Emek mücadelesi için çıkış yolu

Emek mücadelesi için çıkış yolu

Dün İstanbul'da yapılan TÜMTİS Genel Kurulu'nda işçi sınıfı mücadelesindeki sorunlar ortaya kondu ve çözümleri tartışıldı.

Emek mücadelesi için çıkış yoluİhsan ÇaralanGünlerdir işçiler ve emekçi kitleleri tarafından alanlarda haykırılan, hak, demokrasi ve özgürlük isteği, saldırılara emekçilerin genel grevle yanıt vermesi gerektiği çağrıları karşısında; hemen herkesin aklına gelip takılan; "Peki de, bu saldırılara karşı nasıl yanıt verilir?", "Nasıl bir genel grev olmalı?", "Niçin genel grev olmalı?", "Sendikalarımız nasıl örgütler olmalı ki bu kan kaybı dursun da yeniden güçlensinler?" gibi soruların yanıtları dün toplanan TÜMTİS Genel Kurulu'nda tartışıldı ve bu soruların yanıtları verildi.İstanbul Altunizade'deki Petrol-İş Genel Merkez Salonu'nda yapılan TÜMTİS Genel Kurulu'na; delegelerin yanı sıra, Aktif Dağıtım işçileri, çeşitli illerden gelmiş TÜMTİS üyesi işçiler, çeşitli sendikaların yöneticileri, GMİS Genel Başkanı ve Türk-İş'in Genel Örgütlenme Sekreteri Çetin Altun ve EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel ile çeşitli partilerden yöneticiler katıldı. TÜMTİS işçisinin disiplin ve örgütlenme düzeyini yansıtan coşkulu bir havada başlayan kongrede delegeler ve işçiler konuşmacıları dikkatle dinlediler; konuşmacıların değerlendirme ve çağrılarına alkışlarla ve hep bir ağızdan atılan sloganlarla katıldılar.Genel kurulda; Çetin Altun kongre başkanlığına seçilirken; divana da Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın ve Haber-İş 1 No'lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu seçildi.

Topçu 'ayrımcılık'la başladı!Türk-İş'in Genel Örgütlenme Sekreteri Çetin Altun'un TÜMTİS'in mücadelesini öven ve Türk-İş'in bir "halk için bir umut olması" gerektiğini belirten konuşmasından sonra söz alan TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu; delegeleri, TÜMTİS'in mücadeleci işçilerini selamladıktan sonra; konukları da; "emeğin mücadelesinden yana misafirler", "emekçi dostu aydınlar", "emekten yana partilerin yöneticileri, üyeleri" olarak niteleyerek selamladı. Ve artık sendikaların ve işçilerin açtığı platformların bu "ayırım"ı yapması gerektiğini; emek mücadelesinin karşısında yer alanlara sendikaların ve işçilerin itibar etmemesini, bunu da açıkça söylemekten çekinmemeleri gerektiğini belirtti. Konuşması boyunca da Topçu; piyasalaşmış "birlik-bütünlük", "Hepimiz kardeşiz, aynı geminin içindeyiz" edebiyatından sakınarak; birliğin ve bütünlüğün sınıf çıkarları temelinde olması gerektiğine, işçilerin emekçilerin dostları ve düşmanlarını ayırmada titizlik göstermeleri gerektiğine özel bir vurgu yaptı.

'Hem otelci, hem sendikacı olunmaz'Topçu, içinde bulunulan durumun, emek güçleri ve sermaye güçlerinin olanakları açısından bir tablosunu çizdikten sonra; işçilerin sendikal hareketten dışlanarak sendikaların sendikal bürokrasi tarafından ele geçirilmiş olmasına ve sendikalarda kurulan bu çarkın iyi niyetli, sınıf mücadelesi içinde az çok sivrilen işçileri de kendisine benzeterek; sendikaları birer mücadele örgütü olmaktan çıkardığına dikkat çekti.Sendikalardaki sürekli kan kaybının, şubelerin kapatılıp profesyonel sendikacı sayısının azaltılmasına kadar gelen küçülmenin arkasında "işçi yığınlarının sendikal hareketten dışlanması"nın yattığını belirten Topçu, bu yönetici kastın sendikaları; ticaret yapan, "otel işleten" kurumlar haline getirdiğini belirtti. Ve; "Ya otel işletmecisi olunur ya da sınıfın sendikacısı, ikisi bir arada olmaz" diyerek işçilere; sendikalarına sahip çıkma; sendikal bürokrasiyi tasfiye için birleşme, sendikaların mücadele merkezleri olarak yeniden örgütlenmesi için el ele verme çağrısı yaptı.Bu çağrı da işçiler ve izleyiciler tarafından alkışlarla ve sendikal bürokrasiye tepki ifade eden sloganlarla karşılandı.

