Gençlik mitingi yasaklandı

Gençlik mitingi yasaklandı

Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda 4 Kasım Pazar günü düzenlenmek üzere başvurusu yapılan gençlik mitingi, İstanbul Valiliği tarafından "güvenliğin sağlanamayacağı" gerekçesiyle yasaklandı.

Gençlik mitingi yasaklandıİstanbul Emek Gençliği, HADEP Gençlik Kolları, Özgür Gençlik ve Sosyalist Eylem Gençliği'nin Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda 4 Kasım Pazar günü düzenleyeceği miting, İstanbul Valiliği tarafından "güvenliğin sağlanamayacağı" gerekçesiyle yasaklandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'nün Miting Tertip Komitesi Başkanı Salim Çakar'a verdiği yasaklama bildiriminde, "Gençlik Mitingi adı altında düzenlemek istediğiniz açık hava toplantısı, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunun 11/C Maddesi, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 17. Maddesi ve aynı Kanunun uygulanmasına dair yönetmelik hükümlerinin 23/B maddesine göre genel güvenlik sebebiyle İl Makamı'nın 02.11.2001 günü ve 12016 sayılı olurları yasaklanmıştır" denildi.

Emek Gençliği'nden kınamaYasaklama üzerine bir açıklama yapan İstanbul Emek Gençliği valiliğin mitingi yasaklama kararının tamamen siyasi bir tavır olduğunu belirtti.Açıklamada, "Ülkeyi IMF-DB programlarıyla batırıp işçi ve emekçilere hayatı zehir eden zihniyet, insaları açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkum etmiştir. IMF programını ve krizin yarattığı tahribat en çok da biz gençleri etkilemiştir. Binlercemiz krizle beraber işten atılmış bir işe sahip olanlar ise her gün işsizlik korkusuyla ve tehtidiyle sefalet üçcretine mahkum edilmiştir. Gençliğin gelecek talebine dahi tahammül edemeyip mitingimizi yasaklayan İstanbul Valilği yasakçı bir tutum sergilemiştir. Biz Emek Gençliği olarak valiliğin yasakçı tutumunu kınıyor, iş, ekmek, özgürlük ve gelecek mücadelemizi daha oda yükselterek sürdüreceğimizi, bu yasağa karşı sessiz kalmayacağımızı belirtiyoruz" denildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Yakacak kına kalmadıBeklenen oldu! 11 Eylül saldırısının üzerinden, medyanın "ABD'nin teröre karşı verdiği savaşı destekliyoruz, ancak Türk askerinin bölgede savaşa sürülmesini onaylamıyoruz" yönünde yaptığı yayınlar, bir süre sonra yerini "Terörün kazınması için her türden desteğe hazırız"a dönüşmüştü. Ve yaklaşık 3 hafta kadar önce, ABD'nin ilk defa Afganistan'da Türk askerinin de yer almasını istediği şeklinde açıklamalar gündeme geldiğinde, medyanın anlı şanlı yazarları hemen konuya tav olmuşlar, yazdıkları yazılarla halkı etkilemek için ellerinden geleni yapmışlardı. Ve artık, ABD resmen Türkiye'den asker istedi ve hükümet de yaptığı son "güvenlik zirvesi"nde bu isteği kabul etti. Bu zirvede Türkiye'nin "hedef ülke" haline geldiği yönünde ABD uyarısı da gündeme getirilmişti. İlk akla gelen soru ise, bunun kimin "güvenliğinin zirvesi" olduğu idi. Öyle ya eğer Türkiye'nin güvenliği söz konusuysa, hükümet niye ABD çıkarlarının görüşüldüğü bir toplantı gerçekleştiriyordu? Kimse "terör edebiyatı"na sarılmasın. Çünkü Türkiye'nin ABD'ye asker göndermesinin, hangi "terör ortamı"nı ortadan kaldıracağı sorusuna cevap vermek oldukça zor olacak.

"Aslan Mehmetçik!"Ancak dünkü gazetelere bakıldığında, durumun bu yönüne neredeyse hiç değinilmiyor. Bir "aslan Mehmetçik" nakaratıdır tutturmuş gidiyor, medya. İlk etapta, "Türkiye'nin gururu bordo bereliler"den oluşan 90 kişilik bir özel ekip, Afganistan'a gönderilecek. Peki iş bu kadarla bitecek mi? Bunu zaman gösterecek, ama sermaye medyası bu kadarla yetineceğe benzemiyor. Onun gönlünde yatan, daha etkin ve etkili bir destek. Yani daha fazla asker... Hürriyet, dünkü manşetini ve sürmanşetini bu asker konusuna ayırmış. Manşette "Mehmetçik'e cephe görevi" deniyor ve vurgulanıyor; "Birlik gerekirse sıcak çatışmaya da girecek." Peki şu soru neden sorulmuyor: "Mehmetçik bu görevi kimden alıyor?" Oysa cevap oldukça basit: ABD'den. Ve Hürriyet bununla övünüyor! Sürmanşet ise Ecevit'in "Mecbur kalınca savaştan kaçılmaz" sözü. Niye mecbur kalıyor Türkiye? Ne işi var Afganistan'da? Hangi ulusal güvenlik durumu söz konusu? Bir de "müjdeli" bir haber var: "Asker gidiyor, dolar düşüyor" diye. Ahlaksızlığın bu kadarına da pes doğrusu!

Görev sorumluluğu Milliyet ise tanıdık bir manşet atmış: "Görevimiz Tehlike". Hani o bilinen dizinin, o bilinen repliği geliyor akla; "Senin görevin Jim, eğer kabul edersen..." Ama kimse burada Türkiye'ye "Eğer kabul edersen" diye, nezaketen de olsa sormuyor. Büyük haydut görev biçiyor, uşakları da uygulamak için ellerinden geleni, artlarına koymuyorlar. Milliyet, başka bir ülkeyi işgal eden birlikler içerisinde Türk askerinin anahtar rolünü oynayacağını gururla duyuruyor. Bir de ABD'nin gerekçelerini sıralıyor, "Sen aslansın, kaplansın" diye sırtı sıvazlanarak, cepheye sürülen Türkiye'nin insanlarını etkilemek için kurulan süslü cümleleri veriyor. Sabah da, Hürriyet ve Milliyet gibi görev vurgusunu öne çıkarmış; "Zor Görev" başlığıyla. Afganistan'a gidecek 87 kişilik özel ekibin (diğer gazetelerde bu sayı 90), asli görevinin eğitim vermek olduğunu, ancak "istenmedik" olaylarla karşılaşabileceklerini vurgulamış. Bir de bu gidişin hedefini "insani yardım" olarak gerekçelendirmiş. Herhalde bundan kasıt, bombalarla birlikte gıda paketlerini Afganistan'a atan ABD'nin yaptığı gibi bir yardım değildir. Kısacası uzun süredir, medyanın beklediği olay gerçekleşti ve Türkiye, Afganistan'a asker göndererek, "teröre karşı verilen savaş"ta yerini almış oldu. Bu desteğin yeterli olmayacağı kesin. O yüzden, şimdiden medyayı yeni "görev"ler bekliyor.
www.evrensel.net