Derviş'in balonu söndü

Geldiği günlerde "Büyük kurtarıcı" ilan edilerek Türkiye ekonomisinin dümeni teslim edilen Derviş'in balonu kısa sürede söndü.

Derviş'in balonu söndüSultan ÖzerIMF ve Dünya Bankası tarafından gönderilen, hükümetin de "büyük kurtarıcı" ilan ederek, Türkiye ekonomisinin dümenini teslim ettiği Devlet Bakanı Kemal Derviş'in balonu kısa sürede söndü. İlk geldiği günlerde, medyanın da "yakın" ilgisiyle her gün basın toplantıları yapan, televizyonlarda boy gösteren, kriz karşısında pembe tablolar çizen Derviş, bugünlerde gazetecilerin karşısına çıkmamaya çalışıyor.Geldiğinden beri krizin kısa sürede aşılacağı, baharda düze çıkılacağı söylemini diline pelesenk eden Derviş, bunlar olmayınca bu kez yılın ikinci yarısından sonra büyümeye geçileceği, eylülde büyümenin olacağı yalanlarını sıraladı. Sık sık vaadini bir ileriki aya erteleyen, kasım, aralık ayları için vaatlerde bulunan Derviş, bu arada IMF ve DB'ye hizmette kusur etmedi. Peşi peşine çıkarılan ve "Derviş Yasaları" olarak adlandırılan yasalarla ülkede ne varsa yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi için cahhıraş çalışan Derviş, sık sık uğradığı ABD'de talimatlarını alıp, Türkiye'de uygulamaya soktu. "IMF'den kredi gelecek, IMF şu kadar krediyi serbest bırakacak, bize güveniyor" diyerek, IMF'nin verdiği krediyi sanki Türkiye'ye bağışmış gibi göstermeyi de ihmal etmeyen Derviş, son olarak 2002 bütçesini de ABD'de IMF yetkilileriyle hazırladı. İşçinin, emekçinin, esnafın, köylünün talepleri karşısında hemen "Kaynak yok, mümkün değil" yanıtını veren Derviş, 98.1 katrilyonluk bütçenin 42.8 katrilyonunu faize ayırmakta sakınca görmediği gibi, rahatça da kaynak buldu. Ancak, başlangıçta büyük "umut"larla getirilen, halka "umut" pompalayan Derviş'in bugüne kadar söyledikleri gerçekleşmediği gibi büyüyeceğini söylediği Türkiye küçülmeye, üretim eksilere inmeye, işyerleri birer birer kapanmaya, işsizler ordusu büyümeye devam etti.Derviş geçtiğimiz hafta ise "Bu hafta iyi şeyler olacak" yalanına sarıldı. Bugüne kadar söylediği hiçbir şeyin gerçekleşmemesi nedeniyle inanılırlığını iyice yitiren, gazetecilerin soruları karşısında ne cevap vereceğini de bilemeyen Derviş, çözümü basın toplantıları yapmamakta ya da yazılı yapmakta buldu. Son dönemde ise toplantılar yerine, CNN Türk ve NTV'de canlı yayınlara çıkmayı tercih eden Derviş, kendisine sorulacak soruları da kendisi belirleme şartını getirdi. Böylece karşısında kendisini sıkıştıracak, yalanını açığa çıkartacak soru olmayınca Derviş, yine istediği gibi propagandaya, IMF'nin kredisiyle Türkiye'nin düze çıkacağı yalanını söylemeyi sürdürdü.Derviş son TOBB toplantısında da bunu yaptı. Saatler süren toplantının ardından dışarıda bekleyen gazeteci ordusunun sorularını yanıtsız bırakan Derviş, soluğu televizyon kanallarında alarak "pembe tablolar" çizmeye devam etti. Programın başlayacağı saatten erken giden Derviş'in, önce soruları görmek istemesi ve "Bu soruyu cevaplamam" demesi, karşısındakilerin de o soruları çıkarması bilinen bir gerçek.

Asli görevini ihmal etmiyorDerviş, ya borsayı etkilemek için, ya da iktidar ortakları arasındaki çıkar çatışmaları nedeniyle hazırlanması uzun süren, bu nedenle de IMF'nin azarlarına maruz kaldığı yasalar için konuştu. Tıpkı Devlet İhale Yasası'nda olduğu gibi. Önce, 15 Ekim'de çıkması gerekirken henüz Bakanlar Kurulu'na gönderilmediği için ilgili bakanlara kızdığı İhale Yasası için konuştu. Ardından sözlerinin etkili olup, tasarının hızla hazırlandığını gören Derviş bu kez, tasarının ileri bir adım olduğunu, kamu bankalarını düzenleyen yasalar kadar önemli olduğunu söylemeye başladı. Zaman yitirilmeden, bir an önce çıkarılmasını istediği yasa için MHP'nin gönlünü almayı da ihmal etmeyen Derviş, "AB bizden ne istiyorsa aynısını istemeliyiz, Türk firmaları da Avrupa'ya girebilmeli. Bunu Avrupa'dan istemek hakkımız" diyerek, İhale Yasası'nda yerli firmalarını koruyucu maddelerin konmasını savunuyormuş gibi göründü. Ancak hemen ardından, "Bu madde şu anda yürürlüğe giremeyecekse, Avrupa bu hakkı tanıyıncaya kadar yürürlüğe giremeyecek öyle olsun biz de o kozumuzu elimizde tutalım" sözleriyle gerçek niyetini ele veriyor.

Kamu personeliDerviş, şimdi de kamu personelinde tenkisatı haklı göstermeye çalışıyor. Çıktığı TV kanallarında, panellerde sürekli kamuda personel fazlası olduğunu, işe gitmeden maaş alan bankamatik memurlarının bulunduğunu yaymaya çalışan Derviş'in asıl amacı, yapacakları personel azaltmada doğabilecek tepkileri yumuşatmak. Kamu personelinin çok fazla aldığını, personel giderlerinin bütçenin yüzde 40'ını aldığı yalanını söyleyen Derviş, hemen ardından "Derviş Yasasları"yla getirdiği üst kurulların maaşlarının yüksek olmasını da savunarak, bunların standartlarının üzerinde maaş almalarının normal olduğunu, bu maaşı onlardan esirgememek gerektiğini söylüyor. Ancak, Derviş bütün bunları tek yanlı yayınlarda, karşısında yalanlarını ortaya çıkartacak soruların sorulmadığı panel, toplantı gibi yerlerde söylüyor. Çünkü Derviş de biliyor ki, geldiği dönemdeki balonu çoktan söndü, başlangıçta parti kurmasını bile isteyen halkta artık kendisine inanan kalmadı.
www.evrensel.net