Beş yıl sonra Susurluk skandalı

Beş yıl sonra Susurluk skandalı

Susurluk'ta, 3 Kasım 1996 yılında gerçekleşen trafik kazası, çete, siyaset ve mafya ilişkilerinin devletin iliklerine işlediğini gözler önüne sermişti.

Beş yıl sonra Susurluk skandalıBalıkesir'in Susurluk ilçesinde 3 Kasım 1996 günü bir kamyonun çarptığı Mercedes'te, polis şefi Hüseyin Kocadağ ve DYP Urfa Milletvekili Sedat Bucak'ın uzun süredir "aranan" Bahçelievler katliamı sanığı Abdullah Çatlı ile birlikte bulunması mafya-çete-siyaset-devlet ilişkilerinin vardığı boyutu göstermişti. Ardından JİTEM, Özel Tim ve diğer istihbarat örgütleri ile ilgili çok sayıda belge ve bilginin gündeme geldiği Susurluk süreci başladı. Gösterilerle protesto edilen çete ilişkileri ile ilgili olarak Susurluk Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştu.Başbakanlık, bakanlık, milletvekilliği yapmış ve devletin en üst makamlarında bulunmuş olan kişiler bu kapsamda ifadelerine başvurulmak üzere Meclis Araştırma Komisyonu'na çağrıldılar. Ancak JİTEM'in kurucusu olarak bilinen Jandarma eski Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman gibi, Meclis'e bilgi vermeye dahi gelmeyenler oldu. "Derin" ilişkiler içinde anılan Mehmet Ağar, Sedat Bucak, Tansu Çiller gibi isimler hala dokunulmazlıkları bulunan vekiller olarak Meclis'te. İbrahim Şahin ve Kortuk Eken'in de aralarında bulunduğu 14 sanıklı Susurluk ana davası olarak bilinen davada ise DGM'nin verdiği hapis cezaları Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından bozuldu. Ancak Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu bu bozma kararının hukuki gerekçelerine katılmadığını belirterek itiraz etti ve davanın zamanaşımına terk edilerek, sanıkların kurtarılması tehlikesine işaret etti.

Sağlar: Meclis aklayacakKonuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Üyesi Fikri Sağlar, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin Susurluk sanıkları ile ilgili hapis cezalarını bozmasını "Türkiye'nin bir hukuk devleti olmaktan çıkartılması için ellerinden geleni yapıyorlar. Ceza kararının bozulması Mehmet Ağar gibi insanların aklanması demek" sözleriyle değerlendirdi.Sağlar şöyle devam etti: "Türkiye'de insan haklarına musallat olan mafya ve çeteler ülkeyi yönetmekte kararlılar. Toplum çok duyarlı, ancak bu olayın artık takipçisi kalmadı. Toplumun yanında olan insanlar siyaset içinde yer aldırılmıyor. Bugünkü Parlamento, Susurluk çetesini aklamakta kararlı. Ancak halkımızın tüm bunları engelleyecek duyarlılığa ve güce sahip olduğuna inanıyorum."

Zamanaşımı tehlikesiTBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Mustafa Yılmaz ise, "Susurluk ve ona bağlı olaylara karışanlar işten soyutlanarak aklanmaya çalışılıyor" dedi. Verilen ceza kararını bozan 8. Ceza Dairesi'nin gerekçelerini inandırıcı bulmadığını belirten Mustafa Yılmaz, şöyle devam etti: "Bu karar tamamen işi uzatarak, sanıkların zamanaşımından yararlanılması sağlanmaya çalışılıyor. Devlet adına görev yapanlar kendi çıkarları için amaç dışı işler yapamaz. Kamu görevlileri görevleri ile ilgili suç işlediklerinde daha ağır cezalara çarptırılır. Ancak gelinen noktada Susurluk'a adı karışanlar tamamen aklanacak gibi gözüküyor. Sonuç olarak devlet töhmet altında kalacak."
www.evrensel.net