Fotoğraf: AA

Söz ve karar hakkı kimin?

Tüm Bel-Sen Genel Sekreteri Veli Baydur, 29 Eylül'deki Olağanüstü Tüzük Kurultayı'nda seçim sistemi değişince, görevinden alındığını söyledi.

Söz ve karar hakkı kimin?Şengül KaradağTüm Bel-Sen Genel Sekreteri Veli Baydur, yönetim kurulu tarafından, görevinden alınarak Genel Eğitim Sekreterliği'ne getirildi. Baydur, görevden alınmasının, "kişisel hırsın örgüt iradesi ve çıkarları üzerinde tutulmasının bir sonucu" olarak gerçekleştiğini söyledi. Baydur, genel merkez yönetimindeki görevinin değiştirilmesiyle sonuçlanan sürecin, tüzük değişikliği kararının alınmasıyla başladığını belirtti. "Sahte sendika yasası" olarak bilinen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendika Yasası'nın çıkmasıyla, memur sendikalarının tüzük değişikliği yapmaları zorunluluğunun ortaya çıktığını hatırlatan Baydur, şunları anlattı: "14-15 Temmuz'da yani yasanın yürürlüğe girdiği 13 Ağustos 2001 tarihinden önce yaptığımız 16. Başkanlar Kurulumuz, tüzük değişikliğinin, yasal zorunluluklara hapsolmadan, fiili ve meşru mücadele temelinde ele alınmasını kararlaştırdı. Başkanlar Kurulu'nun bize verdiği yetkiye göre bir taslak hazırlayarak, bu taslağı örgütlerimize gönderdik. Tüzük değişikliğinin teknik yönü için uzman ve hukukçulardan oluşan bir teknik kurul oluşturduk, örgütsel yönünü ise üyelerimizden gelen kararlar belirleyecekti."

Başkan nasıl seçilsin!Ancak merkez yönetim kurulu tüzüğün bir maddesinde anlaşma sağlayamadı; seçim sistemini düzenleyen 21 maddede. Bugün kadar genel başkan tek derece ile yani diğer merkez yönetim kurulu üyelerinden ayrı seçiliyordu. KESK'in hiç bir sendikasında olmayan bu uygulamaya karşı görüşler vardı. Sonuçta bu maddenin "örgütte üç seçenek halinde tartışılması" kararı alındı. Birinci seçenek tüzükte var olan biçimiyle kalması, ikincisi genel başkanlık gibi tek tek sekreterliklerin genel kurulda belirlenmesi; üçüncüsü de MYK'nın tek liste olarak seçilmesi ve görev dağılımının MYK içinde yapılması.Böylece ortaklaşılan taslak şubelere gönderildi ve 6 bölgede merkez yöneticilerinin de katıldığı toplantılar yapılarak, üyelerin görüş ve önerileri alındı. Bu bölge toplantılarından seçilen 3'er kişi, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, uzman ve hukukçuların katılımıyla merkezde oluşturulan Tüzük Komisyonu'nun çalışmalarına katıldılar. Böylece son şekli verilen taslak metinde, genel başkanın diğer MYK üyeleriyle birlikte seçilmesi ve daha sonra görev dağılımı yapılması seeçeneği yer aldı.

