TÜSİAD yeni rant kapısı istedi

TÜSİAD, yayınladığı raporla Türkiye'nin savunma tedariğine ilişkin yeni bir yasa çıkartarak, bu alanın da yerli ve yabancı şirketler için yeni bir rant kapısı haline gelmesinin yolunun açılmasını istedi.

TÜSİAD yeni rant kapısı istediTÜSİAD, yayınladığı raporla Türkiye'nin savunma tedariğine ilişkin yeni bir yasa çıkartarak, bu alanın da yerli ve yabancı şirketler için yeni bir rant kapısı haline gelmesinin yolunun açılmasını istedi. Bu talabi karşılamak üzere "Savunma Tedarik Kanunu" çıkartılması önerisinde bulunulan raporda bu kanunun Dünya Ticaret Örgütü'nün ve AB'nin 'önerileri' çerçevesinde hazırlanması gerektiği de ifade edildi.

Bütçenin yüzde 20'siBaşkanlığını TÜSİAD Üyesi Murad Dural'ın yaptığı Savunma Sanayi Çalışma Grubu'nun yürüttüğü çalışma, Dr. Birol A.Altan ve Hasan Gençtürk tarafından hazırlandı. Raporda, Türkiye'nin bütçesinin ortalama yüzde 12'sini savunma harcamalarına ayırdığı, bazı ek kaynakların da ilavesiyle bu oranın genel bütçenin yüzde 20'sine ulaştığı kaydedildi. Türkiye'nin sürekli olarak savunma teçhizatı ithal eden ülkeler arasında ön sıralarda olduğuna da değinilen raporda, KİT'lerin alımlarının uluslararası şirketlere açılması, yapılan ihalelerde şirketlere yerli yabancı ayrımı yapılmaması istendi. Raporda, 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'nun dışında bir Savunma Tedarik Kanunu yapılması istendi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Kızılhaç Pentagon'un yalanlarını çürüttüKabil'deki Kızılhaç ambarlarının ABD tarafından iki kez bombalanması ile ilgili, dünya medyasında pek çok haber çıktı. Richard Myers ve Donald Rumsfeld gibi Pentagon yetkilileriyle bu konuda defalarca röportaj yapılmasına ve Pentagon açıklamalarına geniş yer ayrılmasına rağmen olayın mağduru Kızılhaç yetkilileriyle neredeyse hiç görüşülmedi. Medyanın olayı yansıtışı genel olarak, "Kızılhaç vuruldu çünkü askeri kuruluşların hemen yanındaydı", hatta "Ambarlar Taliban'ın eline geçmişti" şeklinde oldu. Jared İsrail ise "diğer tarafı dinlemek" için Cenevre'deki Kızılhaç merkezinden iki yetkili ile görüştü. - Bombalanan ambarlar izole edilmiş bir bölgede mi bulunuyordu, yoksa orada başka birçok ambar da var mıydı?Christoph Luedi: Ambarlar, içinde binaların bulunduğu duvarlarla çevrili bir arazide bulunuyordu. Yani ayrı bir bölümdü. - Çevresinde duvar mı vardı?Christoph Luedi: Evet. Beş bina vardı; duvarlarla çevriliydi. En az iki binanın tepesinde Kızılhaç bayrağı bulunuyordu. Yan yana dizilmiş üç binanın yanında diğer ikisi bulunuyordu; hepsi birbirine çok yakındı. Bildiğimiz kadarıyla binalardan biri halen ayakta. Biri ilk bombardımanda, iki tanesi de ikinci bombardımanda yerle bir oldu, diğeri de çıkan yangında yok oldu.- 29 Ekim'de CNBC kanalında yayınlanan habere göre: "ABD savaş uçaklarının Kızılhaç gıda ambarlarını iki kez vurmasıyla ilgili ilginç bir gelişme oldu. İlk başta bunun kazara gerçekleştiği söylenmişti. Oysa bugün, üst düzey askeri yetkililer Kızılhaç ambarlarının, Taliban tarafından tüm gıdaları çalmak için ele geçirildiğinden, kasten vurulduğunu açıkladı." Bu açıklama doğru mu yoksa yanlış mı?Christoph Luedi: Bunun doğru olmadığını kesinlikle söyleyebilirim; zira, bombardımandan dört gün önce ambarlarda bulunan gıdaları sakat ailelerine dağıtmaya başlamıştık, salı günü başlayan dağıtım pazara kadar sürecekti. Amerikalılar bu durumdan özellikle haberdar edilmişti çünkü herhangi bir yanlış anlamaya imkan vermemek için, oluşan insan kalabalıklarının bizim dağıtımımız yüzünden meydana geldiğini bilmelerini istedik.