırlattı. İlkiz, önce "Örgüt açıklamalarını yayınlama" yasağının, ardından ölüm oruçları ile ilgili haberlere DGM kararlarıyla yasaklar getirildiğini anlatarak, Anayasa'nın 28'inci maddesi kapsamında bu yasaklara kimi basın kuruluşları tarafından itiraz edildiğini söyledi. İtirazlar sonucu gelinen noktada yasak ve sansürle ilgili belirsizliğin sürdüğünü ileten İlkiz, "Yapılan itirazlar sonucunda, mahkemeden karar verilmesine gerek olmadığı kararı çıktı. Buna göre sansür ve yasaklar hem yürürlükte hem de değil" dedi. İlkiz, Çorum 1'inci Sulh Ceza Mahkemesi'nin ildeki tüm yerel gazeteleri geriye dönük olarak toplatma kararı verdiğini hatırlatarak, DGM öncülüğünde Türkiye'nin her yerinden savcıların yayınlara hazırlık soruşturmaları başlattığına işaret etti. İlkiz, 1950'den beri basın yasasının tartışıldığını ve 1982 Anayasası'nda basın özgürlüğü ile ilgili hiçbir düzenlemenin olmadığını ifade ederek, hazırlığında görev aldığı Basın Yasası tasarı taslağını mart ayında bakanlığa teslim ettikleri halde rafa kaldırıldığını söyledi. Yasada geçen "Basın serbesttir" hükmünün uluslarası hukuktaki gibi net ifadelerle değiştirilmesi gerektiğini kaydeden İlkiz, "Gazetecinin haber kaynağını açıklamama hakkı" gibi hakların Türkiye'de olması için çaba gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.

Avrupa yalanıAnkara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Avukat Mithat Sancar ise, farklılığa tahammül edemeyen toplum ve devlet yapısının düşünce ve ifade özgürlüğünü gasp ettiğini söyledi. Sancar, "Doğada hayvanlar farklı olana karşı korkuyorlar, korktukları için ya kaçıyorlar ya da saldırıya geçiyorlar. Bizim doğada kalan özelliklerimiz de farklı olana karşı aynı tepkileri veriyor" diye konuştu. Gazeteci-Yazar Vivet Canetti de özgürlüğün sınırlarının yasalar ve başka mekanizmalarla belirlendiğine dikkat çekerek, bireyin kendi düşüncesine uyguladığı sansürün merkezi yasakları güçlendirdiğini ifade etti. Canetti, kolektif bilinçaltının sansürü yarattığını söyleyerek, gerçeklerin olduğu gibi görülmesi ve yansıtılması ile kazanımlar sağlanacağını kaydetti. Özgürlüklerin Avrupa'dan geleceğini ileri süren anlayışların gerçekleri olduğu gibi görmediğini ve yansıtmadığnı vurgulayan Canetti, "Arjantin ve Kolombiya'daki basın özgürlüğüne yönelik yasalar iyi birer örnek. Bu ülkelerin Avrupa Birliği ile hiçbir dertleri yok. Bu yasaları tamamen kendileri için çıkarmışlar. Yani gerçekleri olduğu gibi görmediğimizde Avrupa'dan özgürlük geleceği yalanına inanıyoruz. Avrupa'daki Türk işçilerine yönelik hak ihlalleri görülmüyor, duyurulmuyor" diye konuştu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Kadınlar savaşa karşı çıktıAdana ve İstanbul'da oluşturulan kadın platformları, dün yaptıkları etkinlikle "Savaşa hayır" dediler. İHD İzmir Şubesi tarafından yapılan basın açıklamasında da, 11 Eylül saldırısından bu yana, "terörizmle mücadele" bahanesiyle insan haklarının askıya alındığı, demokratik özgürlüklerin kullanımının kısatlandığı belirtildi.

