Tekellere yeni korumalar

Tekellere yeni korumalar

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'nün Katar'ın Doha kentinde başlayan 4. Bakanlar Konferansı'nda yoğun tartışmaların yaşanması bekleniyor.

Tekellere yeni korumalarDünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'nün Katar'ın Doha kentinde başlayan 4. Bakanlar Konferansı'nda yoğun tartışmaların yaşanması bekleniyor. Özellikle ABD ile Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında ekonomik krize karşı alınan önlemler konusunda anlaşmazlık yaşanacağını bekleyen gözlemciler, toplantıdan bir sonucun çıkmasının mucize olacağı görüşünde. Buna karşın DTÖ toplantısında asıl hedefin yine gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler olacağı ve kararların bu ülkelerin aleyhine gelişeceği kesin.Katar'da toplanan DTÖ zirvesinin gündeminde yine ilk sırada, gümrük duvarlarının ve dünya ticareti önündeki engellerin kaldırılması konuları var. Uluslararası durgunluğun üç kıtayı da aynı anda içine aldığı, ekonomik büyümelerin zayıfladığı veya durma noktasına geldiği koşulda küresel ticarette de zayıflama kaçınılmaz oldu. Bu noktada krize karşı alınan önlemlerin Avrupa ve ABD arasında yoğun tartışmalara sahne olacağı belirtiliyor. Nitekim Der Spiegel'in belirttiğine göre, dünya ticaretinin ikinci büyük devi olan Almanya bu durumdan şiddetli etkilenenler arasında. Bu nedenle Almanya Ekonomi Bakanı Werner Müller, "Katar'ın başarısız olmasının sonuçlarına katlanamayız" diyor. Seattle'da yapılan yoğun gösterilerin sonuç alınamamasında etkili olduğunu göz önüne alan DTÖ ve Katar Şahı, bu kez Katar'ı gösterilere tamamen kapattı. Gösteriler Amerika, Arupa ve Asya'da çeşitli ülkelerde yapılacak. Ancak yine de göstericilerin Katar'a sokulmamasının, toplantının başarı şansını artıracağı ise kuşkulu.

