Küresel eylem günü

Küresel eylem günü

9 Kasım'da Katar'da toplanacak olan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) aynı gün bütün dünyada yapılacak eylemlerle protesto edilecek.

Küresel eylem günüDünya 9 Kasım günü yine büyük eylemlere sahne olacak. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'nün Katar'da yapacağı toplantı işçi sendikalarından antiküresel platformlara kadar herkesin hedefi haline geldi. Büyük bir eylem dalgasını bekleyen DTÖ yetkilileri bunu engellemek amacıyla toplantı yeri olarak Katar'ı seçmişti. Katar'a girişlerde bir ay süreyle vize DTÖ'nün onayıyla olacak. Küreselleşme karşıtlarının bir araya gelmesinin olabildiğince engellenmesi için toplantı yeri olarak Katar tespit edildi. Ama bu Dünya Ticaret Örgütü politikalarının proteso edilmesine engel değil. Şimdiden birçok koalisyon eylem çağrıları yapmaya başladı bile. Üstelik eylemler sadece Katar'da değil, birçok ülkede, özellikle de Avrupa'da olacak. En son Seattle'da DTÖ büyük bir protestoya mağdur kalmış ve toplantıların büyük çoğunluğu eylemler nedeniyle sonuca bağlananmamıştı.

ICFTU'dan çağrıProtestolara özellikle işçi konfederasyonları ilgi gösteriyor. Hür Dünya İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ICFTU) bir çağrı yayınlayarak sendikaları 9 Kasım'da yapılacak eyleme davet etti. ICFTU'nun çağrısında şöyle denildi:"ICFTU Yürütme Kurulu Temmuz 2001'de yapmış olduğu 21. (özel) toplantısında, DTÖ'nün aynı tarihlerde Katar'da düzenleyeceği Bakanlar Konferansı'yla bağlantılı olarak 9 Kasım gününü, Dünya Sendikalar Eylem Günü olarak belirlenmesi kararını oybirliği ile almış bulunmaktadır. Eylem günü, uluslararası sendikal hareketin yıkıcı küreselleşmeyi durdurma konusunda ne kadar kararlı olduğunu gösterecektir. Bizler, dayanışma ve adalete endeksli, değerleri, dünya işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını yok etmeyi hedeflemeyen bir küreselleşmeyi destekliyoruz. Eylem günümüzün ana teması 'halklar için çalışan bir küreselleşme' olacaktır. Sizleri, bu eylem gününe katılmaya çağırıyor ve bu eylemi bir işyeri eylemleri ile desteklemenizi istiyoruz."Öte yandan DTÖ toplantısının hazırlıkları da sürüyor. Avrupa Birliği (AB) üyeleri, Yeni Katar Raundu'nda 15 AB üyesi devleti temsil etmek üzere Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy'i tam yetkiyle donandırdı. Lamy ise, AB devletlerinin oybirliği kendisini görevlendirmesinden büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, "Doha'da çok zorlu bir toplantılar dizisi yaşanacak. Özellikle tarım, çevre, tekstil, emek, rekabet ve yatırımlar konusunda bir dizi karşıt fikrin çarpışacağı ortada, fakat yine de tüm DTÖ üyesi devletlerin yeni raundun başlatılması konusunda hemfikir olması son derece umut verici bir gelişme" diyor. 24 Ekim günü Strasbourg'da yapılan toplantıda Avrupa Parlamentosu da, Doha'da yapılacak DTÖ 4. Bakanlar Konferansı için P. Lamy tarafından belirlenmiş önceliklerin büyük bir çoğunluğuna tam destek verdiklerini açıkladı.

Tahkimde düzenlemeHizmetler sektörünün hedefe konulduğu DTÖ toplantısı için hazırlanan 4. Bakanlar Konferansı taslak deklarasyonuna göre, ulusötesi şirketlere hükümetleri dava etmenin yolu açılıyor. Başka bir deyişle MAI anlaşmasındaki uluslararası tahkim işleyişinin yeni adı yatırımlar ve ticarette "prosedürel adalet", "şeffaflık" ve "ayrımcılık yapılmaması" olarak değiştirilmiş. Rekabet anlaşmasına konmaya çalışılan prosedürel adaletin anlamı, ulusötesi şirketlere, hükümetleri ulusal mahkemelerde dava etme ya da her bir ülkenin kendi iç işleyişinde artık önemli işlevi olan rekabet kurullarının çizdiği yoldan yürümeye zorlamak şeklinde açıklanıyor.Bu maddenin rekabet anlaşmasına konması konusunda en fazla direnen ekonomik blokların başında da Avrupa Birliği geliyor.

Tuzak önerilerNitekim Katar gündemindeki iki tartışmalı madde yatırımlar ve rekabet konularında AB'den tehlikeli bir öneri geldi. Ekseriyetli bir anlaşma imzalanması. Yani bu anlaşmaları isteyen ülkeler imzalarken, istemeyenler dışında kalabilecek. Bu önerinin, özellikle gelişmekte olan ülkeler için tam anlamıyla bir tuzak olduğunu belirten eleştirmenler, bu yeni planın iki aşamalı olduğunu; birinci aşamanın iki yıl sürmesinin planlandığını ve bu süreçte tüm DTÖ üyesi devletlerin müzakerelere katılacağını, ikinci aşamaya geçildiğinde ise ülkelere hazırlıkları tamamlanan anlaşmanın içine dahil olup, olmama kararlarına göre seçim hakkı tanınacağı fakat bu esnek görünüşün ardında bugün bu anlaşmalara karşı çıkan az gelişmiş ülkelere karşı ciddi tehdit mekanizmalarının işletileceği ve bu süreçte IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluşları üzerinden baskı kurulacağını belirtiyorlar.
www.evrensel.net