Kayıp yaşamlara tanıklık

Kayıp yaşamlara tanıklık

MİHA fotoğrafçıları iki yıldır çalıştıkları 'Varoşlar' projesinde, İstanbul'un 'uç' bölgelerini ve buradaki ' kayıp yaşamı' belgelediler. Amaçları bu konuda bir duyarlılık yaratmak.

Kayıp yaşamlara tanıklık Koray KaraermişOnların yaşadıkları yere İstanbul denemez. Şehrin çok uzağında unutulmuş yaşamlar sürüyorlar. Daha doğrusu yaşam savaşı veriyorlar. Kim bilir ne zaman, hangi umutlarla geldiler? Bacası tüten veya tütemeyen her hanenin ayrı bir hikâyesi var aslında. Onlar oradalar; umutlarıyla, çaresizlikleriyle, sevinçleriyle ve her şeye rağmen namuslarıyla bir şekilde yaşayarak... Kimilerine göre çevre yolunda giderken, göz ucuyla şöyle bir bakılan ve kayan bir görüntü oralar. Ama MİHA fotoğrafçıları buraları kendilerine dert edinmişler. Objektiflerini varoşlardaki yaşamların içine tutan bu genç fotoğrafçıları bu uğraşa iten tek kelimeyle 'duyarlılık'; " Çünkü insanlar var, toplum içindesiniz, gazetecilik yapıyorsunuz, derdiniz var, toplumdaki sorunlar aslında gazetecinin sorunudur, biz işe bir fotojurnalizm geleneğinden baktığımız için, bu tip konuları kendimize sorunsal ediniyoruz ve bu konuda aslında daha geniş bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz " diyor Coşkun Aşar. MİHA'da varoşlar üzerine bir toplu çalışma fikri başladığında bu işi ısrarla devam ettiren birkaç fotoğrafçıdan biri o. Amaçları görülmeyeni, gözden uzak olanı görünür kılmak; " Çünkü hayatta insanların görmedikleri hayatlar, gidip orada bulunmadıkları yerler, insanlar hakkında çok da fazla fikirleri olmuyor ve bazen görmekte istemeyebiliyorlar. Ama siz önlerine direkt, çarpıcı olarak ( fotoğrafları) koyduğunuz anda, bunun çok da fazla artık önünden geçip gidemiyor ve artık kendini sorgulamaya başlıyor. Bizim derdimiz o insanlara biraz da kendi sorumluluklarını, kendilerini sorgulamaları gerektiğini hatırlatmak". İki yıldır üzerinde çalıştıkları bu belgesel proje onlara tarz olarak da yakın; "Zaten tarz olarak da sosyal yaraları, kenarda kalmış insanları ve buna benzer konuları çalıştığımız için bu konuda bizim için çok önemliydi". Fotoğraf onların kendilerini ifade biçimi, bir karşı duruş, bir tavır. Ve bu tavrı da kendi hayat görüşlerine uygun bir biçimde ortaya koymak onları için vazgeçilmez.

Proje devam ediyor MİHA fotoğrafçılarının bu projesinden süzülerek ortaya çıkan siyah-beyaz fotoğraf sergisi, 17 İFSAK Fotoğraf Günleri kapsamında izleyiciyle buluştu. Taksim Sanat Galerisi'nde 14 Kasım'a kadar açık kalacak olan serginin ismi "Varoşlarda Varoluşlar". Sergide MİHA üyesi altı fotoğrafçının (Coşkun Aşar, Gökşin Varan, Başak Çaka, Haldun İpal, Yusuf Sevinçli, Burcu Göknar) işleri sergileniyor. Çekimler İstanbul'un belli gecekondu alanlarında gerçekleşmiş. Fakat seçilen yerler özellikle daha 'uç' bölgeler; İkitelli Ayazma Mahallesi, Mahmutbey yolu üzerinde Hazine Mahallesi, Küçükarmutlu, Boğazköy, Alibeyköy Çöp Mahallesi gibi. Ama özellikle Ayazma Mahallesi üzerinde daha fazla yoğunlaşmışlar. Bütün varoşların sorunlarını içeren, bu gerçekliği görsel olarak çok iyi anlatan bir yer olduğu için...MİHA fotoğrafçıları adına konuşmaya devam eden Coşkun'dan 'Varoşlar' projesinin devam ettiğini öğreniyoruz: " Bu sergi aslında bir ara soluk. Hâlâ çalışılması gereken konular var. Çünkü bu göçün bir getirisi, bir kent sorunu, bir sosyal sorun, buralardan baktığınız zaman daha içeriğini doldurabileceğimiz çok fazla nokta var". Coşkun, belgesel projelerini yeni konularla genişletmek istediklerini söylüyor: "Mesela göç olgusunu başlı başına buna eklemlediğiniz zaman tabii ki o da bir bütünlük sağlayacak. İşin işine girdikçe genişliyor, aslında belgesel projeler hiç bitmiyor". Gökşin Varan ise göç olgusunu Tarlabaşı'nda yaşayan Afrikalılar üzerinde işlediğini ve bunu bir ayağının da Avrupa'ya giderek orada yaşayan kaçak göçmenleri belgelemek olacağını söylüyor. Kısacası onlar bu işe baş koymuş ve kenarda kalmış insanlara, sosyal yaralara, yani 'dışlanmışların' yaşamlarına tanıklık etmeye devam edecekler gibi görünüyor.
www.evrensel.net