Çobanın öyküsü...

Sığırların bakımından, sağımına kadar her şeyinden sorumludur çobanlar. Bir de merhametsiz ağanın eline düşmüşse çoban, hem ağanın hizmetine koşulur, hem de dayağına. Angarya, dayak, küfür, hakaret... Hepsine maruz kalır Ramo, öteki çobanlar gibi.

Çobanın öyküsü...Sinan AramanMısırı hastalığa yakalanan, pamuğuna düşük fiyat biçilen üretici kara kara düşünüyor Ceyhan'da. Üreticilerle sohbet sırasında, ilerideki ahırda ineklere bağırıp çağıran, sığırlarla cebelleşen Ramo, dikkat çekiyor.Ceyhan köylerinde toprağın büyük bir bölümüne büyük toprak sahipleri hakimdir. Asıl ağalar bunlardır. Küçük ve orta düzeyde toprak sahipleri ise, giderek eziliyorlar. Bir de topraksız köylüler var ki; Çukurova'da, bunlar Ramo gibi marabadır. Ya mahsül zamanı tarlada ırgatlık; ya da ağaların yanında karın tokluğuna çobanlık yaparlar.Kırşehir Kaman ilçesinde doğar çoban Ramo. Anne ve babasını kan davasına kaybettiğinde 9-10 yaşlarındadır. Üç de bacısı vardır. Akrabaları yanına alır bacılarını. Ramo'ya kimse sahip çıkmayınca Çukurova'ya gelir ve ağaların yanına yerleşir. Böyle başlar Ramo'nun çobanlığı. Ramo'nun geldiği yıllarda toprak sahipleri 'ağa'dır hâlâ. Bugün de toprakların çoğuna modern ağalar hakimdir Çukurova'da. "Yıkılan" ağalık düzeni kapitalistleşen ağaların saltanatına bırakmıştır kendini. Yine ağa diye anılır toprak sahipleri. Bu yüzden Ramo da "Ağaların yanında büyüdüm" diyor.

'Çok çektim ağalardan'"Ramo", "Ramço", "Rambo" diye bilinir Ramazan Gümüş. Bir sürü köyde, bir sürü ağanın yanında çobanlık yapar. Ağa diye bilinen çiftlik sahiplerinin sığırlarına bakarak büyür. Sığırların bakımından, sağımına kadar her şeyiyle sorumludur çobanlar. Bir de merhametsiz bir ağanın eline düşmüsse çoban, hem ağanın hizmetine koşulur hem de dayağına. Angarya, dayak, küfür, hakaret... Hepsine maruz kalır Ramo, öteki çobanlar gibi... "Çok çektim ben bu ağalardan" diyerek derdini anlatmakta zorlanan Ramo, "gün yüzü görmediği için kaderine küskün olduğunu" söylüyor. Hayatı köyde sığırlara bakmaktan ibaret Ramo'nun gördüğü tek farklılık 1992 yılında Yozgat'ta yaptığı askerliği olur.

Ağaların eziyetiEn çok eziyeti Büyükelmagölü'nde çektiğini söylüyor Ramo. Bu köyde, sığırın mahsülün içine girmesini engelleyemediği için silahla kovalanmıştır. Kurtulmak için yüzme bilmediği halde kanala atar kendini. Kanal boyu suyun üzerinde sürüklenen Ramo'yu, aynı köyden başka bir ağa kurtarır. Ramo, "Yüzmeyi hâlâ bilmiyorum. O günden beri de sudan korkarım" diyor.Daha beter bir olayda Küçükelmalı Köyü'nde geçer Ramo'nun başından. Yanında çalıştığı ağa ile birlikte iki kişi, köyden hayli uzağa götürdükleri Ramo'yu önce feci biçimde döverler, sonra da jandarmaya teslim ederler. Ramo, burada öğrenir hırsızlık yaptığını! Hemen anlar, yanında çalıştığı ağaların kendisine para vermemek için "hırsız" diye karakola teslim ettiklerini. Karakolda çalıştığı köyün muhtarının kefaletiyle serbest kalır. Ramo, o günden bugüne birçok köyde birçok ağanın yanında çalışmaya devam eder, karın tokluğuna. Hâlâ Ceyhan köylerinde çobandır o.Ceyhan köylerinde çobanlık yapan yüzlerce marabanının öyküsüdür bu. Ama onların çoğu Doğu'dandır. Ramo ise İç Anadolu'dan gelmiştir. Ramo'ya iyi davrananlar da olmuştur elbet. Ramo yaşadıklarından dolayı, "Kaygıyı, tasayı yitirdim. Tek dostum yalnızlığım. Bayram nedir, seyran nedir bilmem. Bayramlarda bile odama çekilir, bana ayrılan küçük bekçi kulübesinde yatağıma uzanır ve düşünürüm. Ağa'nın geleni gideni var. Rahatsız etmek istemem" diyor. Ramo'nun "Düşünürüm" dediği de garipliği, yoksulluğudur...Romanlarında, sarı sıcağı, sivrisineği, sıtması ve ağaları ile kırılan bir halkın yerleşik hayata sancılı geçişini anlatılır Yaşar Kemal. Çukurova'ya gelen çocuk, genç, yaşlı onbinlerce tarım işçisi her yaz yaşıyor bu kırılmayı. Çukurova da çalışmadığı köy kalmayan ve ağalardan çok çeken Ramo da, bu romanlardan bir karakter gibi. Kölelikten bir farkı olmayan çalışma koşulllarına karşı bu yaz grev yapan ve kazanan tarım işçileri de; yeni "İnce Memed"leridir Çukurova'nın...
www.evrensel.net