Gülemeyen fotoğraflar

Gülemeyen fotoğraflar

Mezopotamya'nın en köklü halklarından olan Süryaniler, bugün yarı sürgün kültürleriyle fotoğraflarda. Sergi, 15 Kasım'a kadar Diyarbakır Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde. Fotoğrafların ortak noktası gülümseyen yüzlerin olmaması.

Gülemeyen fotoğraflarAli Rıza KılınçOysa ne çok renk ile doluydu Anadolu. Kalanların kalırken, gidenlerin giderken yaşadıkları trajediler... Köylerden kentlerden yalnızca insan göç etmiyor. Gümüş işçiliğinin ustaları, şarabın ustaları, altın ustaları, taşın ustaları ve sanatkârları da..."Anadolu'nun Solan Rengi Süryaniler" konulu fotoğraf çalışmasına konu olan Süryaniler, kendi topraklarında her geçen gün azalıyor.Diyarbakır Devlet Güzel Sanatlar Galeri'sinde sergilenen fotoğraflar, 15 Kasım'a kadar görülebilecek. Diyarbakır Fotoğraf Grubu (DİFOG) tarafından düzenlenen sergiye ilgi oldukça büyük. Fotoğraflarda ağırlıklı olarak yakın palanda portre çalışmaları yer alıyor. Konu arkasında belirgin bir kompozisyon oluşturan mimari yapının konu görüntüsüyle bir arada verilmesine ağırlık verilen çalışmalar, kendiliğinden bir yoruma da açılıyor.Sergiyi izlerken görüşünü aldığımız Ahmet Sert, "Fotoğraflara dikkat ettim. Hiçbirinin yüzünde bir gülümseme yok. Bu bana sıkıştırılmış bir kültürü ifade ediyor. Özellikle yüzlerdeki yorgunluk bunu belirginleştiriyor. Mutlu bir tablo göremiyorum. Başka toplumların sıkıştırması altında insanlar yaşamamalı. İsanlar özgürce gelenek göreneklerini ifade etmeye çalışmalı diyorum. Ama yine de bunca baskıya zora rağmen yine de kendilerini ifade etmeye çalıştıkları da fark ediliyor bence" diyor. Hamit Kara da "Süryanileri merak ettim. Onların dinlerinin, dillerinin farklı olduğunu biliyorum. Şimdi onları fotoğraflarda gördüm. Giyimleri farklı. Ama fotoğraflardaki halleri bize çok yakın duruyor. Ortak yaşamları ifade ediyorlar. Fotoğraflar bunları hissettiriyor" diye konuşuyor.

Jandarma denetimindeMardin'in Midyat ilçesine Yemişli (Enhel), Anıtlı (Hah), Doğançay (Mızıza) ve Gülgöze, İdil'e bağlı Haberli (Bsörino) ve Öğündük (Mıdıhe), Nusaybin'e bağlı Gundukşukro ile Dara, Adıyaman'ın Gerger ilçesi ile Yeşilyurt (Venk) köylerinde çekimi yapılan çalışma; OHAL koşulları nedeniyle birçok sıkıntıyla da karşılaşmış. DİFOG Çalışma Grubu'ndan Hüseyin Elçi, "Her çalışmada bir jandarma başımızda. Tedirgin oluyorduk. Fotoğrafını çektiğimiz insanlar da tedirgin oluyordu. Beş yıl sürekli kontrol ve aramalarla geçti" diyor.DİFOG, Süryanileri fotoğraflarken, "Yok olan, yok edilmeye çalışılan kültürleri canlı tutma" kaygısını taşıyor. Elçi, DİFOG adına şunları dile getiriyor: "Yok olan sadece insan değil, boşalan köylerin binlerce yıllık mimarisi de yok oluyor. Bir avuç insanın ayak sürüyerek direndiği, kendi bölgelerinde kendi kültürleri ile yaşatmak isteyişlerine ortak olmalı. Her ulus, her dil, her kültür her ırk, her din, her mezhep ve her topluluğun varlığı; eşit koşullarda ve eşit haklara sahip olması gerekli. Bu renklerin solmaması için sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. O nedenle fotoğrafları çekerken kuru bir belgesel olarak düşünmedik. Onların yaşamları gelenek ve alışkanlıklarının sanatsal estetik bir fotoğraf diliyle yaratma kaygısını da taşıdık".

Aynı trajediDiyarbakır'da sergiye olan büyük ilgi DİFOG'u da yeni çalışmalara iteceğe benziyor. "Diyarbakır'daki ilgiyi başka yerde görmedik. Bu tam bir kültür sanat açlığıyla açıklamak doğru gelmiyor bana. Bunun birçok nedeni olabilir. Burdaki insan bu sergiye geliyorsa bu burdaki insanın hem kültürel sanatsal etkinliklere olan duyarlılıklarını hem de bölgedeki halka karşı süren uygulamalarla ilişkili. Kürtler son on beş yılda kendi trajedilerini yaşadılar. Haksızlıkların ne olduğunu bilen bu insanların doğal olarak sorumluluklarının da artmasında etkili oluyor" diyen Elçi, serginin geniş kültürleri kapsayan bir çalışmaya vesile olabileceğini söylüyor.
www.evrensel.net