Siyaset dışılığa hayır!Sendikaların içine sürüklendiği durumun "ikinci nedeni"ni; "siyaset dışı sendikacılık" adı altında işçi sınıfının imkânlarını ve gücünü düzen partilerine peşkeş çeken anlayışın sendikal bürokrasi aracılığı ile egemen kılınmasına bağlayan Topçu; işçilerin, sendikacıların ve sendikaların işçi siyasetinin, emekçi çıkarları doğrultusunda bir siyasetin içinde olması gerektiğine vurgu yaptı. Sendikacıların hatta birer birer işçilerin şu ya da bu partide siyaset yaptığını, en azından o partilerin doğrultusunda bir davranış gösterdiğini belirten Topçu; sendikalara düşenin bu dağılmış gücün birleştirerek işçinin siyasetini yapan, sınıfın partisinin siyasetini yapan bir güç haline dönüştürmek olması gerektiğine vurgu yaptı. Aksi halde işçilerin devleti, sermaye gücünü ve her şeyin sahibi olma imkânın elinde tutan sermaye karşısında basit haklarını bile koruyamayacağını bugün açıkça görüldüğünü belirten Topçu; sendikaların ve sendikacıların taraflarını açıkça ilan etmeleri gerektiğini, eğer yaptıklarına inanıyorlarsa bundan kaçınmamaları gerektiğine vurgu yaptı. Topçu, tüm işçileri, sendikacıları emeğin siyaseti etrafında birleşmeye çağırdı.

Sendikalar 'Savaşa hayır' demeliKonuşmasının önemli bir bölümünü 11 Eylül sonrası Amerika'nın saldırgan politikalarının açığa çıkması ve Afganistan'a yönelik savaşa ayıran Sabri Topçu; "Sermayenin, patronların, hükümetin, halkın, işçilerin gündemi savaş; Yunanistan'da, Amerika ve İngiltere'de bile işçiler savaşa karşı gösteriler yapyor; sendikalar savaşa hayır diyen gösterilere katılıyor ama bizde sendikalar savaşa karşı ciddi bir mücadele için harekete geçmiş; hatta böyle bir şeyi gündemlerine alıp konuşmuş değiller" diyerek sendikaları savaş karşı mücadelenin ön safında olmaya çağırdı. Milletvekillerine de kürsüden bir çağrı yapan Topçu; "Amerika'ya desetek veren, Afganistan'a asker göndermek için hükümete yetki veren vekiller; çok istiyorlarsa kendi çocuklarını Afganistan'a göndersin" dedi.Topçu; emekçilerle patronları, emekten yana olanlarla sermayeden yana olanları 'ayırarak' başladığı konuşmasını; savaşın açlığın, yokluğun, yolsuzluğun, krizin, sömürünün güçlerine karşı emeğin güçlerinin, tüm emek örgütlerinin ortak bir mücadele programı etrafında birleşme çağrısıyla tamamladı.

Emeğin kavgasına çağrı!Genel kurula katılan konuklardan ilk konuşmayı EMEP Genel Başkanı A. Levent Tüzel yaptı. Tüzel, patronların ve devletin himayesinde yapılan sendikacılığın, düzen partilerinin av alanı olduğunun görüldüğünü belirtti. Tüzel, "Bizim kavgamız ekmek kavgasıdır, bizim kavgamız bağımsızlık kavgasıdır, bizim kavgamız demokrasi kavgasıdır, bizim kavgamız emeğin sömürüden kurtuluşunun kavgasıdır" diyerek; tüm işçileri, sendikaları, emekçileri, emek örgütlerini bu kavgada birleşmeye çağırdı. "Siyaset üstü sendikacılık anlayışıyla taleplerimizi Ankara'ya taşıyacağız" söyleminin de doğru olmadığını belirten EMEP Genel Başkanı, "Herkes kendi siyasetini yapacak, biz emeğin siyasetini yapacağız. Bunun adresi de Emeğin Partisi'dir" dedi.

'Topçu yolu gösterdi'Petrol-İş eski Genel Başkanı ve HADEP Parti Meclisi Üyesi Münir Ceylan ise, Topçu'nun konuşmasında ortaya konan perspektifin sendikal hareketin çıkış yolunu gösterdiğini, TÜMTİS'in örgütlenme düzeyi ve mücadele kararlılığı ile bu anlayışın bütünleştiğini belirterek Sabri Topçu ve TÜMTİS'i kutladı.İşçi Partisi Temsilcisi Hıdır Hokka ise, CIA'in gönderdiği bubi tuzağı 20 cep telefonundan birinin de Doğu Perinçek'e verileceğini açığa çıkardıklarını belirterek; yakında iktidara gelecek olan partilerinden milletvekili adayı olmak isteyenlerin acele etmesi gerektiğini, çünkü; sonra yer kalmayabileceğini belirttiği bir konuşma yaptı.
www.evrensel.net