İşçi komitesini kuruyor

İşçi komitesini kuruyor

IMF'nin dayattığı bütçe ile işçi ve emekçilerin haklarına yönelik saldırıların artacağını belirten Sümerbank işçileri, komite kurarak mücadeleyi tabana yaymaya çalışıyor.

İşçi komitesini kuruyorMuzaffer ÖzkurtBakırköy'de kurulu olan Sümerbank Fabrikası işçileri kurdukları komite ile eylemlere en iyi şekilde hazırlanmayı hedefliyor. Komite üyesi işçiler 2002 yılı bütçesine ve haklarına yönelik saldırılara karşı kendi içlerinde birlik sağlamanın dışında diğer fabrikalardan işçilerle irtibata geçerek bu örgütlülüğü genişletmek istediklerini söylediler. Komitenin uzun vadedeki hedefi ise, tabandan tavana doğru giden bu örgütlülüğü diğer işkollarına da yayarak uzlaşmacı ve saldırılara karşı sessiz kalan sendikaları, mücadeleci sendikacılığın gereğini yerine getirecek bir şekilde yeniden örgütlemek. 2002 yılı bütçesini ve komitenin amaçlarına ilişkin komitede çalışan işçilerle görüştük. - Bütçeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?Necla Ocak: 2002 yılı bütçesinin hortumcu bütçesidir. Zam yap, maaşını ödeme, ikramiyesini verme, tazminatını kaldır, işyerini kapat. Ek vergiler artıyor. Hükümete göre bu kazanç kapısı olarak görüyor ve sanki bunlar yapılınca Türkiye kurtulacakmış gibi gösteriyorlar. Recep Karaca: 2001 yılı sonu itibariyle borç miktarı 238 milyar dolar oldu. Bunların faiz gideri 47 katrilyon lira yapıyor. Bizden alınan vergiler bunu dahi ödeyemiyor. Bizim tazminat ve ikramiyelerimizin kaldırılmak istenmesinin nedeni de bu farkı gidermek. Haklarımızı gasp ederek ve vergileri yükselterek bunları ödeyecekler. Bu bütçe hayata geçerse fakir daha fakir, rant ekonomisiyle geçinen daha zengin olacak ve biz dibe vuracağız. İşçinin tazminatını devletle patronlar paylaşacaklar. Şahin Haspolat: Devlet hortumcuya para bulamıyor ve "Bende para kalmadı sana işçiyi hortumlatıyorum" diyor. Devlet gasp edene nasıl bir ceza veriyorsa biz de hakkımızı gasp edene aynı cezayı vermeliyiz. Bu komitedeki arkadaşların vazifesi bu eylemlerin altını doldurmak. Eylemleri tabandan harekete geçirmek için bu komite kuruldu. Murat Haşmit: Bir de zorunlu emeklilik var. Bunun uygulanması halinde şu an 875 kişiyiz bu sayı dörtte birine düşer. İşçi alımı zaten yok. IMF'nin bir hafta önce açıkladığı gibi hiçbir şekilde işçi alımı olmayacak. Refik Baydur'un kendisinin uygulayamadığı saldırıları hükümete uygulattırıyorlar. Ersan Çarkı: Bütçe IMF ve DB'nin isteği ile belirleniyor. İşbirlikçi politikacılar da uyguluyor. Bu bütçe hayata geçerse zenginin daha zengin fakirin daha fakir olduğu bir dönem olur. - Bu konuda Türk-İş ve Emek Platformu'nun eylem kararı var. Bu eylemlere nasıl bakıyorsunuz?Mehmet Tosun: Konfederasyonların samimi olması gerekiyor, ama biliyoruz ki bu haliyle 9 Kasım protestodan öteye gitmeyecektir. Sosyal Güvenlik Yasası'nın jet hızıyla nasıl geçtiğini hatırlıyoruz. Ancak konfederasyonlar tabanın eylemlerini önünü kesmek için böylesi kararlar alıyorlar. İki yıldır işgüvencesi gündemde, bu sürede 1 milyon işçi işsiz kaldı. Ersan Çarkı: Artık direniş yapmalıyız. Bu direniş günlük değil saldırılar geri alınana kadar sürmeli. Türkiye'de sermaye sınıfına karşı sendikacılar işçiyi kontrol ediyorlar. Türk-İş'in tavrı savaşa ve bütçeye karşı yapılacak eylemler yerine işçilerin birikmişliklerini boşaltmak şeklinde. Kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar var. Çünkü kararın hayat bulması için hiçbir şey