Ankara yürüyüşü ilk adım

En güzel yürüyüş de olsa Ankara'da noktalanıp kalırsa, bir işe yaramaz. Türkiye çapında çok iyi bir programla bunun devamını getirmek gerekiyor.

Ankara yürüyüşü ilk adımŞahin Bayar - Şengül KaradağDİSK ve KESK'in işsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa ve savaşa karşı düzünlediği Ankara yürüyüşü, 5 Kasım Pazartesi günü başlıyor. Yürüyüşün organizasyonu için oluşturulan dört kişilik merkezi komitede yer alan DİSK Genel Sekreteri Murat Tokmak, amaçları, hedefleri ve 9 Kasım'da Ankara'da yapılacak mitingin ardından neler yapılması gerektiğini ilişkin sorularımızı yanıtladı. Tokmak, emekçileri, "Burası Türkiye, burada her şey olur" anlayışından kurtularak, örgütlü ve kitlesel şekilde mücadele etmeye çağırdı. Ankara yürüyüşünüzün amaçları ve talepleriniz nelerdir?Yürüyüşün amaçlarını ortaya koyarken Türkiye'de yaşanan ortama bakmak gerekiyor. Hepimiz krizden etkileniyoruz. İşten atma oluyor, kriz var... Sözleşmeler budanıyor; kriz var... Bakkala gidiyorsunuz; kriz var... Türkiye'de yaşamdan bir avuç kesim dışında kimse memnun değil. Ama bireysel tepkiler görüyoruz. Yazarkasa atma, Başbakanlık'ın önüne TIR çekme gibi eylemler yaşanıyor. Bir umutsuzluk var. Herkes 'Ne olacak? Nasıl olacak? Birilerinin bir şey yapması lazım' diyor. Bu noktadan hareketle bir umut olmaya çalışıyoruz. İnsanlar 'Burası Türkiye, burada her şey olur dememeli.' Bu ülkenin işçileri, emekçileri, köylüleri bu duruma seyirci kalamazlar. Ankara yürüyüşü buradan çıktı. Toplumdaki umutsuzluğu dağıtacak, toplumun gözlerini Ankara'ya çevirecek bir işlev görmek istiyoruz.Daha önce de Ankara'ya yürüyüşler oldu. Ama her seferinde sonuç alınamadan geri dönüldü. Neden yine Ankara yürüyüşü?Bu toplumsal bir mücadeledir. Bir adım daha ileriye gidelim, bu bir sınıf mücadelesidir. Her gün verdiğimiz mücadelenin bire bir eldesi yoktur. Bir birikime ihtiyaç vardır. Birikimin nitel bir sıçramaya ihtiyacı vardır. Yani bugün Ankara'ya yürürsünüz, yarın İstanbul'da miting yaparsınız. Daha sonra Türkiye'nin her yerinde eylem yapmaya başlarsınız ve buradan sonuca gidersiniz.Somut, elle tutulur bir sonuç almamakla birlikte 1998'de yaptığımız yürüyüş dahil, Ankara'da kamu emekçilerinin eylemleri ve esnafların yaptığı ama güvenlik kuvvetlerinin zor kullandığı yürüyüşler toplumda bir birikim sağlıyor. Bu nedenle yararsız görülmemelidir. Ama sıradan bir emekçi sorabilir; Bugüne kadar taleplerimizin hangisi gerçekleşti? Bunu izah etmek lazım. Yani parayı verip ekmek almıyoruz. Uzun bir mücadeledir bu. Peki bu kez de eli boş dönmek istemeyen işçileri, sizin deyiminizle umutsuzluğunu dağıtmak için ne yapacaksınız? Bu ülkenin bir hükümeti vardır ve bu hükümet Ankara'dadır. Bizim, sosyal güvenlikten tutun, asgari ücretin yükseltilmesine kadar bütün taleplerimiz hükümetin gerçekleştirebileceği taleplerdir. Onun için gözleri Ankara'ya çevirmek lazım. Israrlı tutumumuzu Ankara'ya taşımamız gerekiyor. Hükümetin artık bir şeyler yapması gerektiğini düşünmesi gerekiyor. Oradan sonuç alma noktasına gelince; bu yürüyüş en güzel yürüyüş de olsa Ankara'da