"Sondur findur!"

"Sondur findur!"

Eskiden yalnızca Amerikan filmleri oynamazdı sinemalarda. Fransız filmleri de oynardı. Fransızca "son" sözcüğü "Fin" diye yansırdı perdeye.

"Sondur findur!"Sennur SezerEskiden yalnızca Amerikan filmleri oynamazdı sinemalarda. Fransız filmleri de oynardı. Fransızca "son" sözcüğü "Fin" diye yansırdı perdeye. Belki bu yüzden Zeyyat Selimoğlu'nun gemici kahramanlarından biri, "Buraya kadar bu iş" anlamına "Sondur, findur" der. Bu yarı yarıya kahkahalarla kesilmiş gibi boğunuk cümle, bu yıl TÜYAP boyunca değip durdu dudaklarıma. Bu yılki fuarla, Tepebaşı'na veda ediliyor... "Sondur findur! Gelecek yıl, Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde, daha geniş bir alanda olacağız" diyor yetkililer. 52 bin metrekare kapalı alanda 7 büyük fuar salonu, 8000 metre kare kongre ve hizmetler bölümü, 8000 metrekare servis binası, 3500 araçlık açık otoparkı, 100 kişiden 10 bin kişiye kadar değişen çok amaçlı 15 ayrı toplantı salonu, farklı damak zevkleri için 6 ayrı lokanta... Frankfurt Kitap Fuarı'nın otobüslerle dolaşılan fuar alanı düşüyor aklıma... Fuar keyfi bitti.. Bizim de uluslararası fuarımız olsun elbet olsun da... O zaman, Kasımpaşa'nın, Yenişehir'in çocukları nasıl gelecek yaya... Kitap almaya harçlığı olmayan cin bakışlı solgun kazaklı çocuklar, öğretmenleri önce izin isteyip sonra yazarla tanıştırdıklarında nasıl imza alacaklar defterlerine.. Milli Eğitim'in kitaplarına sokmadığı ya da derslerde sözünü ettirmediği yazarların adlarıyla, kitaplarıyla nasıl karşılaşacaklar... Bunca kitabın bir arada sergilendiğini görüp yazar olmayı ya da kitap satmayı nasıl düşleyecekler... En kötüsü, çokluğundan şikâyet ettiğimiz yayınevleri, bu kadar geniş bir alanı nasıl dolduracaklar. Gerçi öğrendiğime göre bir yan kitap fuarı, bir yanda güzel sanatlar fuarı, öteki yanda müzik falan tasarlanıyormuş. Kalan alana bir at yarışı alanı kalıyor kolayca...Biliyorum, küreselleşmeci, cumhuriyet yenileşsinci arkadaşlar, eskiyle yetinmenin kötülüğü üstüne konuşabilirler. Yenilenmeye karşı değilim de, çocukların kitaplara dokunabilecekleri, kitaplara ulaşabilecekleri öyle az mekân var ki. Münih'teki kütüphanenin Türkçe çocuk kitapları bölümüne bugünlerde bir kardeş daha geliyormuş... Bizimkiler oraya mı göçsünler yani..Evet, TÜYAP bu yıl son kez Tepebaşı'nda. Gecikmeden uğrayın. Bugün bitiyor. Hem bugün Alaattin Bilgi'nin emeğine saygı töreni de var.Yazının resmine gelince, elbette bu resmin TÜYAP'la ilgisi yok. Bu fotoğrafı, Stutgard'daki Berliner Park'ta Ali çekmiş. Hangi Ali mi? Ali işte, Alilerden biri. Köyünde park olaydı, heykel göreydi, heykeltraşının adını da öğrenmeyi düşünürdü. O yalnızca, heykeli düşünmüş. Bugün için anlamını. Adı savaş bu heykelin. Bana armağan etti. Ben de onun selamını size iletmek için koydum bu köşeye. Uzaklarda okumuş, düşünen bir gurbetçi emekçinin, yurdunun insanları, Afgan dağlarına gönderilecek yurttaşları için kaygısının resmidir diye.Savaş böyle anlatılmalı işte, özellikle çocuklara.
www.evrensel.net