ABD kuşkuluTicaretten sorumlu Amerikalı yetkili Robert Zoellick de Katar toplantısının bir sonuca bağlanacağından kuşku duyanlardan. Üstelik Katar gündeminde tartışmalı olan bir çok sorun var. Gelecek toplantının yeri ve zamanı ile çerçevesinin bu toplantıda belirlenmesi bekleniyor.Üzerinde sert tartışmalar beklenen konuların başında şunlar geliyor: Gümrük duvarlarının ve dünya ticareti önündeki engellerin kaldırılmasına devam edilmesi; sınır ötesi füzyonlar; kartellerin küresel haklarının genişletilmesi. Küreselleşmenin bundan sonra nasıl bir seyir izleyeceği de, özellikle zengin ülkelerle yoksul ülkeler arasındaki tartışma konularından birisi.Batılı zenginlerin belirleyiciliğinde ilerleyen küreselleşmenin yoksul ülkelerde ne gibi kuşkular yarattığını Almanya Başbakanı Gerhard Schröder Asya gezisi esnasında çok yakından yaşadı. Yeni Delhi'de şirket temsilcilerinden oluşan 500 kişilik toplantıda serbest dünya ticaretinin faydalarını anlatırken, "Bu sadece malların serbest dolaşımını değil,hatta daha da çok farklı kültürlerin ve dinlerin biraraya gelmesini, herkesin gelişmeye katılmasını sağlar" gibi sözler söylemek zorunda kalan Schröder, güvensizlik belirten konuşmaları engelleyemedi. "Batılıların güzel sözlerine rağmen bizim mallarımız hala onların gümrük duvarlarına takılıyor" diyen Hintli bir tekstil fabrikatörü az gelişmiş ülkelerdeki genel bir rahatsızlığı dile getiriyordu. Bir gün sonra da Hindistan Ticaret Bakanı'nın "Yeni bir toplantıya onay vermeden önce, büyük devletlerin önceki toplantılarda verdikleri sözleri yerine getirdiklerini görmeliyiz. Bizlere, sorunlarımızın dinlendiği duygusunun verilmesi ile artık yetinemeyiz" sözleri, Katar'da hangi çelişkilerin havayı kızıştıracağının ip uçlarını veriyor. Kendilerini küreselleşmenin ikinci sınıf elemanları olarak gören azgelişmiş ülkelerde, "Zengin Kuzey kendi tekelleri için serbest pazar girişlerini gerçekleştirmemizi istiyor. Ancak yüksek çevresel ve sosyal standartlar koyarak bizim kendi pazarlarına girmemizi engelliyorlar. Ve özellikle önemli branşlarda kendi gümrüklerini kaldırmayı ve kendi pazarlarını bize açmayı reddediyorlar" eleştirileri yaygınlaşıyor.Özellikle tarım alanında ortaya çıkan çifte standart çok göze batıcı. DTÖ'nün serbest ticaret planlamalarından sonra, hiçbir ülkede çiftçilerin kamusal mali destek almaması gerekirken, 29 zengin ülkenin çiftçileri ve tarım işletmeleri önceden olduğu gibi 350 milyar dolar sübvansiyon aldılar. Zengin ülkelerdeki devlet destekli bu tarım fabrikalarına karşı üçüncü dünyanın çiftçilerinin hiç bir şansı olamayacağı ve serbest bir ticaretten söz edilemeyeceği açık. Bu yüzden gelişmekte olan ülkelerin Katar'da batılı zengin devletlerin de gümrük duvarlarını kaldırmalarını talep etmeleri bekleniyor.Bir diğer çelişki konusu da patent hakları. Bu konuda da batının çift standartlılığı az gelişmiş ülkelerin eleştirilerine neden oluyor. AIDS konusunda, Afrikalı ülkelerin, salgın nedeniyle ve ucuz AİDS ilaçlarının üretimini olanaklı kılabilmek için, bu ilaçlar üzerindeki patent hakkının kaldırılması talebi ABD; Kanada ve İşviçre'nin kendi ilaç tekellerini korumak için çıkardıkları engellere takılmıştı. Aynı ABD ve Kanada Şarbon aşısı söz konusu olduğunda, Bayer'in elinde bulundurduğu patent hakkını kaldırmaya hazırdı.

Korumacılık tartışmasıDiğer bir gerilim noktası da batılı devlerin kendi arasında şiddetlenen rekabet. Durgunlukla mücadelede bir çok batılı hükümet, bizzat kendilerinin karşı çıktıkları araçlara sarılıyor ve kamu parasını destek olarak özel sektöre akıtıyor. Bu durum liberalleşme dalgasıyla birlikte bombandırmana tuttukları korumacılığın ilk adımından başka bir şey değil. ABD örneğin, 11 Eylül sonrası devlet kasasından havayolu ve sigorta şirketlerine yardım akıttı. Bununla Avrupalı rakiplerin rekabeti de zorlaştırılmış oldu. Swissair, Lufthansa ve Allianz gibi bu branşların Avrupalı devleri de devlet desteği taleplerini dile getirmeye başladılar. Bunun dışında Waşington'un gümrük ve ithalat kontenjanı uygulamalarıyla çelik endüstrisini destekleme kararı, Alman ThyssenKrupp tekelinin şiddetli eleştirileri ile karşılaştı. "Bu DTÖ kurallarının ihlali anlamına gelir" diyen tekel yöneticisi Ekkehard Schulz'a ticaret bakanı Müller Katar'da bu konu ile ilgileneceği sözü verdi.Katar toplantısı, bir yandan zengin ve yoksul ülkeler, bir yandan da zengin ülkelerin kendi aralarındaki artan çelişkiler eşliğinde başladı. Bu durumda söz konusu gelişmenin tartışmadan çok, güç savaşı olacağını söylemek kahinlik sayılmaz.
www.evrensel.net