Kadınlar açıklama yaptıAdana'da oluşturulan Kadın Platformu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi önünde basın açıklaması yaparak, "Savaşa hayır" dedi. 11 Eylül bahane edilerek gündelik yaşama müdahale edildiğine dikkat çekilen açıklamada, Afganistan'a asker gönderilmesinden sonra şimdi de Kuzey Irak'a asker sevkıyatının artırıldığı belirtildi. Yeni sınır ötesi savaşların hesabının yapıldığının kaydedildiği açıklamada, bu politikaların devamı olan ve 1. yılını dolduran ölüm orucu eylemindeki Küçükarmutlu'ya yapılan operasyonla birlikte 80 kişinin yaşamını yitirdiğine dikkat çekildi.Açıklamada, savaşın kadın için, "gözaltı, cinsel taciz, tecavüz, açlık, yoksulluk, acı ve gözyaşı" demek olduğu söylenerek, "Yoksul halkları birbirine kırdıracak, insanları acıya boğacak olan şiddet ortamını artıracak, demokratikleşme ve barışın gelişmesini önleyecek savaşa asker göndermeye hayır diyoruz" denildi. Açıklamada, ayrıca bir avuç kâr ve rant hesapları için Türkiye'nin hedef ülke haline getirilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Basın açıklamasında "Emperyalist savaşa hayır", "Kahrolsun ABD emperyalizmi" sloganları atıldı. İstanbul'da da Savaşa Karşı Kadın Platformu temsilcileri dün bildiri dağıttı. 14 kadın örgütünden oluşan platform temsilcileri dün saat 13.00'te Beyoğlu Mis Sokak'ta toplanarak, İstiklal Caddesi'nde "Savaş Karşı Barış, Kardeşlik ve Özgürlük Şiarını Yükseltelim" başlıklı bildiriyi dağıttılar.

'Terörizm' bahaneİzmir Eski Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasında konuşan İHD Şube Başkanı Günseli Kaya ise, son zamanlarda yaşananları şöyle aktardı: "Yunus Güzel'in 16-22 Ekim operasyonlarında yakanlandıktan sonra hücresinde ölü bulunması; yine Fatih Mehmet Karakaş adlı kişinin dolandırıcılıktan gözaltına alındıktan sonra hücresinde ölü bulunması; 17 Ekim'de Diyarbakır Silvan'da yapılan ev baskınında 18 yaşındaki Gurbet Kılıç ile birlikte 3 kişinin öldürülmesi; 20 Ekim 2001'de Ağrı Doğubeyazıt'ta 30 eve yapılan baskın sonrasında zabıta memuru Burhan Kaçar'ın vuruldaktan sonra yaralıyken ölüme terk edilmesi ve son olarak da 5 Kasım'da Küçükarmutlu'da yapılan operasyonda 4 kişinin öldürülmesi." Kaya, bir yandan Anayasa değişiklikleri yapılarak, demokratik yaşamın genişletileceğinin söylendiğine dikkat çekerken, "Diğer yandan, örneklerini verdiğimiz giderek ivmesi yükselen hak ihlalleri yaşanıyor" dedi. Ülkenin, işkence, işkencede ölüm, yargısız infaz, kayıp ayıbından kurtulması gerektiğini söyleyen Kaya, siyasi iktidara ve tüm demokrasi güçlerine düşen sorumlulukları bir kez daha hatırlattı.

Savaş durdurulmalıÖDP'de, ABD ve yandaşlarının 11 Eylül saldırısını bahane ederek başlattığı savaşı derhal durdurması gerektiğini belirterek, savaşın daha çok yoksulluk ve işsizlik getirdiğini bildirdi.ÖDP tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin yeşil kuşak projesi çerçevesinde besleyip büyüttüğü Ladin ve Taliban'ın eylemini bahane ederek başlattığı savaşın asıl hedefinin Orta Asya bölgesindeki petrol ve doğalgaz kaynaklarına el koymak olduğu ifade edilerek, halkın savaş değil ekmek ve adalet istediği belirtildi.
www.evrensel.net