Almanya'nın toplama kampları

Çeşitli gerekçelerle yerlerini, yurtlarını geride bırakarak başta Almanya'ya yeni bir hayat kurmak için giden insanlar 21. yüzyılın toplama kamplarında ağırlanıyor.

Almanya'nın toplama kamplarıHacer Yücel Alman hükümeti iltica telebiyle kendilerine başvuran mültecileri 21. yüzyılın toplama kamplarında ağırlıyor. Toplama kamplarındaki her sabah sayılan mülteciler, dışarı çıkabilmek için 15 mark ödüyor, üst üste birkaç gün kampa gelmedikleri zaman aç bırakılarak cezalandırılıyorlar. Ayda 80 marklık yardım alan mülteciler kamp dışında polis tarafından yakalandıkları zaman ise 100 mark ceza ödemek zorunda bırakılıyor, ödeyemedikleri takdirde tutuklanıyorlar. Mültecileri kamplara hapseden Alman hükümeti, bu insanların iltica başvurularını kabul etmemek için ise her yola başvuruyor. Bu kapsamda Türkiye'den gidenlerin iltica başvuruların kabul etmemek için Türkiye'yi "güvenli ülkeler listesi"ne aldı. Almanya'da mülteci kamplarında 16 yıl sosyal danışmanlık yapan Hamide Scheer ise, mültecileri "Ne yaşıyor ne de ölüyor" cümlesi ile anlatıyor.

Havayolu ile girmek gerek Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği (BMMYK) mültecileri "haklı nedene dayanan ırk, din, uyruk, siyasi görüş ve bir sosyal gruba üyelik nedeniyle zulüm korkusu yaşayan; ülkesi dışında bulunan kişi" şeklinde tanımlıyor. Bu tanıma 1969 yılında imzalanan Afrika Birliği Mülteciler Sözleşmesi ile 1984 yılında imzalanan Kartagena Deklarasyonu ile savaş ya da iç savaş nedeniyle kaçmış insanlar da eklendi. Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası'nın 16. Maddesine göre ise ülkesinde politik takibata uğrayanlara politik iltica hakkı veriliyor. Ancak Kohl hükümeti son görev yılında bu yasaya ek maddeler ekleyip uygulamayı iyice zorlaştırdı. Bu yeni düzenlemelerle Almanya'ya bir başka ülke üzerinden gelenlere iltica hakkı tanınmıyor. Almanya'ya iltica edebilmek için havayoluyla Almanya'ya giriş yapmak gerekiyor.

Türkiye güvenli ülkeler listesinde İltica başvurusunda bulunan mültecileri kabul etmemek için her yolu deneyen Alman hükümetinin ikinci yöntemi ise Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan "güvenli ülkeler listesi" oluşturuyor. Bu listede Türkiye de bulunuyor. Buna göre Dışişleri Bakanlığı'nın ülkelerin güvenli olup olmadığı yönünde iltica mahkemelerine rapor hazırlıyor. Türkiye ile ilgili olarak hazırlanan son raporda "Türkiye'nin demokratikleştiği, işkence olaylarının azaldığı ve işkence görenleri tedavi edecek merkezlerin bulunduğu" iddia ediliyor. Alman hükümetinin rapor yalanını yine kendi doktorları ortaya çıkarmıştı. Raporla ilgili olarak araştırma yapmak üzere Türkiye'ye gelen ve gazetemize bir açıklama yapan Alman Kadın Dayanışma ve Terapi Merkezi'nde çalışan Psikolog Sigrid Voniuckel ve Avrupa Etnoloji Enstütisü'nde çalışan Etnolog Dokor Sabine Hess, raporda bahsedilen tedavi merkezlerini göremediklerini ve bu raporun pek çok iltica davasını olumsuz sonuçlandırıcağını söylemişlerdi. Doktorlar Alman hükümetinin iltica başvurularını kabul etmemek için her yola başvurabileceğini de belirtmişlerdi. Türkiye ile ilgili olarak daha önce hazırlanan roparlar ise iltica mahkemelerinde "Geldiğiniz ülkenin doğusunda insan haklarının ihlal edildiği doğru, ancak batıya giderseniz orada baskının o kadar yoğun olmadığını göreceksiniz" şeklinde kararların çıkmasına neden olmuştu. Bu uygulamalar sonucu ise Türkiye'den gelen mültecilerin sadece yüzde 2'si iltica hakkını elde edebiliyor.

'Diğer ülkelere gidebilirler'Alman hükümetinin Afgan mültecilere karşı uyguladığı yöntem ise çok ilginç. İltica mahkemelerinde Afgan mültecilerin iltica başvuruları "Talibanların tüm ülkeye hakim olmadıkları göz önüne alındığında devlet tarafından siyasi bir takibatın mümkün olmadığı söylenebilir. Ayrıca bölgedeki ülkelere sığınma olanakları da bulunmaktadır" gerekçesi ile reddediliyor. Almanya 2000 yılı içinde iltica başvurusunu kabul ettiği Afgan mülteci oranı yüzde 0.9 oranında.
www.evrensel.net