Üç kez toplandılar"Genel başkan ve taraftarları, seçim sisteminin örgütten bu şekilde geçmesini kabullenemediler" diyen Baydur, "yasa gereğince değişmesi zorunlu olmadığı" gerekçesiyle sözkonusu maddenin genel kurula bırakılmasını istediklerini belirtti. Bu itirazlar tüzük kurultayına daha doğrusu kurultaylarına da yansıdı. Çünkü tüzük genel kurulu üç kez toplanmak zorunda kaldı. İlkinde delege salt çoğunluğu sağlanamadığı için karar alamadan dağılan Tüzük Genel Kurulu, ikincisinde verilen iki ayrı önergenin de yeterli oy alamaması sonucu yapılamadı. Önergelerden biri Merkezi Tüzük Komisyonu'nun hazırladığı taslak üzerinden tüzük kurultayının yapılması diğeri ise yasal zorunlulukların gerektiren maddelerde değişiklik yapılarak diğerlerinin eski tüzükte olduğu gibi devam etmesi yönündeydi.Artık tüzük değişikliğinin bir an önce yapılması gerektiğinden, 29 Eylül 2001 tarihinde yapılan üçüncü genel kurula ortaklaşılan maddelerin verilmesinin kararlaştırıldığını belirten Veli Baydur, şöyle devam etti: "Bu herhangi bir üyenin önerge vermesinin önünü kapamaz. Gerekirse herkes yeni önergeler verme hakkına sahiptir, geçer geçmez bu başka bir olay. Dolayısıyla Ankara Şubesi, genel başkanın MYK içinden seçilmesi yönünde bir önerge verdi ve bu önergeye genel kurula katılan delegeler destek verdiler. Önerge geçince Vicdan Baykara ve taraftarları ortaklaşılan diğer maddelerin de altından imzalarını çekerek genel kurulu yeniden tıkamaya çalıştılar."

Teamüllere aykırıOlağanüstü Tüzük Kurultayı'nın ardından, 8 Ekim 2001 tarihinde yapılan Tüm Bel-Sen Merkez Yönetim Kurulu toplantısında, görev dağılımı gündeme getirildi. Baydur, "Seçim sistemiyle ilgili maddenin geçmesine katkı sunulduğu ve güven ilişkisinin ortadan kalktığı" gibi gerekçelerle toplantı gündemine getirilen görev dağılımına karşı çıkan Genel TİS Sekreteri Erdoğan Tetik ve Genel Hukuk Sekreteri Nezahat Akkoç'la birlikte toplantıyı terkettiklerini kaydetti. Genel Başkan Vicdan Baykara ile diğer merkez yöneticileri Kenan Çelik, Yusuf Şarklı, Erdal Bozkurt, Yusuf Alınpak, Semiha Karakaya'nın oylarıyla, Veli Baydur genel sekreterlik görevinden alınarak, Genel Eğitim Sekreterliği'ne getirildi. Toplantının ardından Veli Baydur, Erdoğan Tetik, Nezahat Akkoç'un imzasıyla yapılan şerh açıklamasında, "Sendikamızın çıkarlarıyla ilişkilendirilecek en küçük bir kanıt ortaya konulmadan yapılan bu değişiklik, ancak değişiklikte imzası bulunanların kişisel çıkarlarıyla gerekçelendirilebilir. Demokratik işleyişe ve teamüllere tümüyle aykırı olan ve örgüt menfaatlerine ters düşen bu karar, sendikalarımızın ve KESK'in geleceği açısından kaygı vericidir. Hiç kimsenin bu örgütü kendi kariyeri ve kişisel hırsları için kullanma hakkı yoktur" denildi. Baydur, bürokratik tutum ve kişisel hırslar nedeniyle üç kez yapılan genel kurula gidip gelen delegelerin ve sendikanın zarara uğratıldığını belirterek, "Ayrıca bu süreçte bölgeler arasında tartışma başlattılar. Özellikle OHAL'le ilgili madde üzerinde. Üstelik Merkezi Tüzük Komisyonu'nun ortak kararıyla geçmesine rağmen. Bazı bölgelerimizdeki şubelere 'sendika elden gidiyor, Kürtler hakimiyet sağladılar' şeklinde giderek, üyelerimizi bölgecilik temelinde karşı karşıya getirmeye çalıştılar" dedi. İşini iyi yapmadığına dair hiç bir eleştiri ve kanıt olmamasına rağmen görevden alınmasını "anti demokratik ve darbe" ifadeleriyle nitelendiren Baydur, "Biz örgütün iradesinin tanınmasını istedik. Bu seçim sisteminden daha önemliydi. Ama kariyer ve kişisel hırs örgütün iradesi ve çıkarları üzerinde tutuldu. Sık sık 'söz karar yetki tabanındır' ilkesiyle hareket ettiklerini söyleyenler, sendikal demokrasiyi uygulamıyorlar. Bu tutum, yeni yasanın da çıkmasıyla buralarda palazlanma isteği değilse ne ile açıklanabilir?" diye sordu.
www.evrensel.net