- Bu kalabalığı gıdaları almaya gelen insanlar mı oluşturuyor? Christoph Luedi: Evet, ama ambarların çevresinde oluşmuyor. Gıdaları bir gün öncesinden kamyonlara yüklüyoruz. Sonra da dağıtım yapılacak farklı noktalara doğru yola çıkarıyoruz. Dağıtımın bir planını Amerikalılara vererek "Salı günü yapılacak dağıtım şu bölgede, Bölge 1'de; şunlar ve şunlar dağıtım noktaları; çarşamba günkü bölgeler bunlar; perşembe, cuma, cumartesi, pazar bunlar" dedik. Bilgiyi biz kendimiz verdik. Bu gıdayı kendi kanallarımız aracılığıyla kullanıyorduk. Yani ambarlar üzerinde yalnızca bizim kontrolümüz vardı. Ancak bir tek bina çevresinde, bizim kendi güvenliğimizin yanısıra koruma amacıyla, çok sınırlı sayıda Dışişleri Bakanlığı görevlileri bulunuyordu; çünkü ilk bombardımandan sonra yağmalanma ihtimalinden endişe ederek anlaşma yapmak zorunda kalmıştık. "Bir dağıtım yapmak istiyoruz, o yüzden bu malzemeyi elimizde tutmalıyız" dediğimizde Taliban, ambarların bize ait olduğunu kabul ederek dağıtıma karşı çıkmadı. Bu sırada Luedi bir başka yetkiliyi çağırıyor; John Wurt, Kızılhaç'ın lojistik uzmanlarından biri. Christoph Luedi: Wurt bölgeyi düzenli olarak ziyaret eden uzmanlarımızdan, daha ayrıntılı bilgi verebilir. Dediğim gibi binalar duvarla çevriliydi, bir kapıdan geçip giriyordunuz. Oldukça büyük bir alandı. Wurt de binaların uzak ve ayrı bir yerde olduğunu doğrulayacaktır. - O halde binaların çevresini saran duvarla, bölgedeki diğer yapılar arasında oldukça geniş bir boşluk vardı.John Wurt: Hatırladığım kadarıyla bölgede başka bir bina yoktu. Ambarların olduğu bölgeye doğru giden yola girdiğinizde yerleşim bölgesinden uzaklaşıyorsunuz ve hatırladığım kadarıyla çevrede başka hiçbir şey kalmıyor. Kapıdan içeri girdiğinizde ise açık bir araziyle karşılaşıyorsunuz. - Öyleyse bu binalar Kızılhaç'ın da bir kısım gıdayı içinde sakladığı ambarlar kompleksinden ziyade, tam anlamıyla Kızılhaç binalarıydı.John Wurt: Tabii tabii, tüm binalar bize aitti. Bir kısmına yiyecekleri, br kısmına gıda dışı maddeleri koyduğumuz beş kısım vardı. Bir de muntazaman kullanılmayan malzemeleri sakladığımız bir bölme vardı. Ancak binalarımızda başka hiç kimsenin malzemesini barındırmıyorduk. Yalnızca Kızılhaç kulanımına tahsis edilmişti. - Kızılhaç ayrımcılık karşıtı bir politika güdüyor, öyle değil mi? Yiyecekleri sadece ihtiyaç esasına göre, kimin adamlarına gittiğine bakmadan veriyorsunuz. Christoph Luedi: Evet, tabii ki. - ABD bunu hedef almış olabilir mi?Christoph Luedi: Bu olayın gerçekleşme nedenleri üzerinde tahmin yürütmeyeceğim çünkü bu konuda bir bilgim yok ve ayrıca bu benim işim değil. Bizim işimiz Afganistan'daki görevimize devam etmeye çalışmak. - Tamam ama ayrımcılık karşıtı bir politikanız var. Bu doğru mu?Christoph Luedi: Elbette, ama insani yardım kuruluşları böyle olmak zorunda; sadece Kızılhaç değil, diğerleri de. - Ama bu her zaman böyle olmuyor, değil mi?Christoph Luedi: Sanırım doğru ama diğerlerini yargılamak istemiyorum. Çatışma içindeki tüm gruplarla çalışıyoruz. Amerikalılarla irtibat halindeyiz, Taliban'la irtibat halindeyiz, Kuzey İttifakı ile, Pakistan'la da. Ne yaptığımızı, niye yaptığımızı tartışmak ve onlara uluslararası insan hakları hukukunun getirdiği yükümlülükleri hatırlatmak için. Tüm taraflarla bu ilişkiyi kurmak zorundayız.
www.evrensel.net