Ekonomik kriz

Ekonomik kriz

   'örnek ülke' İsviçre'yi de sarsıyor

Ekonomik kriz
   'örnek ülke' İsviçre'yi de sarsıyorErcan KoçKişi başına düşen gelir açısından dünya sıralamasında Lüksemburg'dan sonra ikinci konumda yer alan İsviçre, son yıllarda ciddi krizler yaşıyor. Makina ve elektronik sektöründe süren durgunluğa Swissair'in iflası eklendi. Kısacası, işsiz sayısının düşüklüğü ve refah düzeyiyle ile dünyanın ilgisini çeken çikolata ve peynir ülkesi İsviçre, bağlı olduğu uluslararası kapitalist sistemdeki yapısal hastalıklardan korunamadı, konuramazdı da. Devlet yöneticilerinden kirli para aklayan bankacılara, çok bilmiş ekonomi uzmanlarından kanton yöneticilerine kadar herkes elbirliğiyle batırdıkları Swissair'in yükünü dünya çapında 27 bin Swissair çalışanına yüklemeye çalışıyorlar.

Çözüm işten atmak!Ve çarsamba günü sadece İsviçre içinde işten atılacak 4700 çalışandan 900'ü, bu kararı posta kutularındaki mavi zarfları açtıklarında öğrendi. Şimdi bu emekçiler kasım ayı maaşlarını alıp alamayacaklarını dahi bilmiyorlar. Çalışanlara, Swissair'in ödemesi gereken sosyal haklarını da ancak 2002'nin Mart ayında alabilecekleri bildirildi, şirketin iflas işlemleri ancak mart ayının sonunda tamamlanıyormuş! Swissair yöneticileri hatalarını devlete milyarlar ödeterek kapatmaya çalışırken, maaşların ödenmesi için kıllarını kıpırdatmıyorlar. Çalışanların ne önemi var ki!

Büyüme oranı düştü Uzmanlara göre, şu anda ülkede yüzde 1,8 olan işsizlik oranı gelecek yıl yüzde 2,5'e ertesi yıl da yüzde 2,6'ya çıkacak. Uzmanlar, 1992 yılında yaşanan krizi hatırlatarak işsiz sayısının bir anda 100 bini bulacağını söylüyorlar. Ülkenin en büyük bankası olan UBS uzmanlarınca kamuoyuna sunulan raporda ekonomide de daralmalar yaşanacağı, büyüme oranının düşeceği belirtiliyor. Büyümedeki esas engelin ABD'de yaşanan kriz olduğu ifade edilerek bu yıl için daha önce öngörülen büyüme oranı yüzde 2,1'den yüzde 1'e çekildi. 2002 için belirlenen büyüme oranı da yüzde 2,16'dan 1,63'e indirildi. Basel kantonunda savaşa ve faşizme karşı yapılan bir eylem sırasında göstericilerden biri duvara şu sloganı yazıyordu: "Kapitalizmin hatası yok, onun kendisi bir hata."

