Çelişki izlenimleri

Çelişki izlenimleri

Yabancı bir şehirde ya da ülkede önce sizin yaşadığınız yerlere hiç benzemeyen yanlar çeker dikkatinizi. Sonra çelişkiler görürsünüz.

Çelişki izlenimleri Sennur SezerYabancı bir şehirde ya da ülkede önce sizin yaşadığınız yerlere hiç benzemeyen yanlar çeker dikkatinizi. Sonra çelişkiler görürsünüz.Almanya, hele kimi şehir ya da eyaletleri, ezberimde sanırdım. Hiç de öyle değilmiş. Şu günlerde Almanya'ya yabancı işçi gelişinin 45'inci, bizimkilerin gelişinin 40'ıncı yılı. Kimi kutlamalar, daha doğrusu irdelemeler yapılıyor. Kimisi "Alman yurtdaşı olun da Türk kalın" yorumu yapıyor. Kimisi "Almanca öğrenmeden kendinizi anlatamazsınız" aklını satıyor. Bu olağanüstü görüşler elbette Türk kökenli Alman aydınlardan. İşçi ve emekçi kesim, Türk kökenli, Kürt kökenli, Alman kökenli olsun, örgütenmenin önemi üzerinde duruyor. Benim katıldığım toplantılardan birinde kadınların sendikal yapıda yer almayışları da gündeme geldi. Ben bu geri duruşun yalnız Türkiyelilere mi özgü olduğunu sordum. "Almanlar da aynı" dedi Sabine. "Kadının görevleri" pek değişmiyor anlaşılan. Üstelik okul, yuva, kreş saatleri sanki kadın çalışmasın diye ayarlanmış. Elbet çocuğuyla ilgelenemeyenler de var. Delikanlılık eşiğinde bir erkek çocuk, ne Türkçe, ne Almanca kitap okuyamadığını, nerdeyse böbürlenerek söyledi. Vakti yokmuş. Birlikte bütün gün neler yaptığını saptadık. Günün yarısı okulda yarısı oyun salonlarında geçiyor. Bu kimi erkek çocukları için doğal bir durum. Kızlarsa hep kontrolde. İyi okusalar da özgür değiller. Göçle gelen kadınlar için hâlâ okuma-yazma-Almanca kursları var. Çoğu da genç kadınlar. "Neden" sorusu bu konuda sorulamaz elbet. Yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerini de biliyoruz. Göç edilen ülkelerin gerçeklerini de. Bir örnek vereyim. Almanya önce okuryazar kadın işçi istemiş. Bir süre sonra başvuran kadınlar arasındaki tüm okur-yazarların bittiğini bildirmişler. Yanıt, "okur-yazar olması şart değil, küçük elli olsunlar" olmuş. "Bize küçük elli Türk kadınları gönderin." Kimbilir bu montajcı kadınların öyküsünü kim yazacak? Almanca öğrenmemekle suçlanan işçilerin, hep bir arada çalışmayı, önce işçi evlerinde, sonra belirli sokaklarda bir arada yaşamasının planlanışı, gettolaşma ne zaman kimi aydınlarca kavranacak acaba?Doğrusu ben bir caddede 5 Türk süpermaketinin bulunuşunu pek de ekonomik görmedim. Kendi aralarında şirketleşseler, market zincirlerine gitseler daha akıllıca olacak. Aynı şey yeme-içme dükkânları, kafeler için de geçerli. Biliyorum, aralarında siyasal görüş ayrılıkları va. Ama paranın görüş ayrılığı olmaz. Bugün Almanya'daki durum hiç ekonomik değil. Akılcı da değil. "Ekonomik" sözünün bana anımsattığı tek şey var. Almanya'daki bir kahve. Üniversitenin karşısında. (Çalışanların çoğu öğrenciymiş.) Kapalı salonu, üstü camla kapalı avlusu yanında kaldırımların üstünde de masalar var. Kocaman şemsiyelerin yanına maden, devasa bir şeyler dikmişler. Tüp sobasıymış. "Yahu sokakta yanan soba, neyi, ne kadar ısıtır" diyecek oldum. Isıtırmış, hele şemsiye açılınca...Öff! O sobanın yanında durulmazmış. Neyse, Özyalçıner'i alıp bir gelmeli kışın. Bakalım nasıl oluyor. Bana kalırsa, anamın "Okmeydanı'nda buhur yakmak" diye anlattığı türden bir boşuna savurganlık. Benim gördüğüm, güldüğüm çelişkilerden biri bu. Diğeri bizimkilerle ilgili. Bedava dağıtılan reklam gazetelerinden birinde okudum. Star gazetesi muhabiri, Karlsruhe Başkonsolosluğu'muzda dayak yemiş. Korumalardan. Daha doğrusu, dayak yememiş, girmesini engellemek istemişler, direnince itmişler, başı kapıya çarpıp, bir miktar kanamış. Sayın konsolosumuz basına, "Umarım bu ona ders olmuştur. Her sefer bir olay çıkartıp, bizi küçük düşürüyordu. Girmesini bu yüzden yasaklamıştım" açıklamasını yapmış. O gün konsoloslukta eğitim ateşelerinin basın toplantısı mı ne varmış. Bu muhabir arkadaş çok soru soran, üstelik kurcalayıcı soru soranlardanmış... Eh işte."Burası Türkiye", "Burası Almanya" gibi tanımların açıklayamadığı durumlar vardır. İşte bu da onlardan. Neyse, Türkiye'yi, Adnan Özyalçıner'i Evrensel gazetesi çalışanlarını çok özledim. Siz bu satırları okurken ben orada olacağım ama yine de bilin istedim. Görüşürüz.
www.evrensel.net