yapılmadı. Biz tabii ki Türk-İş'in kararlarına uyacağız ama onun dediği gibi değil, bizim çıkarlarımıza göre yapacağız. Emeği ile geçinenlerin oluşturduğu ve bizim öncülük yaptığımız bir platform oluşturacağız. İstanbul'daki tüm sendikaları ve dernekleri dolaşarak bunu hayata geçireceğiz. Bunun için de bir komite kurduk. Ekrem Altay: 9 Kasım kararı samimi görünmüyor bize. Biz bu kararı basından duyduk. Bunu yapan insanlar şube bazında ve genel merkez bazında bilgi bile vermediler. Oysa bir kararın hayata geçmesi için tabana yayılması gerekiyor. Daha önce de genel grev yapıldı. Birçok hayati işkolu bu karara uymadı. Yurtçapında Sümerbank'larda da bu karara sadece biz uyduk. Bir de bu eylemlerin bir günlük değil haklarımızı alana kadar yapmamız gerekiyor. İlhan Karağaç: Genel greve gelince; göstermelik karar alıyorlar ve uyguluyorlar. Saldırılar artıyor ve Bayram Meral "Ayıp olmasın bir şey yapayım" noktasında. Bir karar alınacaksa bunu sonucu alınana kadar gitmesi gerekir. Filiz Aktaş: Sendikaların tutumu işçi sınıfına yakışır olsaydı durumumuz böyle olmayacaktı. Yani Güney Kore ve Arjantin'de oldğu gibi dönüşü olmayan eylemler olmalı. - Komiteden bahsettiniz. Komiteyi biraz anlatır mısınız?Ersan Çarkı: Gerek özelleştirme ve 9 Kasım kararını aldıran bütçeyle ve bunun yansımalarıyla ilgili çalışma başlatalım dedik. 4-5 tane temsilci ile bu yürümez ve gönüllü olan 10 kişiyle komite korduk. Eylemlere tabanı hazırlayacağız. Bunun dışında diğer işkollarında, fabrikalarda böyle komitelerin hayata geçmesi için çalışacağız. İşçiler katıldıkça da bu komiteyi genişleteceğiz. Bizim amacımız tüm fabrikayı komite haline getirmek. Bunu sağladığımızda da pek çok sorunu aşacağız. Murat Haşmit: Bu komitenin kuruluş amacı bir birinden kopuk olan işçi sınıfını bir araya getirmek. Bu sadece Sümerbank'la ilgili değil. Özel sektörde çalışan işçilerle de birlikte olmak. Bu hedef için görev dağılımı yaptık arkadaşlarla. Bizce en korkunç olan örgütlü insanların git gide örgütsüzleşmesi. Bu kopukluğu da içine alarak geniş perspektifle sendikaların da birlikte hareket etmelerini sağlamak için kurulmuş bir komite. Bunun içinde herkes olabilir. Murat Haşmit: Sümerbank işçisi eylem yaparken diğer işçi arkadaşlarımız getirilmiyor. Bu arkadaşlarımızla bir araya gelmek istiyoruz. Şişecam işçisi eylem yaptığında biz de destek vermeliyiz. Aynı şey biz eylem yaptığımız zaman için de geçerli olmalı. Şubeler ve genel merkez düzeyinde, işyeri baştemsilciliklerinde gerekirse geceleri kahvelerde işçilerle buluşarak, anlatarak toplu bir hareket başlatmalıyız. Sümerbank işçisi tek başına eylem yaptığında etkili olmuyor. Kopuğuz çünkü. Bir konfederasyon karar aldığında diğerleri uymuyor. Genel grev kararı alıyorlar asıl can damarı işkolları çalışıyor. sosyal güvenlikte de aynı tutum nedeniyle kaybettik. Şahin Haspolat: Diğer işçilere "Arkadaş" diyeceğiz "Bayram Meral'in tazminatı gitmiyor, bizimki gidiyor", "Bana yapılan saldırı sana da" diyeceğiz. Yani "Baştaki danışıklı dövüş yapsa da biz buna kanmayacağız" diyoruz. Necla Ocak: Özel sektörde pek çok çalışan daha tazminatların kaldırılmak istendiğini bile bilmiyor. Biz de uyandırabildiğimiz kadar işçiyi uyandıracağız. Gülhanım Bayram: Fabrikamız için ekmeğimiz için elimizden geleni yapacağız. Diğer işçileri de uyarıp hep beraber hareket etmeyi anlatarak örgütlenmek istiyoruz. Yoksa ülke battı. Halk olarak hepimiz tepkimizi göstermeliyiz.
www.evrensel.net