Sistemle hesaplaşamadık

Sistemle hesaplaşamadık

İzmir Barosu Çetelere Karşı Hukukun Üstünlüğü Komisyonu Üyesi Avukat Ercan Demir, Susurluk davasının zamanaşımına uğrayabileceğine dikkat çekti.

Sistemle hesaplaşamadıkHacer Yücel İstanbul 6 No'lu DGM'nin Susurluk davası için verdiği mahkûmiyet kararının, Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından bozulması, hukukçuların tepkisine neden oldu. İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, Diyarbakır Baro Başkanı Mustafa Özer ile İzmir Barosu Çetelere Karşı Hukukun Üstünlüğü Komisyonu Üyeleri Avukat Cemal Doğan ve Ercan Demir, dava sürecini ve Yargıtay kararını gazetemize değerlendirdiler.

'Gizlilik bahane'Yargıtay'ın kararına tepki gösterenlerin başında Susurluk davası eski hakimlerinden Sedat Karagül geliyor. Karagül, sanıkların gizli celse istemlerinin yerine getirilmemesi yönündeki gerekçe için "Dava kamuoyuna mal olmuştur. Kapalı kapılar ardında görülmesi uygun olmaz" dedi. Karagül, mahkeme başkanı olduğu dönemde sanıklara bildiklerini söylemeleri yönünde baskı yaptıklarını, sanıkların yazılı olarak ifade verme imkânlarının da bulunduğunu belirterek sanıkların konuşma gibi bir niyetlerinin bulunmadığını belirtti. Karagül, Topal davasının kararının beklenmediği yönündeki gerekçenin de gereksiz olduğunu, çünkü iki davanın sonuçlarının birbirini bağlamadığını dile getirdi. Karagül, "Bizim baktığımız dava çete kurmaktı. Bu başlı başına bir suç zaten" diye konuştu.

'Yargı aşamasında kapatıldı' Kararı gazetemize değerlendiren İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman ise, gizli duruşma yapılıp yapılmadığı durumunun önemli olmadığını belirterek, "Susurluk olayının dava sürecinde Kıbrıs'taki bankalarla ilgili araştırma yapılmadı, karaparanın nasıl aklandığı araştırılmadı, İsrail'deki kumarhanelerle Türkiye'deki kumarhanelerin bağlantısı incelenmedi. Yani bu ve buna benzer pek çok şey araştırılmadı" dedi. Kaza ile su yüzüne çıkan ilişkilerin tamamen ortaya çıkartılması için yargının uğraşması gerektiğini, ancak yargının bunu yapmadığını dile getiren Yücel, "Bu açıdan Susurluk dava aşamasında kapatıldı" diye konuştu.

'Sanıklar kurtarılmaya çalışılıyor'Diyarbakır Baro Başkanı Mustafa Özer, Susurluk'un ortaya çıkmasından sonra halkın devlete "Derin devlet istemiyoruz" dediğini belirterek, gelinen aşamaya bakıldığında halkın bu isteğini unuttuğunun görüldüğünü söyledi. Özer, Susurluk davası için verilen bozma kararının ise siyasi olduğunu belirterek, sanıkların zaman aşımı ya da başka bir yöntemle kurtarılmaya çalışıldığını kaydetti. Ömer Lütfi Topal davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığını dile getiren Özer, Susurluk davasının başlı başına bir dava olduğunu ifade ederek "Bu sanıkları aklamaya çalışmaktan başka bir şey değildir" diye konuştu. Özer, Susurluk olayı sonrasında toplumda oluşan dinamizmin ise ortadan kaybolduğunu, yani Susurluk'in kendisinin gittiğini, adının kaldığını söyledi. İzmir Barosu Çetelere Karşı Hukukun Üstünlüğü Komisyonu Üyesi Avukat Ercan Demir, Yargıtay'ın kararının neden olabileceği zamanaşımı süresinden bahsederek, polislerin bütün işkence ve infaz davalarının zamanaşımından sona erdirildiğine dikkat çekti. Demir, zamanaşımının kimin için işlediğini iyi bilinmesi gerektiğini söyledi. Demir, Susurluk davasının yargılanmasının tam anlamı ile yapılamadığı, pek çok olayın üstüne gidilmediğini de belirtti. Demir, yargılama aşamasında siyasal sistemin bir uzantısı olan çeterle hesaplaşmaya gidilmediğini, bu sistemin birkaç kişiden ibaretmiş gibi gösterilmeye çalışıldığını aktardı.

'Vazgeçmemeliyiz'Aynı komisyonun üyelerinden Avukat Cemal Doğan ise, kararın kendisi için süpriz olmadığını, beklediği bir şey olduğunu söyledi. Karardan dolayı karamsarlığa girilmemesi gerektiğini dile getiren Doğan, her işkence, banka hortumlama, infaz olayının bir 'Susurluk' olduğunu ifade etti. Doğan "Yani kısacası günlük hayatın her alanında Susurluk sürüyor. Şeklen yapılan yargılamalar tarihin sayfalarında yerini alıyor. Ve bir gün tarihe tanıklık edecekler. Susurluk süreci devam ediyor. Her olayda bu süreçle savaşmalıyız. Vazgeçmemeliyiz" dedi.
www.evrensel.net