Ödüllü köy harabe oldu

Ödüllü köy harabe oldu

1948 yılında çiftçiliğe başlayan Halil Erol, yıllarını toprağa vermiş. Önce karasabanla başladığı çiftçilikte "ödül" alacak kadar ilerlemiş, modernleşmiş. Ama köy, artık yine eski harebe halinde.

Ödüllü köy harabe olduEyüp SeyrekKünyede adı "Şibib" diye yazılı. Yeni adı "Kancalı" olan Şibib, "ödüllü köy" diye biliniyor, Fevzi Erol ise "ödüllü köyün, ödüllü çiftçisi"! 1948 yılında yeni doğmuş çocuğunu kundağı ile kucağına alarak çiftçiliğe başlayan Halil Erol, yıllarını toprağa vermiş. Önce karasabanla başladığı çiftçilikte "ödül" alacak kadar ilerlemiş, modernleşmiş. Ama köy, artık yine eski harebe halinde.Diyarbakır'dan 1951 yılında satın aldığı Alman malı traktörü ile çiftçiliğe yönelen Halil Erol, 1982 yılında vefat ettiğinde ise işlerini oğlu Fevzi Erol üstlenmiş.Kardeşleri ile birlikte babasının topraklarında çiftçiliği sürdüren Fevzi Erol, "ödüllü köy" unvanını şöyle anlatıyor: "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde TRT GAP Radyosu ve Tarım Müdürlüğü tarafından bir yarışma açıldı. Yüzlerce çiftçi katıldı. Ben kazandım ve artık bana 'ödüllü köyün ödüllü çiftçisi' diyorlar".

50 yıllık traktörHâlâ babasının 1951 yılında aldığı traktörü kullanan Fevzi Erol, bugün traktör üreten firmaların satış olmamasından, köylülerin de traktör alamamaktan şikâyetçi olduğunu söylüyor. Ziraat Bankası'nın yüzde 180'leri bulan yüksek bir faizi alıcının üzerine yıktığını anlatan Erol, "Bunu almak mümkün degil. Bölgemizde halen kuru ziraatçılık yapılıyor. Yağış olmayan yıl, ekin de olmuyor. Türk çiftçisi bu yükün altında kalırken bir de haciz kapısına gelince, malı haraç mezat satılıyor. Hal böyle olunca, ne traktör satılır, ne de araç gereç yenilenir. Biz de 1951 model traktörümüzü kullanmaya devam ederiz" diyor.

Kara yazgı1992 yılında Besiciliği Yayma Projesi adı altında teşvikli hayvan besiciliğinin gündeme geldiğini söyleyen Erol, bu proje kapsamında bin hayvan kapasiteli ağıl yapmış. Ama bugün o ağıl bomboş. "Neden?" diye sorduğumuzda; "Ağıl yapımına kredi verenler, iş hayvan alımına geldiğinde kredi vermediler" diyor.Çözüm olarak devletin çiftçisine sahip çıkmasını isteyen Erol, şöyle devam ediyor: "Ama görülen o ki; hortumculara, soygunculara yetmeyen paralardan ötürü, bizler de böyle sınıfta kalıp yaşamımızı sürdürüp gideceğiz. Şimdi çiftçinin kaderi AB'ye bağlandı. O da kara bir yazgı olduğuna göre, çiftçin yazgısı kara çarşaflı gelinin kara öyküsüne dönmüş".
www.evrensel.net