En zor ders

En zor ders

Yüzbinlerce öğrencinin arasından sıyrılarak yükseköğrenim görme şansı elde eden öğrenciler, ekonomik zorluklar karşısında eğitimlerini yarıda bırakmak durumuna kalıyor.

En zor ders Savaş VelioğluEvlerinden uzakta yaşamanın ne kadar zor olduğunu, üniversite sınavını kazandıktan sonra anladılar. Sinan, Serhat ve Kamil iki yıl önce üniversite sınavını kazanarak Hatay'dan İstanbul'a geldiler, kendilerine ait bir yaşam kuracakları düşüyle. Üç arkadaşın, sınavı kazanmadan önce kurdukları hayaller, sınav sonrasında karşılaştıkları sorunlar nedeniyle tek tek yitip gitti. Yurt çıkmadığı için Cerrahpaşa'da tuttukları iki oda bir salon evde yaşamaya çalışan üç arkadaş, ders çalışabilecekleri bir masa, bir de uyuyacak yatak buldukları için kendilerini şanslı sayıyorlar. Ekonomik sıkıntılardan dolayı ihtiyaçlarının tamamını karşılayamadıkları için, Kamil geceleri barlarda gitar çalarak para kazanıyor. Ev eşyaları ikinci el eşya satılan yerlerden karşılanmış.İstanbul'da üniversite öğrenimi görmenin kendisi için ilk başlarda büyük bir olay olduğunu anlatan İstanbul Üniversitesi Tıbbi Biyoloji 2. sınıf öğrencisi Sinan Aytar, boğuşmak zorunda kaldığı ve sonu gelmeyen sıkıntılar nedeniyle artık okulunu bırakmayı bile düşünüyor.

Kıt kanaat geçiniyorlarAilelerinden gelen parayla ancak kira ve yol paralarını karşılayabilen üç arkadaş, devletin maddi durumu kötü olan öğrencilere yardım etmesini istiyor. Onlar, İstanbul'da çalışarak okuyan, ya da ailelerinin gönderdiği parayla kıt kanaat geçinmeye çalışan binlerce öğrenciden sadece birkaçı. Ekonomik krizlerin ardından temel tüketim maddelerine yapılan zamlar, yaşmalarını daha da zorlaştırmış.100 milyon lira parayla bir ay geçinmek zorunda olan İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencisi Serhat Yakar, ev kirasını ve yol parasını çıkarttıktan sonra kendisine 30 milyon lira harçlık kaldığını anlatıyor. Serhat, kalan 30 milyonla diğer bütün ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Babasının emekli olduğunu ve bir kardeşinin daha üniversitede okuduğunu belirten Serhat, "Maddi durumu iyi olmayan öğrencilere burs verdiklerini söylüyorlar. Birçok yere burs başvurusunda bulundum. Öğrenim kredisinden başka bursum yok. O da 3 ayda 90 milyon" diyerek, çaresizliğini dile getiriyor.

Sosyal yaşam yokÖğrenciler, sosyal etkinlikleri takip etmelerinin de oldukça zor olduğunu aktarıyorlar. Son olarak yaklaşık bir yıl önce sinemaya gittiğini dile getiren Sinan Aytar, sinemaya gitmek için en az 10 milyon lira harcamak zorunda olduğunu, bu paranın da kendisinin bir haftalık harçlığı olduğunu kaydediyor. Kitap okumayı sevdiğini, ancak kitap almak için para ayıramadığını vurgulayan Sinan, "Arkadaşlarımızla bir araya gelerek kitap almaya çalışıyoruz. Ortaklaşa bir kitap alıp, sırayla okuyoruz. Aldığımız kitapları daha sonra değiştirerek okumaya çalışıyoruz" diyor. Öğrencilere ücretsiz sosyal yaşam alanlarının açılması gerektiğini, araştıran ve sorgulayan bir öğrenci olabilmek için sosyal yaşantının büyük önem taşıdığını söyleyen Sinan Aytar, "Her yer birilerinin tekeline girmiş ve para kaynağı haline getirilmiş. Yaşamdan kopuk bir şekilde eğitim görmemiz, mesleki anlamda büyük kayıplar yaşamamıza neden oluyor" eleştirisinde bulunuyor.

BeslenemiyorlarYemek öğünlerini mecburen ikiye indirdiklerini ifade eden Serhat ve Sinan, ayda üç kez pazara gittiklerini ve her defasında en fazla 5 milyon lira harcayabildiklerini, eti sadece okul yemekhanesinde tadabildiklerini anlatıyorlar. İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi Kamil Serin ise, ailesinin gönderdiği parayla geçinemediği için haftada 3 gece barlarda gitar çalarak para kazanıyor. Gece çalıştığı için yeterince ders çalışamadığını anlatan Kamil, yine de iş bulabildiği için kendisini şanslı sayıyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


F tipine karşı ortak tavırİnsan Hakları Derneği (İHD)'nin çağrısıyla bir araya gelen işçi ve memur sendikaları konfederasyonları ile parti ve kitle örgütleri, bir yıldır süren ölüm oruçlarında çözüm sağlamak için Adalet Bakanlığı'na bir kez daha diyalog çağrısı yaptı. Katılımcı gruplar, cezaevi ve ölüm oruçları sorununun diyalog eksikliği nedeniyle sürdüğüne dikkat çekerek, sorun çözülünceye kadar girişimlerini sürdüreceklerini ilan ettiler.İHD, TMMOB, Diyarbakır Barosu, Mazlum-Der, ÇGD, ÇHD, tutuklularla yardımlaşma dernekleri, DİSK, KESK, Halkevleri, PSAKD, Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı, EMEP, HADEP, ÖDP, Sosyal Demokrasi Vakfı, Demokrasi ve Barış Partisi ile Aydın ve Sanatçı Girişimi temsilcileri dün İHD Genel Merkezi'nde basın açıklaması yaptı.

Yeni F tipleri Basın toplantısında ortak metni okuyan İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, ölüm orucu eylemlerinde sorunun çözümü için tatmin edici adımların atılmadığına dikkat çekerek, 19 Aralık 2000'de yapılan cezaevi operasyonlarında ve ölüm oruçlarında onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Öndül, "Hepimiz bu sorunla ilgili olarak, aynı zamanda sorumluluklar taşıyoruz. İnsan olarak ve demokratik kitle örgütleri olarak. Bu sorunu çözmek, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere devlet yetkililerinin elindedir. Böyle bir yetki kullanımı, cezaevinde de olsa, devletin yurttaşlarına olan yükümlülüğünü yerine getirmesi anlamını taşır. Bu yükümlülük, insan hakları hukukuna uygun muamele yapma yükümlülüğüdür" dedi. Diyalog sürecini başlatmakta ve sorunu çözmekte ısrarlı olduklarını vurgulayan Öndül, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ile 12 Kasım Pazartesi günü görüşmeyi talep edeceklerini duyurdu. İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, F tipi cezaevindeki tecrit ve izolasyondan vazgeçilmesi için çabaların süreceğini kaydederek, 73 cezaevinde F tipine geçiş için inşaatların sürdüğünü söyledi. Küçükarmutlu'da olduğu gibi devletin öldürerek, yakıp yıkarak cezaevi ve ölüm oruçlarındaki sorunu çözemeyeceğini vurgulayan Öndül, vatandaşların adalet duygusunu yitirdiğini ifade etti.
www.evrensel.net