noktalanıp kalırsa, bir işe yaramaz. Bunun devamını getirmek gerekiyor. Türkiye çapında çok iyi bir programla bunu yerel platformlara taşımak gerekiyor. Daha açık konuşayım; işçilerin ve tüm emekçilerin katılacakları toplantılar düzenlemek gerekir. Bu, benim kişisel düşüncem, ama DİSK'in gündeminde de var. 9 Kasım'da Ankara'da yapılacak mitingin ardından bir genel eylem yapılacağı belirtiliyor. Yetmezse bir genel grev yapılacağından söz ediliyor. Genel grev kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çok açık söyleyeyim; Türkiye'de genel grevin, sonuç alınması bakımından, yerli yerinde ve zamanında kullanıldığı kanaatinde değilim. Genel grev yaptığınız zaman, hayatı durdurmanız gerekiyor. Son zamanlarda böyle bir eylem olmamıştır. Genel grev için koşullar uygun mudur? Grev uygulayıcıları hazır mıdır? Ya da hazır hale getirilmişler midir? Bütün bu faktörleri hesaba katmak lazım. Biz ne yapıyoruz? Toplanıyoruz, genel grev kararı alıyoruz. Ama sonuca bakıyoruz; tarafların birisi var, diğeri yok. Biri tam katılıyor, diğeri yarım. Böyle olmaz. Dolayısıyla yapılacak bir genel grev, eğer böyle yapılacaksa bence teşebbüs bile edilmemelidir. Diğer yandan emekçilerin ezildiği, sofralarındaki ekmeklerin her geçen gün küçüldüğü, işlerini kaybetme tehlikesinin giderek arttığı yönündeki şartların genel greve uygun olduğunu düşünüyorum. Ama örgütlülük açısından hazır olunduğunu düşünmüyorum. Genel grev kamu kesimi ve özel sektör açısından da değerlendirilmelidir. Biz örneğin özel kesimde örgütlüyüz. Bir genel grevde bütün gücümüzü kullanabiliriz dersek, yanıltıcı oluruz. Yani kriz döneminde işyerlerinde çıkışların yoğun olduğu bir dönemde işçiyi genel greve götürmeniz çok iyi hesap etmeniz gereken bir noktadır. Ama kamu kesimi açısından böyle bakamayız; onlar yapabilir. Yürüyüş sonunda hükümetle görüşmeyeceğinizi açıkladınız. Neden?Geçmişte belli dosyalar hazırlıyorduk. Mesela; '98 Ankara yürüşünde taleplerimizi içeren dosyalar hazırlamıştık. Bunları Başbakan'a, bakanlara, siyasi parti genel başkanlarına sunmuştuk. Doğrudan 'Haklısınız, talepleriniz haklı taleplerdir' denilmesine rağmen bugüne kadar hiçbiri yerine getirilmedi. Bu yürüyüşümüz o günkü taleplerimizi de içeriyor ayrıca, mevcut duruma yönelik tepkilerimiz var. Ancak bu sefer tepkimizi, bu şekilde göstermek istiyoruz. Bu sefer de biz onlarla görüşmek istemiyoruz. Yürüyüş ve miting sonrası için hazırlığınız var mı? Mücadelenin devamlılığı için ne düşünüyorsunuz? Hele bir yürüyelim de sonra düşünürüz, demedik. Bunu kendi düşüncemle size somutlamaya çalıştım. Ama henüz karar haline gelmediği için açıklayamam. Yönetim kurulumuzun bunu tartıştığını söylebilirim. Biz pratik bir örgütüz, Başkanlar Kurulu'nu anında toplayıp, karar alabiliriz. Mücadelenin yükseltilmesi gerektiğine inanıyorum. Eğer bu ülkenin üretenleri olarak taleplerimiz yönetenler tarafından ciddiye alınmıyorsa, buna örgütlü ve kitlesel tepki göstermek gerekiyor. Bizim yapmaya çalıştığımız budur. Çalışan tüm insanlara önerim şu; işlerin devasılığı bizi yıldırmamalı, üstüne üstüne gitmeliyiz.
www.evrensel.net