Kendini renklendiren kadınlar

Kendini renklendiren kadınlar

Bursa Amatör Kadın Ressamlar Derneği üyesi 45 kadın ressamın Eskişehir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açtığı sergiye ilgi büyük oldu.

Kendini renklendiren kadınlarAli BaşBursa Amatör Kadın Ressamlar Derneği üyesi 45 kadın ressamın Eskişehir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açtığı sergiye ilgi büyük oldu.Serginin en ilgi çekici yanı ise kadın ressamların birbirinden bağımsız atölyelerde çalışmasına rağmen, kimi zaman yapıtlarında aynı konu üzerinde buluşmaları.Bursalı 45 kadının açtığı sergiyi gezmek için eski çağlardan kalma bir yelkenli arıyoruz. Aradığımız gemiyi Leyla Kalıpçı'nın fırçaları arasında buluyoruz. "Kara" yerine bir fermanın ortasına oturtulan yelkenli gemi, daha hızlı yol almamız için küreklerini de yanına almayı unutmamış.Gemi ve deniz arasında yüzyıllar süren bir bağ vardır. İlkçağlardan bu yana insanların denizi sevmesinin nedeni onun kendisi gibi üretken olmasından başka bir şey değildir. Kadın ressamlar birbirlerinden habersiz olarak yapıtlarını renklendirmiş olsalar da, yapıtlar sergiyi gezenlerin kulaklarına birbirlerini tamamladıklarını fısıldıyor. Deniz kelimesini duyunca aklımıza ilk olarak balıkçılar gelir. Bedia Dobralı'nın yaşamın içine kattığı tabloda, güneş yeryüzünü daha yeni selamlamaya başlar. Yeryüzünün tümünü güneşin o en güzel kızıllığı kaplar. Deniz dugundur. Balıkçılar o durgunlukta ağlarını çoktan denize salmış, yeni günün bereketini beklemeye başlar. Gün henüz uyanmamış. Balıkçılar, günü karşılamaya hazırlanıyor. Sandalların yeri uysal denizlerdir. Oysa, dev kadırgalar vardır. Onlara dingin denizler yakışmaz!Her uysal deniz bir gün azgınlaşır. İşte o zaman ressamların fırçalarında sandallar birer kadırgaya döner. Tıpkı Hamiyet Ünlü'nün, yapıtında olduğu gibi. Gökyüzü kırmızıya boyandığında üretim, barış vardır. Oysa, Hamiyet Ünlü'nün yapıtında yer alan deniz ve gökyüzünde mavi renkler vardır. Denizlere mavi hakim oldu mu, bir de dalgaların kıvrımları sert çizgilerden oluşuyorsa vay gemidekilerin haline. Gemide olanların bakışları öylece ürkek kalır. Çünkü dev kadırgalar biraz da savaşı anlatır. Bedia Dobralı'nın kırmızıya boyanmış tablosuna dev kadırgaların yakışmaması da bu yüzdendir. Çünkü mavinin hakim olduğu Hamiyet Ünlü'nün tablosunda kim bilir kaç balıkçının sandalı kaybolmuştur?

Ressamlar bu yüzden gerçekçidir!

Ressamlar gerçekleri çizer!İster balıkçı olun, ister bir geminin kaptanı ya da bir miço. Denize çıkanların bekleyenleri hep tedirgindir. Her denize çıkanın bir beklediği vardır. Bedia Dobralı'nın denize ağ atan balıkçısını bekleyenleri aramak için, bir fermana oturtulmuş geminin küreklerine hızla asılıyoruz. Fazla uzağa gitmemize gerek yok. Hamiyet Ünlü'nün bir başka tablosuna demir atıyoruz. Bu kez ünlü, hırçın mavinin yerine bir günbatımı rengini tercih eder. Bir ağacın gölgesinde uzaklara bakan kadın, bir balıkçıyı bekler, sırtı bize dönük olsa da bakışı, duruşu onun umudunu anlatmaya yeter de artar bile... Balıkçının rengi sakindir, bekleyenin rengin de olduğu gibi.Hamiyet Ünlü'nün yapıtında hırçın dalgaları izleyen deniz adamı ne zaman eve döneceğini çoktan unutur. Onu bekleyen biri vardır elbette. Nurşen Dinç'in tablosundaki yeni uyanan kadının da sırtı dönüktür. Gözleri çok uzaklardadır. Dalgasız mavi bir denizi seyretse de, uzaklarda onların azgın birer dalgaya dönüştüğünü çok iyi bilir. Bu nedenledir onun yorgun ve üzüntülü olması. Tedirgin bir ağrı vardır; sırtında... Kendisine çarpacak bir dalgayı gözler durur yeryüzüne açılmış penceresinin önünde...Azgın ve sakin olan sadece denizler değildir elbette. Atlar da vardır. Azgın ve uysal...Denizlerin, suyun bol olduğu sergide de karşımıza Özlem Öznalbant'ın atları çıkıyor. Her yer yeşil olmuş. Öylesine yeşil ki, birazdan bir denizle buluşacak ırmaklar bile yeşil yeşil kokuyor. Tek tük görünen leylaklar ise olağanca kırmızılığıyla yüzümüze çarpıyor. İnsanın alıp koparıveresi geliyor, tüm leylakları tablonun içerisinden. Ressam Özlem Nalbantoğlu, atların ayaklarının altından bir leylağı koparıyor.Leylağı alan ressam onu bir başka tablonun içinde duran kadının saçına iliştiriveriyor. Tablonun içindeki kadınlardan biri meraklı gözlerle sergiyi gezenleri izlerken, saçı leylaklı kadın bir şelaleye son şeklini veriyor. Dudaklarından ise şu cümleler dökülüyor: "Kendimizi renklendiriyoruz".
www.evrensel.net