Doğru söze ne denir...Kapitalizmin kendisi ekonomik krizlerin, açlığın, yoksulluğun anası. Kriz, işverenler için yeni firsatlar yaratıyor. Burjuvazi şimdiden bu fırsatı kullanarak çalışanlara karşı saldırıya geçti bile. Ülkenin ihracat oranının yüzde 9,3'lerden yüzde 8,9'lara inmesi, işverenler ve devlet için emekçilerin taleplerini reddetmenin bahanesi yapıldı. İşçi sendikalarının talepleri "Krizdeki ekonomimizin gerçeklerine uymuyor" denerek geri çevrildi.Yaz aylarında sendikalar bu yıl yapılacak ücret artışlarının en az yüzde 5 olması gerektiği konusunda uzlaşarak toplusözlesme görüşmelerinde bu rakamı gündeme getireceklerini açıklamışlardı. Ancak işveren örgütleri bu talebi "zorlama ve gerçek dışı" buldu. İşten atılmaların yoğunlaşmasıyla mevcut yoksullaşma da artarak ağırlığını daha fazla hissettirecektir. Artık iş sahibi olmak da yoksulluktan kurtulmak anlamına gelmiyor. Caritas yöneticilerinden Jürg Krummenacher'in verdigi bilgilere göre yaklaşık 390 bin ile 710 bin arasında insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı İsviçre, "sosyal devlet" olmaktan çıktı. Devlet kuruluşu Bundesamt für Statistik'in de itiraf etigi gibi, çalışan tüm işçilerin yüzde 7,5'i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Kurum, bunun işçilerin az çalışmasından kaynaklanmadığını da belirtiyor. Bilakis, yüzde 7,5'i oluşturan 250 bin işçinin 180 bini tam gün ve en az sekiz saat çalışıyorlar ve yine de geçinemiyorlar.Yosulluk riski taşıdığı ifade edilen grupların başında en az iki çocuklu aileler ve yabancı emekçiler geliyor. Cinsiyet açısından bakıldığında kadınlar daha büyük risk altında. İsviçre'de çocuk sahibi olmanın başlı başına yoksulluk riski oluşturduğunu belirten Krummenacher, bugün ülkede 120 bin çocuğun yoksulluktan kaynaklı olumsuz sonuçlardan etkilendiğini duyurdu. Krummenacher, buna çocuksuz ailelerin yüzde 20 ile 30 kadarının "iyi bir aile kurmak için yeterince ücret alamamalarından" dolayı çocuk yapmaktan çekindiklerini açıkladıklarını da ekledi.Yoksulluğun ve işsizliğin artışına paralel olarak, meslek hastalıklarında da artış görüldü. Ekonomi İçin Devlet Sekreterliği (SECO) adlı kuruluş, yaptığı araştırmada, bu yıl iş kazaları ve meslek hastalıkları için 4,2 milyar İsviçre Frankı harcandığı, işyerlerinde oluşan tüm rahatsızlıkların dahil edildiğinde bu rakamın 8 milyar franka çıktığı belirlendi. İşyerlerinde, stresten kaynaklı hastalıklarda da bir artış gözlendi. İşverenler örgütünün başkanı Peter Hasler'in araştırmaya tepkisi, stres ve meslek hastalıklarının artışının "o kadar da önem taşımadığı" şeklinde oldu. İsviçre devleti ve işverenler, emekçilerin tedavi masraflarını da üzerlerinden atmak istiyor. Sağlık sigortalarının primleri bu yıl yüzde 10 oranında artırıldı. Emekçilerin sağlığının ne önemi var ki!

Sıcak sonbaharBütün bu yaşananlara karşı, emekçiler seslerini yükseltmeye çalışıyor. Ancak özelikle makina ve metal işkolunda devam eden 60 yıllık "iş barışı" sendikaların ve işçilerin zinciri kırmalarını zorlaştırıyor. 1937 yılında uygulamaya konan grev yasağının üzerinden 64 yıl geçmiş olsa bile, sendikalar saldırılara grevle yanıt verme geleneğinden yoksunlar. Sendikacıların "tutuk" davranması, işçi sınıfının da mücadele isteğini frenliyor. "İş barışı" yasası 2000 yılında parlamentoda görüşülerek kaldırılmış olsa da, metal ve makina işkollarında ağırlığını koruyor. Diğer işkollarındaki işçiler, gösteriden greve çeşitli mücadele biçimleriyle saldırılara karşı koyuyorlar.Önümüzdeki aylarda yapılması planlan eylemlerin sıklığı ve sendikalardaki hareketlenme, "sıcak sonbahar" belirtileri veriyor. Sendikalar geçtiğimiz hafta Basel'de dökülerek yüzde 5 maaş artışı talebinde ısrarcı olduklarını gösterdiler. 9 Kasım'da Cenevre'de yapılacak merkezi yürüyüş ve mitingde işçiler taleplerini bir kez daha gündeme getirecekler. 14 Kasım, yapı işçilerinin ulusal eylem günü; aynı gün sağlık çalışanları sokaklara çıkacak; 19 Kasım'da demiryolu işçileri yürüyecek. Böyle bir dönemde, GBI.SMUV ve VHTL sendikalarının ortaklaşa çıkaracakları işçi gazetesi WORK de, önemli görevler üstlenecek. 15 günde bir yayınlanacak gazete için 110 bin tiraj hedefleniyor.
www.evrensel.net